Mehmet Şeker

Mehmet Şeker

Çözülür, çözülür

Çözülür, çözülür

Nasreddin Hoca'nın komşusu bir ricada bulunur. "Bizim oğlan evlenme çağına geldi. Filancanın kızına dünürcü gideceğiz. Lâkin ben bu işlerde biraz çekingenim, ağzım laf yapmayı pek bilmez. Sen okumuş yazmış adamsın, iyi konuşursun; gel bu hayırlı işte bize yardımcı ol."

Hoca kabul eder. Düşerler yola, kapıyı çalarlar.

Hal hatır, hoş beş derken, kız elinde tepsiyle kahveleri getirir.

Hoca bakar ki kız ay parçası.

Artık havadan sudan muhabbetin hükmü kalmamıştır.

"Allah'ın emri, Peygamberin kavli" ile başlayıp söze girer.

Kızı, komşunun oğluna isteyeceğine, kendisi için ister.

* * *

O anda evin içinde bir curcuna başlar ki... 'Hoppala'lar, 'haydaa'lar birbirine karışır.

"Yahu Hoca, ne yapıyorsun? Olur mu öyle şey?"

"Olmaz mı?"

"Olmaz tabii!"

Hoca sakince cevabı verir: "Vallahi ben de biliyorum olmayacağını da..."

"Eee..."

"Baktım kız pek güzel, bir şansımı deneyeyim dedim."

* * *

Gelelim bugüne.

Nasreddin Hoca biliyordu da Kılıçdaroğlu Kemaleddin Hoca ve diğerleri bilmiyor muydu olmayacağını?

Bence farkı yok... Onlar da biliyordu ama umut fakirin ekmeği.

"Ne olur ne olmaz, bir şansımızı deneyelim" dediler.

* * *

Denediler, gördüler... Şimdi ay parçası gibi olan o güzel kızı, komşunun oğluna istemekten başka çıkar yol kalmamıştır.

Münasip olan yapılacaktır. Hangi mesele ilelebet devam etmiştir ki?

Kabotaj bayramını sabotajla geçirsek bile ileride çözülecektir merak etmeyin.

* * *

Kriz tacirleri, kriz alır, kriz satarlar.

Krizi krizle tartarlar.

Kriz çıkınca tempo tutarlar, sonra yan gelip yatarlar.

Bugün itibariyle hangi aşamadayız?

* * *

Bana kalsa, iş kolay.

Tutuklu bulunanların milletvekili seçildikten sonra serbest kalmasını isterim.

Haberal da gitsin, Balbay da gitsin, Alan da...

Fakat bu işler bana kalmıyor.

Çözerse o çözer dedikleri Başbakan'a bile kalmıyor.

* * *

Hasan Celal Güzel, güzelce özetledi dünkü yazısında...

"Seçimden aylar öncesinde tutukluların seçilseler dahi milletvekili olamayacaklarını bal gibi bildiğiniz hâlde onları ısrarla aday gösteriyorsunuz. Akıl hocanız, 367 mucidi Sabih Kanadoğlu bile sizi ikaz ediyor. Lâkin niyetiniz bekçi dövmek olduğu için, sırf kriz çıkarmak maksadıyla Ergenekon tutuklularını aday yapıyorsunuz. Sonra da mahkemeler seçilen tutukluları tahliye etmeyince, önceki söylediklerinizle çelişkiye düşerek küplere binip Başbakan'a, AK Parti'ye ve yargıya saldırıyorsunuz. Hem kriz çıkarıyor hem de bu krizi -hiç sorumlu olmadığı hâlde- Başbakan'ın çözmesini bekliyorsunuz."

* * *

BDP'liler adam adama markaj uygularken, MHP "Alan savunmasına" geçti; CHP ise seyirci.

Cumhurbaşkanı Gül'ün davetine BDP ve CHP katılırken, MHP'nin reddetmesi hoş olmadı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Şeker Arşivi