26 Temmuz 2017 Çarşamba29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:58Güneş 05:47Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:35Yatsı 22:15
    • 36°C Adana
    • 38°C Adıyaman
    • 33°C Afyon
    • 33°C Ağrı
    • 37°C Amasya
    • 33°C Ankara
    • 32°C Antalya
    • 32°C Artvin
    • 35°C Aydın
    • 37°C Balıkesir
  • BIST: 107.439 0.37
  • Altın: 142,531 -0.69
  • Dolar: 3,5528 -0.30
  • Euro: 4,1372 -0.37

Seçim sonuçları rakamlardan ibaret değildir

Abdulkadir Özkan

Seçim sonuçlarını genellikle partiler kazanıp kaybetme noktasından değerlendiriyorlar. Medyada bu rüzgara kapılınca toplumda bir takım rakamlara takılıp kalıyor. Halbuki seçim sonuçlarının incelenmesi gereken başka boyutları da var ve bekli de en önemli boyutları hesap dışında tutuluyor ya da gözden kaçıyor/kaçırılıyor.

Her seçimin kazanını ve kaybedeni olacaktır. Olay sadece rakamlara indirgendiğinde ise işin sosyolojik boyutu görülemez. Halbuki son seçim kampanyası öncesi ve sonrasında yaşananlar bana göre seçimlerin rakamsal boyutundan çok daha önemli. Sizin de hatırlayacağınız gibi, seçim kampanyası boyunca arazide seçmenin nabzını tutmaya çalışan bazı meslektaşlarımızın gazetelerine geçtikleri haberlerde özellikle CHP tabanında MHP'nin barajın altında kalmasını önlemek adına dört kişilik bir CHP'li aileden iki ya da bir kişinin MHP'ye oy vermesinin kararlaştırıldığı ve röportajlarda bunu ifade ettikleri dikkatimi çekmişti. Bu arada Demirel ile CHP yönetimi arasında bir diyalogun geliştiği ve Demirel'in bazı isimleri CHP listelerinden milletvekili adayı yaptırdığı iddiaları sıkça gündeme geldi. Bu iddialar karşısında başlangıçta iki taraf da sessiz kalmayı tercih ederken seçimlerin hemen arkasından Kılıçdaroğlu bu iddiaları yalanlarken Demirel cephesinden gelen açıklamada sadece Haberal için ricacı olduğu kabul edildi. Gerçekten Demirel Kılıçdaroğlu'ndan sadece Haberal için mi ricacı oldu yoksa seçim sonrasına dönük bir planın hayata geçirilmesine yönelik adımlar mı atıldı? Kaldı ki eski Demirelciler sadece CHP listelerinde yer almamış bazı isimler MHP listelerinde de kendilerine seçilebilecek sıralarda yer bulabilmişlerdi. Bunlar için Demirel MHP'ye de ricada bulundu mu şimdilik bilinmiyor. Kimin hangi partiden aday olacağı elbette kendi bilecekleri bir iştir. Ancak, düne kadar topluma akla kara kadar farklı partiler olarak gösterilen ve takdim edilen partiler arasındaki bu geçişkenliğin sebeplerini araştırmak rakamlara takılıp kalmaktan çok daha önemlidir.

Söz gelimi CHP'nin ikinci adamı konumundaki Gürsel Tekin'in bir gazeteye yaptığı açıklamalarda, "CHP'den MHP'ye yüzde 2-3 oy kaydı" şeklindeki değerlendirmesi de CHP ve MHP arasındaki geçişkenliğin sadece Demirel'in ricasıyla sınırlı kalmadığını gösteriyor. Bu noktada Demirel'in dahil olduğu bu geçişkenliği bir bakıma CHP, MHP ve merkez sağ arasındaki bütünleşme olarak nitelendirmek yanlış olmaz sanıyorum. Bu bütünleşme ya da geçişkenlik elbette sadece son seçimlerde ortaya çıkmış değildi. Bundan önceki seçimlerde de bu geçişkenlik başlamış, geçmişin merkez sağ partileri halk nazarında itibar kaybetmeye başlamışlar bunun sonucu olarak AK Parti'de bir toplanma gündeme gelmişti. Bu noktada eski merkez sağın AK Parti'de birleşme temayülünü Demirel'in merkez sağ partiler üzerindeki oynamalarının tetikleyici olduğunu düşünmek yanlış olmaz. Bu bakımdan denebilir ki Demirel ve çevresinin eski merkez partileri kendilerine göre dizayn etme çabaları söz konusu partileri siyaset sahnesinden silmiş ortada üzerinde oynayacak siyasi parti kalmayınca sanki CHP ve MHP üzerinden yeni bir oluşumun temelleri atılmaya çalışılmıştır. Bunda ne ölçüde başarılı olunduğu şu anda net olarak ortaya çıkmış değil. Önümüzdeki günler bunu gösterecek. Ancak, kesin olan husus o ki artık eskinin merkez sağı ve radikal sağ partileri ile vesayetçi zihniyetin temsilcisi ve devlet partisi CHP arasında bir fark olmadığı net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Yeni anayasa hazırlıkları sırasında bu üç anlayışın birbirleri ile ne ölçüde birleştikleri ya da ayrıştıkları sanıyorum daha net bir şekilde görülecektir. Seçim meydanlarında yeni anayasa yapılması gerektiğini sıkça dile getiren partilerin seçimlerden sonra nasıl bir tavır sergileyecekleri sanıyorum seçim sonuçlarını doğru değerlendirme yönünde açık ipuçları verecektir. Ancak rahmetli Erbakan Hocanın yıllar önceden siyasi hayatımızı değerlendirirken, "Sağ sol yok. Bunların hepsi aynı. Birbirlerinden farkları yok" şeklindeki değerlendirmesinin gerçekliği bu seçim kampanyası vesilesiyle bir kez daha çok net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Seçim sonuçlarının bize göre en önemli sonucu budur. Rakamlara takılıp kalmak geçici bir takım sonuçlara vardırır. Çünkü, önümüzdeki seçimde rakamlar farklı olabilir ama zihniyetler üzerindeki değişme sanıldığı kadar olmuyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.