26 Temmuz 2017 Çarşamba29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:58Güneş 05:47Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:35Yatsı 22:15
    • 36°C Adana
    • 38°C Adıyaman
    • 33°C Afyon
    • 33°C Ağrı
    • 37°C Amasya
    • 33°C Ankara
    • 32°C Antalya
    • 32°C Artvin
    • 35°C Aydın
    • 37°C Balıkesir
  • BIST: 107.439 0.37
  • Altın: 142,531 -0.69
  • Dolar: 3,5528 -0.30
  • Euro: 4,1372 -0.37

Bir muhtıra da çeteler için yayınlasanız...

Ahmet Kekeç

Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun bildirisinden sonra, ‘Danıştay’ın ne eksiği var; neden bu güzide kurumumuz da ortaya şöyle dört başı bayındır bir muhtıra salmıyor’ diye düşünmüştüm.

Düşündüğüm gibi de oldu.

Danıştay Başkanlar Kurulu, ‘Biz de varız’ dercesine çok güzel bir bildiri patlatıverdi.

Eskiden, Yargıtay, bildirilerini numaralardı.

Mesela, ‘Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun bir numaralı bildirisi’ derdi.

İnsana, ufunetli günlerin (darbe dönemlerinin) ‘numaralı konsey bildirileri’ni hatırlatan bir uygulamaydı ve doğrusu ürkütücüydü.

Son bildiri kaçıncısını oluşturuyor, bilmiyorum.

Muhtemelen bu ‘numaralandırma’ uygulamasından vazgeçmişlerdir.

İyi de etmişler.

Maksat meram ifade etmek değil mi? Rakamlara takılmanın alemi ne?

Danıştay’ın, ‘bu çorbada benim de tuzum olsun’ dercesine patlattığı bildiriyi önce neresinden tutacağımı bilemedim.

İlkiyle (yani Yargıtay’ınkiyle) benzer özellikler taşıyordu.

Birincisi, bozuk bir Türkçe’yle kaleme alınmıştı.

İkincisi, öncekinde olduğu gibi, ‘yargı’ya özel bir paye (çok çok özel bir konum) veriyordu.

Sanki ‘hukuk devleti’, sadece hakim ve savcıların varlığıyla kaimmiş gibi.

Bu bildirinin ikincisinden farkı, ‘şerh’ ve ‘tavzih’ özelliği taşıması...

Neredeyse ilk bildiriye yöneltilen eleştirileri yanıtlamak için kaleme alınmış gibiydi...

özetle, Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisinin ‘siyasi bir amaç taşımadığı’, bu bildiriyle ‘hukukun gereğinin yerine getirildiği’ anlatılıyordu.

Ben de şunu merak ediyorum:

Hukuk konusunda hassas bu ‘başkanlar kurulu’, niçin bir bildiri de ‘hukuk dışı’ icraatları kesinleşmiş kişi ve kuruluşlar için yayınlamıyor?

Danıştay ve Yargıtay, sözgelimi ‘Şemdinli davası’ için ne yaptı?

Şemdinli savcısının (Ferhat Sarıkaya’nın) istiskal edilerek görevden azledilmesi karşısında nasıl bir tepki koydu?

Darbe yaparak hukuku ve anayasal düzeni ortadan kaldıranlarla ilgili ne tür bir işlem başlattı?

Darbecileri hakim karşısına çıkarmak isteyen savcıya (avukatlık hakkı bile elinden alınan Sacit Kayasu’ya) reva görülenleri ‘hukuk devleti güvenceleri’ çerçevesinde nasıl telif edebildi?

Niçin bir bildiri de ‘İyi ki 27 Mayıs oldu... Başbakan Menderes ve arkadaşlarının asılması tüm yurtta coşkuyla karşılandı’ diyen Danıştay Başsavcısı Tansel çölaşan için yayınlamıyorlar?

Neden ‘Ordu göreve’ pankartlarını dert edinmiyorlar.

Neden Danıştay basıp hakim katleden darbeciler için de ‘anayasa’yı ve ‘hukuk devleti güvenceleri’ni hatırlatan bir sert muhtıra salmıyorlar?

Silah üzerine yemin eden çeteler...

ümraniye çöplüğünde bulunan bombalar...

Devlet malı bombaların bir gazetenin bombalanmasında kullanılması...

Bütün bunlar Yargıtay ve Danıştay’ı ilgilendirmiyor mu?

Ben sorularımı sordum.

Mümkünse cevaplarını istirham ediyorum.

Cevapların ‘muhtıra’ formatında olması özellikle tercih edilir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.