29 Mayıs 2017 Pazartesi4 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:34Güneş 05:29Öğle 13:09İkindi 17:05Akşam 20:35Yatsı 22:21
    • 28°C Adana
    • 30°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 22°C Ağrı
    • 22°C Amasya
    • 21°C Ankara
    • 22°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 21°C Balıkesir
  • BIST: 97.859 0.33
  • Altın: 145,775 0.00
  • Dolar: 3,5783 -0.05
  • Euro: 3,9984 -0.09

Ha Kılıçdaroğlu ha İsmet Paşa!

Aziz Üstel

Başbakan soruyor Kılıçdaroğlu’na: “başka aday mı bulamadınız?”

Atatürk, İsmet Paşa’ya soruyor: “Siz memleketi kendinizin mi idare ettiğini sanıyorsunuz?” Sonra yanındakilere dönüyor: “Vehim hastası!” Ve yürüyüp gidiyor. (Önemli Olaylar II Mustafa Müftüoğlu)

Kemal Bey hukukçulara bile danışmadan Mustafa Balbay ile Mehmet Haberal’ı aday gösteriyor. Ve diyor ki: “Mahkûmiyet kararı yok; onun için de düzeltmeye gerek yok!” Neden mi diyor bunu, kimseyle görüşüp danışmadan? Çünkü o da ülkeyi kendisinin idare ettiğini” sanıyor.

İktidar karşıtlığıyla bilinen Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu gülüyor: “Ne diyeyim şimdi ben? Kutluyorum kendisini. Yasal düzenlemeye gerek yok, tahliye olup yemin edebilirler diyor ama tutuklu adamlar!!”

Atatürk diyor ki: “Ben bu İsmet’i yirmi yıldır yola getiremedim. Bana dedi ki ‘başvekil miyim kıçvekil miyim anlayamıyorum.’ Memleketi, tek başına kendisi idare etmek istiyor! O ne isterse, o olur! Asla!”

Kılıçdaroğlu’da kendi düşüncesi doğrultusunda yönetilsin istiyor ülke. Yasalar vız geliyor. Ama bir anayasa hazırlanması, yasaların o anayasa doğrultusunda düzenlenmesi konusuna katkılarda bulunacağı yerde, her fırsatta karşı çıkıyor.

Artık bıktık yazıp çizmekten. Bütün toplumsal, yasal ve idari hastalıkların kökeninde 1982 anayasası yatıyor. İktidar diyor ki, “gelin el birliği, fikir birliği, en geniş katılımla şu anayasayı yeniden düzenleyelim. Ön koşulsuz masaya oturalım. Uzlaşarak yapalım yeni anayasayı.”

Cevap veren yok, henüz. Sadece kargaşa, bunalım, tahrik, yüzde 50’nin intikamını halktan alma dürtüsüyle ülkeyi kilitleme çabaları... Hadi günahtan korkmuyorsunuz, ayıptan korkun da gelin şu kağıt tomarını milletçe çöpe atıp yepyeni, hepimize yakışan, olabildiğince özgür bir anayasa hazırlayalım!



Günümüz yeniçerileri BDP

Yeniçeriler kahvehanelerde toplanır, devleti nasıl sarsacaklarını, çıkarları doğrultusunda padişaha nasıl boyun eğdireceklerini hesaplarlardı. Kapıkulu Süvarileri ise isyan öncesi bekar hanlarını seçerlerdi ayaklanmaları tezgahlamak için. BDP’yse Diyarbakır’a bağdaş kuruyor.

İsyana soyunan, kendini güvenli hissedeceği yerde kargaşanın tohumlarını eker. Belki yeniçerinin yoktu ama bugün yasal yoldan istediklerini elde edebilme olanağı var BDP’nin. Yapacakları şey basit. Oturup etnik dayatmaları, İmralı koşullarını unutup bütün TC vatandaşlarını kucaklayacak bir anayasanın hazırlanmasına el vermek. Anayasa el birliğiyle TBMM’den geçtikten sonra, zaten BDP’lilerin birçok kaygısı yok olacaktır. Ama tabi özerk bölgeler, Apo’yu serbest bırakmak, ana dilde eğitim gibi ülkenin yüzde doksanınca kabul görmeyecek dayatmaları bir yana bırakırlarsa.

Bakınız, BDP meclise girmemekle milletin bağrına dönmüyor, PKK’nın kucağına iyice yerleşiyor. Ama BDP’liler bunu biliyor ve bu da onlara hiç ters gelmiyor anlaşılan.



Köylü Mehmet Ağa

Önceki gün borsa konusunda yazdığım fıkradan sonra, İntegral Menkul’den Sayın Fatih Kaya, kendi fıkrasını yollamış.

Köylü Ahmet Ağa eşeğini satmaya karar vermiş. Hayvan taş çatlasa elli lira etmeyecekken, Ağa, pazarlık payını da hesap ederek 100 lira istemiş. Komşu köyden Mehmet Ağa’nın acilen bir eşeğe ihtiyacı varmış. Hiç pazarlık etmeden 100 lirayı bastırmış. Ahmet Ağa eve gidince başlamış düşünmeye: “Yahu bu adam elli kağıtlık eşeğe ne diye yüz lira verdi!” Ertesi gün sabah erkenden pazara gitmiş. Mehmet Ağa’dan 200 liraya eşeği geri almış. Bu kez Mehmet Ağa’yı almış bir düşünce. Daha güneş doğmadan Ahmet Ağa’ya gidip 200 liraya geri sattığı eşeğe 400 lira saymış. Bu alışveriş, her gün, fiyat arta arta sürmüş. Aradan bir hafta geçmiş. Hüseyin Ağa pazara gitmiş, çevresinde kalabalığın toplandığı eşeği görmüş. “Aldım, sattım, aldım, sattım...” naraları arasında eşeğin fiyatı bin liraya fırlamış! Hüseyin, şaşkın, “yahu nasıl iş bu? Böyle yaşlı bir eşek bin lira eder mi?” diye sormuş yanındakine. Adam omuz silkmiş:”Sen günümüz ekonomisinden anlamıyorsun galiba. Eşeğin fiyatı şimdi bin lira; eğer bin liranın direnci kırılırsa da bin beş yüze kadar yolu var!”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.