23 Temmuz 2017 Pazar28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:54Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:38Yatsı 22:19
    • 28°C Adana
    • 33°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 22°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 20°C Ankara
    • 34°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 26°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Seçimin sonuçlarını nasıl okumalı?

Abdulkadir Özkan

Rakamlar ortaya çıktığına göre seçimin sonucunu okumaya gerek var mı denebilir. Var... Çünkü, iktidar partisi yüzde 50 oy almasına rağmen 2002'de aldığı yüzde 34'lük oy oranı ile çıkardığı milletvekili sayısının çok gerisinde kalmıştır. Bırakın tek başına referanduma ihtiyaç duymadan yeni anayasa hazırlamayı referanduma dahi götürecek sayıya ulaşamamıştır. Bu durum iyi mi olmuştur kötü mü? Elbette olaya bakış açısına göre verilecek cevap farklılık arz eder. Daha önceki yazılarımda zaman zaman belirtmeye çalıştığım gibi yeni bir anayasa hazırlanması ihtimali bu seçim sonuçlarına göre çok zayıflamıştır. Sanıyorum bu da Başbakan'ın işini kolaylaştıracaktır. Çünkü, Başbakan seçim kampanyası sırasında yaptığı açıklamalarda milletten yeni bir anayasa yapmak için 367 ve üzeri milletvekili istemişti. Halbuki başka açıklamalarında da seçim sonuçları ile ilgili partisinin 315-335 arasında milletvekili çıkaracağı tahmininde bulunmuştu. Bu farklı tahmin ve istek bana Başbakan'ın yeni bir anayasa yapma hususundaki isteksizliği gibi gelmiş ve bu düşüncemi de sizlerle paylaşmıştım. Çünkü, hazırlanacak yeni bir anayasa konusunda ortaya çıkan Meclis aritmetiği gösteriyor ki uzlaşma da zor olacaktır. Çünkü uzlaşma hangi noktada olacaktır, bu noktada CHP, MHP ve BDP'lilerin uzlaşma noktası ile iktidarınki buluşacak mıdır? Bu buluşmayı sağlamak kolay olacak mıdır? Elbette yeni bir anayasa hazırlamanın zorlukları vardır ve bu göze alınmadan uzlaşma sağlamanın da imkanı yoktur. Uzlaşma toplumda bir kesimin diğer kesime teslim olması gibi algılanacak olursa, böyle bir ihtimal ortaya çıkarsa yeni anayasa hazırlamak mümkün olabilir mi?

Kısacası ülkemizde bazı konularda uzlaşma sağlamanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Hatta diyebiliriz ki toplumumuzda tek uzlaşma noktası uzlaşmamak şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan Başbakan seçimlerin ardından yaptığı konuşmada her ne kadar uzlaşarak yeni bir anayasa yapmayı öncelikli hedefleri olarak ilan etmiş olsa da sanıyorum daha önce yapılmış olan anayasa değişikliği ile toplum olarak yetinme durumunda kalmamız söz konusudur.

Bu bakımdan bu dönemde iktidarın ekonomi, bu alanda da cari açık ve işsizlik üzerinde yoğunlaşması daha yararlı olacaktır. AK Parti iktidarının uyguladığı ekonomik politikalar sonucu cari açık ve işsizlik ciddi bir sorun haline gelmişse aynı iktidar döneminde bu sorunların giderilmesi mümkün olabilir mi? Elbette olabilir ama 9 yıldır uygulanan politikalarla değil. Politika değişikliği ise bazı rizikoları üstlenmeyi gerektirir. Rantiyenin değil toplum kesimlerinin refahını ön plana alacak yeni politikalar hem iç hem de küresel sermaye çevrelerinin tepkisi ile karşılaşabileceği için yeni bir politika belirlenmesi söz konusu olduğunda bunları göze almak gerekir. Çünkü gelinen noktada artık cari açığın giderek tehlikeli bir boyuta ulaştığı her kesim tarafından dile getiriliyor. İşsizlik ise giderek özellikle genç nesilleri ümitsizliğe sevk ediyor. Eğer gençlik geleceğimiz ise bu soruna acilen çözüm bulunması gerekiyor... Bu arada önemli bir sorunda milli gelir dağılımında yaşanıyor. Üstadın ifadesi ile 'dokuz kişiye bir pul, bir kişiye dokuz' şeklinde bir dağılım hayatı yaşanılmaz hale gelmiştir. İki seçmenden birinin oyunu alan iktidara da bu dengesizlikleri düzeltmek görevi düşüyor.

Geçmişe takılıp kalmanın anlamı yoktur. Seçim sonuçlarını herkesin kendine göre yorumlaması, kendini kazançlı görmesi yada kaybına gerekçe bulması mümkündür. Ancak, gün kim ne kadar kazandı, kimin de ne kadar kaybettiği günü değildir.

Özellikle bu seçimlerden kayıpla çıkan Saadet Partisi'nde tüm yetkililer ve ilgililerin bir muhasebe yapmaları gerekiyor. Ahde vefa ve Milli Görüş hareketinin gelecekte güçlenmesinin yolu buradan geçiyor. Söz gelimi Milli Görüşçüyüm diyen herkesin hangi noktada bulunurlarsa bulunsunlar kendi kendilerine "Bu seçim kampanyası boyunca yapmam gerekeni gücüm ölçüsünde yaptım mı?" diye sorması gerekiyor. Aksi halde hem ahde vefasızlık etmiş olurlar hem de seçim kampanyası süresince gecelerini gündüzlerine katarak, pek çok olumsuzluğa katlanarak çalışmış olan başta gençlerimiz ve hanım kardeşlerimizin seçim gecesi döktükleri göz yaşının sorumluluğunu taşımaları mümkün olmaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.