27 Mart 2017 Pazartesi29 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:22Güneş 06:49Öğle 13:17İkindi 16:44Akşam 19:31Yatsı 20:52
    • 18°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 4°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 7°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 9°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 9°C Balıkesir
  • BIST: 89.695 -0.76
  • Altın: 145,882 1.02
  • Dolar: 3,6126 0.02
  • Euro: 3,9283 0.67

Ne kadar bağımsız bir dış politika?

Abdulkadir Özkan

Küreselleşen - Bu kavramın küresel güçlerin dünyayı sömürmesini kolaylaştırıcı olarak icat edildiğini ve kullanıldığını düşünsem de beyinlere çakıldığı için tekrarlamak durumundayım-bir dünyada ülkelerin ne kadar bağımsız olabileceği üzerinde düşünmek gerekiyor. Küresel sermayenin at koşturduğu bir dünyada ulusal hükumetler politikalarını belirlerken istemeseler de bir takım dış etkileri dikkat almak, politikalarını bu dengeleri göz önünde bulundurarak belirlemek zorunda olabilirler. Sanıyorum esas soru bu noktada ortaya çıkıyor. Ulusal politikaların belirlenmesinde dış etkilerin rolü ne kadar olabilir ya da olmalıdır? Bu sorunun cevabı öyle sanıyorum ki ekonomik ve askeri güç nispetinde yatıyor. Yani bir ülkenin ekonomisi ve askeri gücü ne kadar kuvvetliyse ulusal politikaları belirleme de o ölçüde bağımsız olunabiliyor. Bunun aksi ise küresel güçler tarafından belirlenmiş politikalara uymaktan geçiyor. Böyle bir ülke için bağımsızlıktan ne ölçüde söz edilebilir o da ayrı bir tartışma konusu.

Akla hemen, günümüz dünyasında hiçbir ülkenin tam bağımsızlığından söz edilemeyeceği ya da dünya jandarmalığına soyunan emperyalist ABD'nin bile zaman zaman bazı dengeleri dikkate almak mecburiyetinde olduğu düşüncesi gelebilir. Maksadım elbette bir takım olaylar karşısında küresel dengelerin dikkate alınıp alınmayacağını tartışmaya açmak değildir. İsterseniz konuyu biraz daha somutlaştırayım. Arap Baharı, İslam dünyasında halkların özgürlük hareketi gibi sıfatlarla adlandırılan bölgemiz ülkelerindeki hareketler karşısında ülke olarak bizimde takip ettiğimiz bir tavır vardı. Buna politika da diyebilirsiniz. Bu politikaların belirlenmesinde elbette uluslararası güç dengeleri dikkate alınmıştır, alınması gerekir. Ancak, bir merkezden belirlenen politikaların peşine takılırsanız bir süre sonra kendi kendinizle çelişkiye düşebilirsiniz. Bu ise ülke ve o ülkenin halkı olarak insanımızı rahatsız edebilir.

Söz gelimi Cumartesi günkü Milliyet Gazetesi'nde, "ABD'nin 'yol haritası' Esad ile devam diyor" başlığı altında bir haber vardı. Haberin içi bana göre boş olsa da habere seçilen başlık dikkat çekici ve düşündürücüydü. Haberi okuduğumda bir takım sorular aklımdan geçmeye başladı. Mesela, eğer ABD'nin yol haritası Suriye'de Esad ile yola devam etmeyi öngörüyorsa, bu ne karşılığı sağlandı? Yani düne kadar Esad'a karşı hareketlere destek veren ABD bu desteğini ne karşılığı geri çekti? Bir başka soru ise, gerçekten ABD bundan sonra Esad ile devam kararı almış ise Türkiye'nin durumu ne olacak? Çünkü, bir takım açıklamalar Suriye ile Türkiye'nin mevcut yönetiminin arasının açılmasına sebep oldu. Acaba ABD'nin Suriye'de istediği iki ülke arasında düzelen ilişkilerden duyulan rahatsızlık sebebiyle ilişkilerin eskiye dönmesini sağlamayı mı hedefliyordu. Bir başka ifade ile Suriye ile Türkiye'nin ilişkilerinin düzelmesi ABD ve İsrail'i rahatsız etti de önce bu ülkede bir toplumsal hareket körüklendi ondan sonrada bundan vaz mı geçildi? Olayların gelişmesini beklemeden Türkiye'nin ortaya koyduğu tavır ABD'nin işini mi kolaylaştırdı?

Kısacası Tunus'ta başlayıp Mısır, Libya, Yemen ve Suriye'de devam eden Arap Baharı'nın -Binlerce sivilin hayatını kaybettiği ne biçim baharsa bu- acaba tek tetikleyicisi bu ülkelerdeki muhalefet güçleri miydi, yoksa bunun ABD'ye kadar uzanan dış ayakları da var mıydı? sorularının şu sıralarda yeniden cevaplandırılması gerekir diye düşünüyorum. Bu hareketlerin arkasında bir takımı dış desteklerin olması elbette bağımsızlık ve özgürlük hareketlerini anlamsız kılmaz. Ancak, hareketlerin sonucunu eğer adı geçen ülkelerin halkları tayin edemez, dış destekçiler belirlerse unutulmaması gereken bir iç diktatörden kurutulurken bir başka sömürgeci dış güce yakayı kaptırmak anlamına gelir. Olaya bu açıdan da bakmak gerekir. Çünkü başlığını yukarıda aktardığım haberin spotunda, "Gösterilerin şiddetle bastırıldığı Suriye'de muhalefeti Beşar Esad yönetimiyle diyaloğa zorlayan ABD, yeni yol haritasıyla da Esad'ın görevine devam edeceğinin sinyalini verdi" deniliyordu. Aslında gerek haberin spotu gerek içeriği aslında ortaya net bir fikir koymuyordu ama haberin sözü geçen gazete tarafından yorumlanış biçimi bile Suriye'de iplerin ABD'nin elinde olduğunu, sonucu muhaliflerin değil ABD'nin belirlemekte olduğu gibi bir anlam çıkıyor. Gerçek durum böyle ise yani ABD'nin yol haritası Esad ile yola devamı öngörüyorsa, Türkiye, Suriye ile ilişkilerini nasıl düzeltecektir? Cevabı bizi esas ilgilendiren soru budur...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.