26 Mayıs 2017 Cuma1 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:37Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:33Yatsı 22:17
    • 21°C Adana
    • 22°C Adıyaman
    • 14°C Afyon
    • 11°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 17°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 146,268 1.57
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Ekonomiyi IMF'den öğrenmeye gerek yok

Abdulkadir Özkan

Ülkemizin ekonomik sorunlarını ve uygulanması gereken ekonomik politikaları IMF'den öğrenmeye gerek yok. Çünkü, bunca yıldır IMF ile ilişkilerimizde tavsiyeler işlerin iyiye değil kötüye gitmesine yol açtı. Çünkü, IMF'nin hedefi gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini düze çıkartacak programlar üretmek değil. Onların hedefi tavsiye hatta zaman zaman dayattıkları ekonomik politikalar ile ülkeleri önce borç alacak hale getirmek, ardından da verdiği kredileri faizi ile geri tahsil etmektir. Hatta, verilen borcun tahsilinden çok faizlerin düzenli olarak ödenmesini sağlamaktır. Tüm IMF programlarının özünü bu anlayış oluşturuyor. IMF denen kuruluş küresel sermayenin daha çok kazanması için oluşturulmuş bir diğer ifade ile uluslararası sermayenin en çok kazanç sağlayacak şekilde pazarlanmasının alt yapısını sağlamaktır. Bu noktada olayın sadece IMF'den borç almak ve IMF'nin borç vermesi şeklinde algılanması ve takdim edilmesinin yanlışlığını hatırlatmakta yarar vardır. Çünkü, IMF'nin hazırladığı ve yayınladığı raporlar uluslararası sermayenin yönlendirilmesine önemli bir etki oluşturmaktadır. Bu bakımdan Türkiye'nin dış borcu gündeme geldiğinde sadece IMF'e olan borcun söylenmesi borçlarımız konusundaki gerçek rakamı yansıtmaz. Kaldı ki bir ülkenin borcu sadece dışarıdan alınanlardan da ibaret değildir. İçeriden alınan borçların içinde de dış kaynaklar bulunabilir. Her ne ise derdim IMF üzerine bir yazıyla köşemi doldurmak değil. Maksadım son zamanlarda Hükümet yetkililerinin ekonomi ile ilgili olarak yaptıkları açıklamalarda toplumu dikkatli olmaya çağırmaları, bir küresel krizin kapıda olduğu uyarlarına dikkat çekmektir.

Önce Sayın Babacan çeşitli vesilelerle yaptığı açıklamalarda toplumu uyarma ihtiyacı duydu. Arkasından da AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, "Fazla tüketmeyin, kriz geliyor" uyarısında bulundu. Böyle bir kriz gelecekse bunun sadece tüketimi kısarak önlenebileceğini şahsen düşünmüyorum.

Aylardan beri borç stoku döndürülebiliyor olsa bile giderek arttığına dikkat çekiyor, bu borç yüküne ülkemizin dayanmasının uzun süreli mümkün olmayacağını hatırlatıyoruz. Borç stokunun giderek artıyor olmasını da uygulanmakta olan ekonomik politikalara bağlıyoruz. IMF ile yeni bir anlaşma yapılmış olmamasına rağmen IMF'nin uygulanan ekonomik politikalar üzerindeki etkisini ya da belirleyiciliğini bilerek gidilen yolun yanlış olduğunu vurguluyoruz.

Söz gelimi IMF geçen sene sonunda 2011 için cari açık tahminini yüzde 8 olarak belirlemesine karşılık yüzde 10.5'e revize ederek küresel sermaye çevrelerine sinyalini vermiş bulunuyor. Yani IMF yıl sonu itibariyle Türkiye'nin cari açık rakamının 82 milyar dolara ulaşacağını ileri sürüyor. Bu ise önümüzdeki dönemde Türkiye'nin dışarıdan borçlanırken ödeyeceği bedelin artacağı anlamına geliyor.

Bu gerçeği öğrenmek için ille de IMF açıklamasına ihtiyaç var mı diye bir soru akla gelebilir. Elbette buna ihtiyaç yok. Bu ülkede yaşayan herkes yılın ilk üç ayında 22 milyar dolar ve arkasından ilk beş ay için açıklanan 37 milyar dolar cari açık rakamlarına bakarak sonucu tahmin edebilir. Bu tahmini yapmak için ekonomist olmaya bile gerek yok. Çünkü, yılın ilk üç ayına ait cari açık rakamı 22 milyar dolar olarak açıklandığında bu köşede, "Eğer cari açık ilk üç aydaki gibi devam ederse yıl sonu 80 milyar doları aşar. Bu ise ülkemiz ve ekonomi açısından ciddi bir tehdit oluşturur" diye yazmış ilgilileri uyarmaya çalışmıştım. Buna karşılık bazı AK Parti yandaşlarından tepki almış, olaylara hep tersinden bakmakla suçlanmıştım. Halbuki derdim kesinlikle muhalefet yapmak değil, ülkem için söz konusu olan tehlikeye karşı uyarma görevimi yapmaktı, bunu yapmaya bundan sonra da devam edeceğim. Çünkü benim bir tek ülkem. Bazıları gibi ayağımın dışarıda değil.

Bu noktada bazıları uygulanan politikaların alternatifi var mı gibi bir soru yönelterek güya tüm olumsuzlukların beceriksizlikten değil, zorunluluktan kaynaklandığını söylemeye çalışabilirler.

Alternatif ekonomik politika vardır ve bu geçmişte uygulanmıştır. Biz buna Adil Ekonomik Düzen diyoruz. Bu düzen laftan ibaret değil, üzerinde uzun yıllar çalışılmış, bütün detayları düşünülmüş, bir sistem olarak topluma sunulmuştur. Ne var ki mevcut yapının devamından yana iç ve dış sermaye çevreleri Adil Ekonomik Düzen uygulaması karşısında bir irtica yaygarası koparmış, arkasından bir darbe ile Adil Ekonomik Düzen proğramını uygulayan kadro hükumetten uzaklaştırılmıştır.

Bir sistem olan Adil Ekonomik Düzen'i merak edenler hayatının önemli bir bölümünü bu sistem üzerinde düşünmeye ayırmış olan Reşat Nuri Erol kardeşimin köşesini takip edebilecekleri gibi Rahmetli Erbakan Hocamın sağlığında bu çalışmalar kitap haline getirilmiş ve yayınlanmıştır. Ayrıca Türkiye çapında düzenlenen konferanslarla topluma anlatılmaya çalışmıştır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.