Ağlaz

Ağlaz

Sözlerime başlarken halen Zonguldak milletvekili olarak mazbatasını aldığı halde Ergenekon davasından tutuklu olduğu için yemin edemeyen Sayın Mehmet Haberal'a gıyâbında duyduğum ve doğrusu pek izah edemediğim hayranlığı ifade etmek isterim; bana göre koca CHP'nin, dünkü açılış celsesinde mızıkçı çocuklar gibi "Yemin etmiycem işte, oh, siz de üzülün!" tavrı almasının en önemli sebebi bu sayın vekil idi; kendisi şu anda Türkiye'nin kritik değeri en yüksek iki tutuklusundan biridir; öteki İmralı'da...


Bu durumda sayın İzmir milletvekili Mustafa Balbay'a haksızlık ettiğim kanaatinde değilim. CHP, Balbay için aynı mızıkçılığı gösterir miydi, şüpheliyim biraz.

"Yemeğimi yemiycem işte, yemiycem; siz de üzülüp ağlayın!" şeklinde özetleyebileceğimiz son kararıyla CHP, parti dokusuna ve tabiatına uygun bir refleks göstermiş bulunuyor; şudur: CHP, bir şey yapmak üzere değil, bilakis yapmamak, yaptırmamak, engellemek üzerine kendini tasarlamış bir kuruluşumuzdur. Yine en iyi bildiği şeyi yaptı ve Meclis'e küstü! Öte yandan parti kararına rağmen doğrusu sayın Kılıçdaroğlu'nun da dünkü protesto kararını içine sindirdiğini sanmıyorum; "Kim itekledi beni bu havuza?" durumunu hatırlatan gergin ve çaresiz bir duruşu vardı ekranda. En azından seçimden önce Ergenekon sanığı adayların durumu hakkında söylediği, "Yargı izin vermezse Meclis'e gelemezler" sözü hâlâ arşivdeki yerinde dururken Kılıçdaroğlu'nun bizatihi canlı bir çelişki abidesi gibi görünmekten hazetmeyeceğini düşünüyordum. Yanıldım.

Mahkemenin kararını biz de beğenmedik ama beğenmesek de yargı kararıdır ve şu işe bakınız ki arşiv, sayın Kılıçdaroğlu ve sair CHP'liler tarafından telaffuz edilmiş onlarca "Yargı kararlarına herkes saygı duymalıdır" hikmetleriyle dolu. CHP'liler demek ki, işlerine geldiğinde yargı kararlarına saygı duyuyor, gelmediğinde ise, "böyle yargı anlayışına hayır diyoruz" diye homurdanıp üstelik bir de hükümeti göreve davet ediyorlar. Ne yapacak hükümet, YSK'ya, Ağır Ceza Mahkemelerine talimat mı gönderecek?

Sahi, bu akılları kim veriyor CHP yönetimine? Ben söylemiyorum sağduyunun sesi Tarhan Erdem söylüyor, diyor ki: "Sanıyorum ki muhalefet partisi bir azınlık hizbinin eline geçti, onun tesiri altında kaldı. Bazı konuşmalar oldu heyecanlı. Altı ay önce CHP'nin kapısından geçmeyenler de vekil şu anda. Onların etkisiyle -çünkü onlar politika bilmiyor- böyle bir karar alındı. Partiye yeni giren bazı arkadaşların etkisinde kaldılar. Bu karar ciddi bir karar. İlk gün girilmemiş olması CHP'nin tarihinde yok... AK Parti vekilleri bugün yemin eder. Hükümeti kurar ve hükümet kurulduktan sonra da haydi seçime der. O zaman ben CHP'lilerin ne diyeceklerini merak ediyorum."

Çocukça bir tepki bu; inandırıcılığı yok bir kere, sürdürülebilirliği yok. Kılıçdaroğlu'nun kısa konuşmasının satır aralarında, hükümete yönelik örtülü bir, "Yahu oğlan yiyor oyuna gidiyor, çoban yiyor koyuna gidiyor; bulun bir çare de kurtulalım şu berbat durumdan" mesajları sezinledim.

Bu arada CHP grubunun şu çocukça tepkisinden en çok zararı, BDP grubu gördü. Hatip Dicle hakkındaki mahkûmiyet kararını, -hepimiz gibi- basından öğrendikleri anlaşılan BDP grubu, kendilerince çok anlamlı bir aykırı muhalif tavır takınarak cumhur-cemaat Diyarbakır'a gitmişlerdi; yemin töreni patırtısı arasında ekranlarda pek görünmediler.

Sıkça mızıkçılık edenlere çocukken, "Ağlaz" derdik; belli ki, halkın meclisine karşı ağlazlık edenlerin talebi bitmeyecek. İster misiniz Tarhan Erdem'in dediği gibi hükümet kurulduktan sonra ilk iş, şöyle kimsenin sonuçlarına kimsenin mızıkçılık edemeyeceği bir seçim kararı alsın!

Vallahi iyi fikir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi