23 Mart 2017 Perşembe24 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:29Güneş 06:56Öğle 13:18İkindi 16:42Akşam 19:27Yatsı 20:47
    • 14°C Adana
    • 4°C Adıyaman
    • 3°C Afyon
    • -8°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 11°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 89.809 -0.88
  • Altın: 145,306 -0.07
  • Dolar: 3,6167 -0.04
  • Euro: 3,9083 -0.13

"10 katı" tehdidi

Ahmet Taşgetiren

Silvan sonrası İmralı ne diyor acaba?

O da belli oldu. Öcalan, garip ama tabii cezaevinden, avukatlarına söylemiş:

"-Sorun sürüncemede bırakılırsa, demokratik çözüme gelinmez, silahların susturulması için bize gerekli olanaklar tanınmazsa ne yazık ki bu çatışmalar devam eder.

-Yarın bunun on katı gelişebilir. Bir günde çok fazla kayıplar da yaşanabilir.

-Eskisi gibi sadece kırsalda da olmayabilir, şehirlerde de olabilir.

-Halk bir günde toplanıp Paris'te nasıl Bastil zindanına yürüdülerse Diyarbakır'da da işte o tutukluların olduğu yere yürürse ne yapacaksınız?

"Bütün bunlar olabilir. Öfke birikmesi var. İşte Muşlu kız bedenini ateşe vermiş. Bunlar küçük küçük kıvılcımlardır. Her an büyük patlamalara yol açabilir. Onun için parlamento gerekirse olağanüstü toplanmalı diyorum."

Peki ne istiyor?

-Başbakan bir çağrı yapabilir; "biz bu işin silahlarla çözülmeyeceğine inanıyoruz. Bu meseleyi demokratik anayasal yöntemlerle çözeceğiz" derse, bir haftada hallederiz.

Kendisi için de bir şey istiyor:

-Şunu söylemekte sakınca bulmuyorum. Heyetle en son bir görüşme daha gerçekleştirdik. Kamuoyunun bilmesinde fayda var. Böyle kritik ve sıcak bir dönemde bile görüşmenin sürmesi ciddidir, önemlidir. Silahları bıraktırma irademiz var. Açık ve net söylüyorum. Benim dışımda kimse silahları bıraktıramaz. En azından şimdi durum budur. Bu rolü ben kendi kendime biçmiyorum. Bunu herkes görüyor, herkes söylüyor, devlet de söylüyor. Burada görüştüğümüz devlet yetkilileri, bilinçli, deneyimlidirler, onlar da bunu söylüyor. Ben de bu rolden kaçamam. Gereği neyse yapmak istiyorum. Bunun için çok açık Sayın Başbakan'a buradan sesleniyorum. Bana rolümü oynamam için gerekli pratik araçların sunulması gerekir.

-Önüm açılırsa rolümü oynarım.

İşte bu.

Tehdit ve öneri iç içe.

Adam kaçırma, sokakta adam öldürme ve Silvan. Ardından, tek taraflı özerklik ilanı.

Zannediliyor ki, bunlar Öcalan'dan bağımsız. Hatta Öcalan'ın "kandırıldığı"nı düşünen Cemil Bayık fraksiyonunun marifeti.

Yooo, öyle gözükmüyor.

Öcalan, o cinayetleri ve özerklik ilanını basamak yaparak, üstelik "10 katı" tehdidi ekleyerek bir öneri geliştiriyor.

Ya benim önümü açarsınız ve size, "demokratik özerkliği" öngören ama "Türkiye'nin bütünlüğü"nden yana bir formül sunarım ya da cinayetlerin on katı, Bastil türü cezaevi baskınları ve nereye evrileceği bilinmeyecek bir özerklik gelir kapınıza dayanır.

-Ben önemliyim. Ben çözerim. Ben rolümü oynarım.

Öcalan, bu tehdit ve öneriler arasına, "devlet"le Silvan'dan sonra yaptığı görüşmeyi de ekliyor ve şunu söylüyor: "Heyetle en son bir görüşme daha gerçekleştirdik. Kamuoyunun bilmesinde fayda var. Böyle kritik ve sıcak bir dönemde bile görüşmenin sürmesi ciddidir, önemlidir. Silahları bıraktırma irademiz var. Açık ve net söylüyorum. Benim dışımda kimse silahları bıraktıramaz. En azından şimdi durum budur. Bu rolü ben kendi kendime biçmiyorum. Bunu herkes görüyor, herkes söylüyor, devlet de söylüyor. Burada görüştüğümüz devlet yetkilileri, bilinçli, deneyimlidirler, onlar da bunu söylüyor. Ben de bu rolden kaçamam. Gereği neyse yapmak istiyorum" diyor.

Öcalan bu arada BDP'ye, KCK ve PKK ile ilişkiyi nasıl tanımlayacaklarına dair söylem telkininde de bulunuyor: "BDP'liler 'biz siyasi temsilcileri değiliz ama PKK'ya da düşmanlık yapamayız' diyebilirler."

İşin özeti "Ya bana rol verirsiniz ya yaşananların on katı ile karşılaşırsınız" gibi bir tercih sunuyor Öcalan. Bunun "tercih"ten öte bir "tehdit" olduğunda kuşku yok.

Ama tabii, asıl değerlendirme, hükümetin algısına bağlı.

Hükümet şayet dağdaki silahlı adamdan kurtulmak için "Öcalan'a mecbur" ise tehdit tarafını görmeyecek, tehdidi sineye çekecek ve Öcalan'lı formüller geliştirecek. Yok, "Tehditlere pabuç bırakmam" yaklaşımı sergileyecekse, tehditleri göğüsleyecek yöntemleri bulmuş olacak.

Oyunların gerçekten çok açık oynandığı bir zamandayız.

Türkiye bu sınavı aşmalı.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.