29 Mayıs 2017 Pazartesi4 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:34Güneş 05:29Öğle 13:09İkindi 17:05Akşam 20:35Yatsı 22:21
    • 24°C Adana
    • 28°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 20°C Ağrı
    • 18°C Amasya
    • 19°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 17°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 97.726 0.20
  • Altın: 145,645 -0.09
  • Dolar: 3,5781 -0.06
  • Euro: 4,0008 -0.03

Demokrasinin şartı siyasi tutarlılıktır

Abdulkadir Özkan

Bu yazıya başladığımda her şey belirsizdi. Kimler Meclis'e girecek, kimler girmeyecek, kimler yemin edecek kimler etmeyecek, ortak bir görüş ortaya çıkacak mı çıkmayacak mı, belli değildi. Önceki günkü bir gazetenin ana başlık olarak verdiği, "Demokrasinin ayarı ile oynamayalım" temennisi ne ölçüde dikkate alınacak ya da alınmayacak tüm bunlar bilinmiyordu. Sadece tahminler vardı.

Bunun sebebi ise sıkça dile getirdiğim gibi kavramlar üzerinde bir mutabakat sağlanamamış olmasıydı. Herkesin hak ve adalet anlayışı farklı, herkesin demokrasi isterken kastettiği, hak ve özgürlükler konusundaki kabullerimiz de farklı olunca bu ülkede demokrasinin ayarı ile her an oynanıyor demektir. Tüm kavramlarda olduğu gibi demokrasi kavramı da yalama olmuş, ayar tutmaz hale gelmiştir. Bu bakımdan son olaylarla ortaya çıkan gelişmeleri demokrasinin ayarı ile oynamak olarak nitelendirmek sanıyorum doğru olmaz.

Bu arada siyasilerin çeşitli konularda farklı zamanlarda farklı tavırlar sergilemeleri dün istemediklerine bugün sarılmaları sanıyorum demokrasinin ayarı ile bazı siyasilerin sürekli oynadıklarını ortaya koyuyor.

Herkesin hatırlayacağı gibi CHP sözcüleri her fırsatta milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması gerektiğini savundular. Hatta bu konuda millete her fırsatta söz verdiler. İktidar partisine dokunulmazlıkların kaldırılması için baskı yaptılar, anayasa değişikliğine destek vermelerinin şartı olarak takdim ettiler.

Hemen belirteyim ki birtakım suçlar dışında milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına karşıyım. Bu düşüncemi de her fırsatta tekrarlıyorum. Elbette bir takım adi suçlar içinde milletvekillerinin dokunulmazlık zırhı ile korumaya alınmasına da karşıyım. Milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını siyasetin geleceği açısından sakıncalı buluyorum. Sürekli olarak ayarı ile oynanan bir demokrasinin geçerli olduğu bir ülkede milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasının ne gibi sonuçlar doğuracağını şahsen düşünmek bile istemiyorum. Geçmişte talimatla partilerin kapatılabildiğini düşündüğümüzde bile keyfiliklerden kurtulamamış bir demokrasi ile yaşamak durumunda olduğumuzu görürüz.

Bu hatırlatmanın arkasından CHP yıllardan beri milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını savunmasına karşılık bugün (pazartesi itibariyle) gelinen noktada seçilmişlerin dokunulmazlık zırhına bürünmesini savunuyordu. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "Başbakan'dan 'Seçilmiş milletvekillerinin tahliyesi gerekir. Bunun için gereken yapılacak' açıklaması bekliyoruz" diyerek dokunulmazlığın devamını istiyordu. Bunu söylerken şu anda milletvekili dokunulmazlığın devam ettiğini ve olaya bu açıdan bakıldığında Kılıçdaroğlu'nun haklı bir talepte bulunduğunu söylemek bile mümkündür. Benim şu anda yapmaya çalıştığım kimin haklı kimin haksız olduğu değil, sadece dün söylenenler ve karşı çıkılanlar ile bugün söylenen ve savunulan arasındaki çelişkiye dikkat çekmektir. Hemen belirteyim ki siyasetin bugün içine yuvarlandığı sıkıntıların sorumlusu tek başına siyasiler değildir. Siyaset dışı alınan kararlar ve müdahaleler ülkeyi içinden çıkılması çok güç bir kaosa sürüklemiştir. Bu bakımdan bu kaostan çıkmak için tüm siyasilerin işbirliği yapması gerekiyor. Bu noktada yapılacak olanları da demokrasinin ayarı ile oynamak olarak nitelendirmek soruna çözüm bulunmasını istememek anlamına gelir. Demokrasinin ayarı ile oynamamanın yolu sorunlara Meclis'te siyasilerin çözüm üretmesinden geçer. Yanlış kararlar alınsa bile bunun düzeltilme imkanı vardır. Ancak, siyaset dışı siyasete müdahale ve siyaseti şekillendirme alışkanlığı devam ettiği sürece siyasilerin eli kolu bağlanıyor, adeta halkın seçtikleri seyirci konumuna düşürülüyor. Böyle bir ortamda dokunulmazlığın kaldırılmasını savunmak siyasilerin bu eli kolu bağlı halde devamını istemek anlamına gelmez mi? Kaldı ki gerçekten CHP sözcüleri yıllardan beri savundukları dokunulmazlığın kaldırılması düşüncesinde samimi iseler bugün Başbakan'dan "Seçilmiş milletvekillerinin tahliyesi gerekir. Bunun için gereken yapılacak" şeklinde açıklama beklemeleri seçilmişlerin dokunulmazlık zırhına büründüğü uygulamayı istemek anlamına gelir.

Kısacası siyasi olaylara çözüm bulacak yerin yine siyaset olması gerekir. Bu durum şartlara göre değişmemelidir. Bugün siyasilerden çözüm bekleyenler bir başka gün çözümü yargıda ya da başka bir yerde aramamalıdırlar. O zaman çelişki ortaya çıkar.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.