30 Mart 2017 Perşembe3 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:16Güneş 06:44Öğle 13:16İkindi 16:46Akşam 19:34Yatsı 20:55
    • 23°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 4°C Ağrı
    • 12°C Amasya
    • 15°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 11°C Balıkesir
  • BIST: 89.563 0.33
  • Altın: 146,527 -0.32
  • Dolar: 3,6424 -0.33
  • Euro: 3,9097 -0.51

Polis mi asker mi?

Abdulkadir Özkan

Yıllardan beri terörle mücadelede çeşitli yollara başvuruldu. Hemen hepsinde de amaç terörü bitirmekti. Hemen belirteyim ki terörle mücadele tek boyutlu bir çalışma ile yapılamaz. Olayın emniyet boyutunun yanında ekonomik, siyasi ve sosyal boyutu da vardır. Bu boyutlar birlikte ele alınmak suretiyle sonuç alınabilir. Ancak, 1984'den beri terörle mücadeleden istenen sonucun alınamadığı da ortadadır. Gelinen noktada geçmişte bir süre için denenmiş olan polislerden terörle mücadelede özel bir ekip oluşturulması yeniden gündeme gelmiştir. Ne var ki bu düşünce daha hayata geçmeden bir kısım çevreler olayı, "Terörle mücadelede TSK başarısız olduğu için özel polis timleri oluşturulması düşünülüyor" noktasına getirmeye çalışıyorlar. Böyle olunca da ortaya TSK ile polis karşı karşıya getirilmeye çalışılıyor görüntüsü çıkıyor.

Bu köşede terörle mücadelede geçmişte oluşturulan özel polis timlerinin sebebi net olarak açıklanmadan dağıtıldığına, yıllarını dağlarda geçirmiş olan bu özel eğitimli polislerin masa başı görevlere mahkum edildiğine, bunların bir kısmının çok geçmeden meslekten istifa ederek ayrılmak zorunda kaldıklarına dikkat çekmiştim. Terörle mücadele oluşturulan özel polis timleri her türlü ağır silahla teçhiz edilmiş, bize göre başarılı da olmuşlardı. Ancak, sayılarının az ve emniyet güçleri arasındaki bir takım sürtüşmeler sebebiyle terörle mücadelede yetersiz kalmış olabilirler. O takdirde bu timleri lağvetmek yerine sayıları artırılır, eğer bazı istenmeyen olaylara karışmış iseler bunların önüne geçilebilirdi. Kaldı ki bir takım istenmeyen olaylara katılınmış ise bunun o günün şartları ile de yakından bağlantılı olabileceği akla eliyor. Çünkü, son yıllarda devam eden davalarda geçmişin karanlık olayları araştırılmıyor mu??

Demek istediğim o ki terörle mücadelede asker ile polisi karşı karşıya getirmek, bu iki kurumu birbirine rakipmiş gibi takdim etmek sadece teröristlerin işine yarar. Bugün gelinen noktada terörle daha iyi mücadele edilebileceğine dair fikri olanlar fikrini söylemeli, terörle mücadeleye katkı sağlamalıdırlar. Polis de asker de bu milletin evlatlarıdır iki kurumunda ülkenin iç ve dış güvenliği sağlamak görevleri vardır. Daha doğrusu güvenliği sağlamaları için oluşturulmuşlardır. Bunu yaparken sürekli olarak dayanışma içinde olmak durumundadırlar. Aksi bir durum yani iki kurumun bir birinin rakibi gibi algılanması ve takdim edilmesi ülkemizi terörle mücadele zaafa uğratır. Bugüne kadar bu konuda istenen sonucun alınamamasından bu çelişkinin payının ne olduğu artık iyi hesap edilmesi gerekiyor.
Medya, kafa karışıklığına sebep olmamalı

Dünkü yazımda da dikkat çekmeye çalıştığım hususa bugün tekrar dönmek istiyorum. Yazımda Norveç'teki katliamın ırkçı değil dinci bir eylem olduğunu, Haçlı Ruhu'nun günümüzdeki yansıması ve yüzyıllar ötesinden günümüze uzanmış olan Tapınak Şövalyeleri adlı gizli örgütün son eylemi olduğunu izaha çalışmıştım. Bunu yaparken ırkçılık ile dinciliğin birbirine karıştırılmaması, İslam'da ırkçılığın da dinciliğin de olmadığına, İslam'da inananları tek bir tarifinin olduğuna dikkat çekmiştim. Ne var ki dünkü gazetelerde yer alan haberlerde ırkçılık ile İslam düşmanlığı arasında gidip gelen kafa karışıklığının sürdüğünü gördüm. Aynı gazetede yer alan iki haberin birinde, "Breivik, ülkesini İslam'a karşı korumak istediğini söyledi" denilirken ikinci haberde ise "Breivik'in hazırladığı manifestonun detayları ortaya çıkıyor. Tam bir Türk düşmanı olan Breivik, bin 500 sayfa tutan manifestosunda çocukken en yakın arkadaşının bir Türk olduğunu yazdı" deniyordu.

Bu iki haberi okuyanın kafası karışmaz mı? Neye karar verecek okuyucu, katilin Türk düşmanı olduğuna mı yoksa İslam düşmanı olduğuna mı? Medyanın görevi herhalde kafa karıştırmak değil, olaylarla ilgili belirsizlikleri gidermek değil midir? Ne var ki işler hep ters işliyor? Sanki medya sadece kafaları karıştırmak ve toplumu istedikleri bir istikamete yönlendirmek için haber veriyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.