27 Temmuz 2017 Perşembe3 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:00Güneş 05:48Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:34Yatsı 22:14
    • 28°C Adana
    • 27°C Adıyaman
    • 23°C Afyon
    • 21°C Ağrı
    • 25°C Amasya
    • 22°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 24°C Balıkesir
  • BIST: 107.206 0.15
  • Altın: 143,369 -0.11
  • Dolar: 3,5533 -0.29
  • Euro: 4,1312 -0.52

Topyekûn tevbe

Ahmet Taşgetiren

Medine...


Pazartesi sabah namazında Mescid-i Nebi imamının okuduğu ayetlerden birisinin meali "Allah'a topyekûn tevbe edin" gibi bir çağrıyı ihtiva etmekteydi.

Ayetleri biraz can kulağı ile yani Kur'an ile hayat arasında mutlak bir bağ olması gerektiğine inanarak dinlediğinizde, biraz anlamlarına nüfuz gibi bir derdiniz olduğunda Kur'an içinizde ufuklar açar.

Mescid-i Nebi imamları, namazda Kur'an okurken, anlamlarına vakıf oldukları için, duygularını seslerine yüklüyor, bazen bir ayeti birkaç kere tekrar ediyor, bazen gözyaşlarına boğulup ayeti okumayı sürdürmekte zorlanıyor. Bu ayet de öyle oldu, tekrar tekrar okudu imam.

O okudukça ben, insanlar olarak kendimizi, memleketimizin rol modelleri olan siyasetçileri düşündüm. Acaba bu çağrı bize, hepimize olamaz mı? Acaba Halik Teala "Topyekûn tevbe edin" çağrısı ile insanoğluna hitap ederken, tam da bizim duymamızı irade buyurmuş olamaz mı? Ya da tüm insanlığa hitap eden ayetler, bu bütün içinde bize de seslenmiş olamaz mı?

"Helalleşme" dini bir kavramdı, o niteliği ile kültürümüze girmişti ve biz "Helalleşelim" derken, birbirimize karşı, ölçüleri aşan davranışlar sergilemiş olduğumuzu düşünmüş olmalıydık.

Aslında "Tevbe" de ölçüyü aşmış davranışlardan arınmak için insanoğlunun önüne konmuş bir imkândır.

Ölçü, Yaratan'ın tüm evrene koyduğu ölçüdür.

Yaratan, "Ölçüyü aşmayın" diye uyarmıştır.

Ama insanoğlu ölçüleri aşıyor.

Bazen ölçüyü aştığını bile bile aşıyor, bazen ölçünün ne olduğunun bilincini kaybederek aşıyor.

Ölçülerin aşılması, insana ve toplumlara bedel ödetiyor.

Düşünüyorum ki, ülke olarak ödediğimiz bedeller de, ölçüleri aşıyor olmamızdan, hatta aşmış olmamızdan kaynaklanıyor.

Göğe karşı ölçüyü aştığımızda nefes alamaz hale geliyoruz.

Yere karşı ölçüyü aştığımızda, yeryüzü bize karşı nimet veremez hale geliyor.

Şehirlere karşı ölçüyü aştığımızda, şehirler yaşanmaz hale geliyor.

Tabiata karşı ölçüyü aştığımızda tabiatın can damarı kuruyor.

İnsanlara karşı ölçüyü aştığımızda, insanlık fesada uğruyor, insanlık mazlumiyet yaşıyor.

Ülkemize karşı ölçüyü aştığımızda, ülkemiz acıdan acıya sürükleniyor.

Siyasetin ölçüsüzleşmesine ne dersiniz?

Sembolü terazi olan adaletteki ölçü sapmalarına ne dersiniz?

Seçimlerdeki üsluplarımız ölçülü mü idi?

Şimdi, yani seçimlerden henüz çıkmışken ölçülü müyüz?

Eğer ülke sancılı ise başka sebeplerle değil, ölçü aşılması yüzündendir.

Ve ülke sancılı.

Ayette Yüce Yaratıcı, "topyekûn" buyuruyor, "Tevbeyi topyekûn yapın!"

Tevbeyi ben şöyle anlarım:

İnsan kendine bakar, hayatına bakar, davranışlarına bakar, her gününe bakar, dünlerine bakar, ne giriyor hayatına, ne girmiyor? İnceler kendisini, süzer davranışlarını, sonra ölçülerle davranışları arasındaki uyum veya uyumsuzlukları gözden geçirir.

Eskiden hocalar, her perşembe akşamı, yatsı namazından sonra tevbe ve istiğfarda bulunurlardı. Şöyle hatırlıyorum:

"Ya Rabbi, elimden dilimden ve bütün azalarımdan, bilip bilmediğim üzere, kov, gıybet, hata, isyan, şirk, her ne ki vaki oldu ise ben anın cümlesinden peşiman oldum, bir dahi işlememeye azmü cezmü kasteyledim."

Böyle söylerler, tüm cemaat da hoca ile birlikte tekrar ederdi. Her hafta bu, imam ve cemaat olarak "toptan" yapılırdı.

"Tevbe"yi çok dini mi buldunuz? Öyleyse, daha seküler olsun, "Topyekûn arınma seansı" diyelim.

Meclis'e giren herkes, yüreğini temizlesin girsin.

Yanlış mı?

İçini arındırsın ve beyaz yürekle yola koyulsun herkes.

Yanlış mı?

Hele hele, topluma karşı yeni günahlar yüklenerek yola çıkmayı kimse ama kimse düşünmesin.

Buradan, Medine-i Münevvere'den, yani apaydınlık şehirden baktığımda, memleketimden gelen gölgeli manzaralar içimi acıtıyor. Ne diyeyim?

Bugün Mekk-i Mükerreme'ye doğru yola çıkıyoruz. Mirac'la buluşacağız. Rabbim kavuştursun.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.