20 Ocak 2018 Cumartesi3 C.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Ve namaz bittiğinde yeryüzüne serbestçe dağılın ve Allah'ın lütfundan (rızkınızı) aramaya devam edin; mutluluğa ulaşabilmek için de Allah'ı sıkça anın! (Cuma-10)
  • Ebu Abdullah Cabir İbn-i Semurete (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir. ”tüm namazlarımı peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ile beraber kılardım. Onun namazı da hutbesi de ne uzun ne de kısa olmayıp orta olurdu.” (Müslim Cuma 41)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:18Öğle 13:21İkindi 15:50Akşam 18:12Yatsı 19:36
    • 3°C Adana
    • 6°C Adıyaman
    • -7°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • 0°C Amasya
    • -5°C Ankara
    • 8°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 4°C Aydın
    • -1°C Balıkesir
  • BIST: 115.147 -1.46
  • Altın: 163,214 1.40
  • Dolar: 3,8058 0.95
  • Euro: 4,6547 0.85

Bu ne Mehmet Haberal’mış yahu!

Ahmet Kekeç

Bir ara “amentü” gibi sardırmışlardı... “Solculuk üretimsizliğe, verimsizliğe ve adaletsizliğe karşı savaşmaktır.”

Rüzgâr hangi yönden esiyordu bilinmez, birtakım “izm”lerle de problemleri vardı. Ya da varmış gibi yapıp müşteri kazıklıyorlardı. Faşizme de, goşizme de, oligarşiye de karşıydılar...

Peki, Kemalizm?

Kemalizm bir “çağdaşlaşma projesiydi” ama gerekirse bazı devrimler gözden geçirilebilirdi. Mesela? Mesela şapka devrimi... “Bu devrim köylüye ne kazandırmıştı ki?”

Böyle söylüyorlardı.

Hatta bir eski genel başkan (Bülent Ecevit) Ulus gazetesindeki başyazılarında, “kimi devrimlerin gereksiz ve biçimsel” olduğuna ilişkin yürek yakıcı tespitler yapıyordu.

Başka?

Halkın iktidarını amaçlıyorlardı.

Deniz Baykal’ın nafile genel başkanlık yılları “halkın iktidarı” özlemiyle geçmişti.

İktidara geldiklerinde, halkı devletçi soygun sisteminden ve egemen güçlerin ideolojisinden kurtaracaklardı... Üstelik “fikir ve inanç özgürlüğünü” sağlayacak, “kimliklerin tanınması” yönünde bir siyaset izleyeceklerdi... Çünkü farklılıkları “karşıtlık” gibi sunan ve kimlikleri külliyen reddeden “ulus devlet” anlayışı iflas etmiş, globalizmle birlikte toplumun önünde yeni ufuklar açılmıştı...

İnanmayacaksınız ama bunu Deniz Baykal söylüyordu.

Sonra ne mi oldu?

Kendi tabirleriyle, “devletçi soygun sisteminden kurtulma fırsatı” önlerine gelince su koyuverdiler.

28 Şubat’ta da böyle yapmışlardı.

Her türlü militarizme karşıydılar. Parlamentonun üzerinde herhangi bir vasi tanımıyorlardı. Askerin yeri ise kışlaydı...

Sonra bir şey oldu...

İlginç bir şey...

Ricky Martin’li gösterilerle pazarladıkları “liberalizme göre sosyal demokrasi” tezini rafa kaldırıp, devletçi saflara intisap ediverdiler. Askerin siyasete müdahalesini ise “sivil tepki” diye pazarlamaya başladılar. “Ordunun görevlerinden biri de, sivil kamuoyunun oluşmasına katkı sağlamak”mış.

Peki, fikir ve inanç özgürlüğü?

Herkesin inancına saygılıydılar ama devletin de bazı kuralları vardı.

Peki farklılıklar?

Toplumda her türlü farklılık olabilirdi ama biz bir ulus devlettik, bunu zorlamamak gerekirdi.

Peki, kimliklerin tanınması?

Canım “bireyin özgürleştirilmesi”yle kimliklerin tanınması, hele din ve vicdan özgürlüğü arasında “direkt bir bağ” yoktu ki...

Bunlar “solcu” oluyor, iyi mi?.

Eskiden, “Türkiye, 82 anayasasından kurtulmadıkça demokratikleşemez” diyorlardı, AK Parti anayasa değişikliği teklifiyle gelince bir kez daha su koyuverdiler.

Müşteriye “yeniymiş gibi” yapan Kılıçdaroğlu yönetimi de, referanduma sunulan anayasa değişikliğiyle birlikte “eski iz” üzerinden gitmeye başladı.

Değişim yönünde ufak tefek işaretler vermişlerdi oysa...

Geleneksel “CHP siyasetiyle” ödeşeceklerini, halka daha yakın duracaklarını, daha demokrat bir görüntü içinde olacaklarını söylüyorlardı

Değişim umudunu, yine Kılıçdaroğlu eliyle tükettiler.

Şimdi de buyuruyorlar ki, “Gerekirse dört yıl daha Meclis’e girmeyiz.”

Girmeyin.

Bildiğinizi okumaya devam edin.

Fakat, çözemediğim bir husus var:

Bu ne Mehmet Haberal’mış ki, uğruna sitemi kilitlemeyi, kendilerini rezil etmeyi dahi göze alabiliyorlar...

Nedir bu arkadaşın sırrı?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.