22 Temmuz 2017 Cumartesi28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:53Güneş 05:44Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:38Yatsı 22:20
    • 34°C Adana
    • 37°C Adıyaman
    • 28°C Afyon
    • 36°C Ağrı
    • 29°C Amasya
    • 31°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 37°C Aydın
    • 30°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Kuralsız demokrasi olur mu?

Abdulkadir Özkan

Demokrasi kurallar rejimidir. Kişi hak ve özgürlükleri kurallarla teminat altına alınır. Kişiden kişiye değişen daha doğrusu keyfiliğin hakim olduğu rejimin adı demokrasi olsa da demokrasiden uzaklaşılmış olunur. Ülkemizde ki sistemin ana sorunu sanıyorum var olan tüm kuralların yorum ve uygulanmasında kişiden kişiye farklılık göstermesidir. Var olan anayasa ve yasaların yorumu konusunda yıllardan beri farklılıklar vardır. Yorumdaki farklılık uygulamaya da yansıyınca adaletin yerini haksızlık almaktadır. Anayasa ve yasaların yorumunda farklılıkların olmasını anlamak mümkündür ama sıra uygulamaya gelince en azından yüksek mahkemelerde farklılığı ortadan kaldırıcı kararların gündeme gelmesi karmaşayı ortadan kaldırabilir. Herne ise maksadım mevcut hukuki yapıyı ve uygulamaları tartışmaya açmak değil. Kaldı ki bu hatırlattığım hususlar kimsenin bilmediği bir mesele de değil. Yıllardan beri tartışır dururuz. Anayasa ve yasalara dayanılarak bir takım hakların çiğnendiğine şahit oluruz. Verilen mücadele de işte bu sıkıntıların ve haksızlıkların ortadan kaldırılmasını sağlamaya yöneliktir. Bunun yolu öncelikli olarak siyasete siyaset dışı güçlerin müdahalesini engellemekten geçiyor. İkincisi ise karar noktasında bulunanların kararları üzerinde siyasi mensubiyetleri ve ideolojilerinin belirleyici olmamasıdır. Bunu söylerken herkesin aynı düşüncede olmasını istiyor ve savunuyor değilim. Böyle bir yaklaşım insani de değildir.

Bu girişten sonra seçimlerin arkasından TBMM'de yaşananlara geçmek istiyorum.

CHP ile bağımsızların yemin etmemesi ile siyasette ciddi bir sıkıntı yaşanıyor. Herne kadar iktidar kanadı yemin etmeyen milletvekillerinin yasama faaliyetlerine katılmamalarının devamsızlığı gündeme getireceğini ve 5 oturuma katılmayan milletvekillerinin devamsızlıktan milletvekilliğinin düşürülmesine Meclis'in karar verebileceğini belirterek olayı çözüme kavuşturmuş görünseler de ülkemizde işlerin böyle düz bir mantıkla yürümediğini biliyoruz. Çünkü, CHP ve bağımsız milletvekillerinin milletvekilliğinin düşürülmesi ara seçimi gündeme getirecektir. Bu ise CHP'nin ve bağımsızların sayılarında azalmaya yol açacaktır. Böyle bir durumda millet iradesinin Meclis'e eksik yansıdığı ileri sürülecek, tartışma sürüp gidecektir. Kısacası çözüm gibi görünen yeni bir çözümsüzlüğe yol açabilir. Kaldı ki devamsızlıktan milletvekilliği düşürülme olayı Meclis için istisnai bir olaydır.

Buna karşılık yemin etmeyerek milletin kendilerine verdiği görevi yerine getirmemenin yasal bir dayanağı olmadığını yemin etmeyen milletvekillerinin bilmemesi mümkün değil. Buna rağmen CHP milletvekilleri Meclis'e girip sıralarda yerlerini almalarına rağmen kendilerini yok yazdırıyorlar.Yani Meclis'i boykot etmiyoruz ama yemin de etmiyoruz diyorlar. Halbuki bir yoruma göre milletvekilliği yemin ile başlıyor. yemin etmemek Meclis'i boykot etmek anlamına gelmez mi? Bu Meclis'te geçmişte bir Hanım milletvekilinin yemin etmesi engellendi ve böylece milletvekilliğinin düşmesini sağlayacak bir adım atılmıştı. Kısacası yasaların kişiden kişiye değişen anlamı ve yorumu uygulamayı içinden çıkılmaz hale getiriyor. Bununda ötesinde hak gaspını gündeme getiriyor. Bir başkasının hakkının gaspı karşısında seslerini çıkarmayanlar, hatta bir hakkın kullanılmasını engellemek için çırpınanlar bugün kendileri söz konusu olduğunda bin bir dereden su getirip, nalıncı keseri gibi hep kendilerinden yana yontan yorumlar yapıyorlar. Böyle bir ülkede kurallar olsa bile kurallar herkese aynı şekilde işlemiyor ve uygulanmıyorsa o kuralların varlığından söz edebilir miyiz? Kuralların böylesine yalama edildiği bir sistemin adını ısrarla demokrasi olarak nitelendirmek ne kadar doğru ve gerçekçi olur?

Yeni oluşan bir Meclis'in ilk görevi milletvekillerinin yemin etmesi ve Meclis Başkanlık divanı ile komisyonların belirlenmesi iken CHP'lilerin hem yemin etmeyiz hem gelir Meclis'te oturur, arkasından gider komisyonlarda da yerimizi alırız demelerinin kuralların işlediği bir sistemde mantığı olabilir mi?

Bizde olur. Çünkü geçmişte dayatmalar hep sonuç aldı. Bir başka ifade ile dayatan kazandı, yasalara uyanlar kaybetti. Sanıyorum bugünlerin ana konusu işte bu çelişkiyi ortadan kaldıracak yeni bir anayasa yapılmasını sağlamaktır. Galiba CHP'liler yeni bir anayasa yapılmasını mümkün olduğunca engellemek için hiçbir yasal dayanağı olmayan ve haklı sebebe dayanmayan bir eylemi sürdürüyorlar.

Bağımsızlar konusunu doğrusu gündemime bile almak istemiyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.