23 Eylül 2017 Cumartesi2 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:19Güneş 06:45Öğle 13:04İkindi 16:26Akşam 19:09Yatsı 20:28
    • 19°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 18°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 22°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 11°C Balıkesir
  • BIST: 104.123 0.12
  • Altın: 145,809 0.26
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1702 -0.46

Müslümansa ‘terörist’ batılıysa ‘çılgın’

Aziz Üstel

Norveç’in yüreğine terör hançeri saplandı; doksan küsur kişi öldürüldü son sayımda. Henüz bu dehşet verici cinayetlerle ilgili hiçbir ayrıntı bilinmez, ölü sayısının dört civarında olduğu söylenirken, dünyanın en saygın gazeteleri arasında anılan NY Times ve Washington Post, “Ensar El İslam” adında, bir Müslüman Kürt örgütün bu katliamdan sorumlu olduğunu duyurdu!

Sonra ne oldu? Norveç polisi gerçeği açıkladı: “Anders Behring Breivik adında bir Norveç” vatandaşının bu vahşetten sorumlu olduğunu bildirdi. Ardından da İsveç kaynaklı bir haber düştü. Meğerse bu sarı saçlı, mavi gözlü manyak 2009 yılından günümüze değin Nazi Forumunun üyesiymiş. Ama bu açıklamalar, kimi batılıları kesmedi besbelli. Çünkü, BBC yorumcusu “İslami terör örgütleri sarışın, Batılı intihar eylemcileri kullanır...” gibi saçma sapan bir laf etti. Koskoca BBC’den kimse çıkıp da “behey salak, terörün dini olur mu?” diye sormayı akıl etmedi tabi! Bu arada Norveç polisi açıklama üzerine açıklama yapıyordu: Breivik’in çiftçi olduğunu, ama çiftliğinde çok miktarda gübre bulundurduğunu ve bu gübreyi bomba yapımında kullandığını belirtiyordu. Daha önce Müslüman terörist diyenler, bu kez “cinnet geçirmiş, sarışın bir Norveçli”, demeye başladı. Yani Müslüman olunca terörist, sarışın, faşist Norveçli olunca cinnet geçirmiş adam!

Müslüman terörü lafının mucitleri ABD eski başkanı Bush, yardımcısı Dick Cheney ve savunma eski bakanı Donald Rumsfeld’dir. Hatırlayın, 11 Eylül saldırılarının ardından Bush, “haçlı seferlerini başlatacağız” diye girmişti söze. Sonra da iyi Müslümanlar kötü Müslümanlar gibi abuk bir çevir kazı yanmasın girişiminde bulunmuştu. Cheney’le Rumsfeld’se “Müslüman terörü” deyimini gündemde tutarak, Irak saldırısına kılıf hazırlamaya çalıştı. Oklahoma City vahşetini yaratan Timothey McVey unutuldu, Hıristiyanlığı en sapık biçimde yorumlayan ve onlarca kişinin ölümüne yol açan David Koresh ve benzeri caniler belleklerden silindi, geriye İslam terörü diye bir saçmalık kaldı. Ne yazık ki, bugün de bu deli saçmasına inanan ve her vahşetin arkasında Müslüman parmağı arayanlarla dolup taşıyor batı! Ne diyeyim? Allah akıl fikir versin demekten başka!

Amy Winehouse’un ölümü

R&B yani Rhythm and Blues türü müziğin son yıllarda, Amerika dışında yetişmiş en büyük bestecisi, söz yazarı ve yorumcusu Amy Winehouse 27 yaşında, evinde ölü bulunmuş. Tam çöpe atılmış bir yaşam. Tanrısı ona sonsuz yetenek vermiş, önüne fırsatlar çıkarmış, paraya, pula sınırsız üne kavuşmasını sağlamış ama o mutluluğun üvey kardeşini aramış içki şişelerinde ve beyaz zehirde. Mutlu olmak için o kadar çok neden varken yaşamda, niye insan alkolde ya da uyuşturucuda arar huzuru? Para pul, şan şöhret anlamını yitiriyor, insan huzuru yakalayamadıkça. Hele de genç yaşta bunlara ka
vuştu mu hepten aklı başından gidiyor. River Phoenix de bunlardan biriydi, John Belushi, Chris Farley gibi ünlü oyucular da uyuşturucu batağında, genç yaşta öldü. Şöhret olmak zor ama şöhretle yaşayabilmek, çok ama çok daha zor.



Transformers diye bir film

Hollywood artık film yapmıyor, birbiri ardında çizgi roman kahramanlarını beyazperdeye taşıyor. Araya da bir iki tane sinema filminin üvey kardeşini sıkıştırıyor, biz hala sinema dünyasının başkentiyiz diyebilmek için. Aslında öyle kötü filmler yapılıyor ki Hollywood’ta, inanılır gibi değil. Bunlardan birini, Transformers’ı izlemek aptallığında bulundum hafta sonunda ve filmin ilk yarısını zor ettim. Ayın karanlık yüzüne inen uzaylı makinelerin biçim değiştirerek dünyalılarla savaşmasını konu ediyor film. Gürültü patırtı, bağırış çağırış, özel efektler... Oyunculuk diye bir şey yok, zaten gerek de yok! Bu “filmin” senaryosu olduğunu da sanmıyorum. Bütçesi 195 milyon dolar; gişe hasılatıysa 813 milyon doları bulmuş! Düşünsenize, benim gibi milyonlarca insan bu ucubeyi yedinci sanatın örneklerinden biri sanmış. Yıllık sinema ve televizyon filmi ihracatı 200 milyar doların üstünde olan Hollywood, insanların ne izlemek istediğini biliyor anlaşılan. Bense, bu hafta sonu anladım, bendeniz o “insanlardan” biri değilmişim meğer!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.