20 Ocak 2017 Cuma22 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:47Güneş 08:17Öğle 13:22İkindi 15:50Akşam 18:14Yatsı 19:38
    • 9°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 1°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 6°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 82.252 -0.06
  • Altın: 148,354 0.07
  • Dolar: 3,8176 -0.32
  • Euro: 4,0790 0.19

Tırışkadan gündem

Engin Ardıç

Ünlü İngiliz şairi Thomas Stearns Eliot, "nisan en zalim aydır" demişti, temmuz da ölü aydır.
Okullar tatildedir, futbol tatildedir, siyaset tatildedir. CHP amigoları her ne kadar "uyumayın, çalışın" deseler bile CHP yandaşı Ankara memurları da kıyı arpalıklarına koşmuşlardır (genellikle Didim ya da Avşa gibi yerlere giderler.) Sıcak bastırır, aziz milletimiz sıcakta gazete okumayı sevmediği için satışlar da başaşağı gider.
Neyse ki, bir yandan Amy Winehouse, öbür taraftan Anders Behring Breivik gibi iki ruh hastası imdada yetişirler, biri ölerek öteki öldürerek. Bu yıl Kandil Dağı'ndaki ruh hastalarının da epeyce katkıları oldu temmuz gündemine. (Dereağzı tesislerindeki hastaları saymıyorum.)
Böyle günlerde, olmadık konulardan haber yaratmaya, daha da iyisi, kavga çıkarmaya da çalışılır...
Lausanne'ın yıldönümü kutlanıyormuş (hayır, "Lozan" yazmayacağım, çatlayın da patlayın), başbakan anma konuşması yapmış ama İnönü'nün adını ağzına almamış...
Vay be! Ne korkunç bir hata!
İşini bilen bir gazeteci şimdi "Lausanne zafer mi, hezimet mi?" tartışmasıyla ağustos ayını tutar hayırlısıyla...
Bir yandan ramazan ve bayram, öbür yandan 30 Ağustos ve 9 Eylül muhabbetiyle mevsimi de çıkarırsınız artık. Arkadan nasıl olsa hava serinliyor, meclis açılıyor, zevzekliğe gerek kalmıyor. (Efendim? Asıl o zaman mı başlıyor?)
Bu arada, İnönü tartışmasına katılmadan edemeyen sevgili dostumuz Taha Akyol'dan da "İnönü'nün daha çok İngiliz demokrasisine ilgi duyduğunu" öğrendik, şükür...
Atatürk'ün sonradan acıyıp affetmek istediği Osmanoğlu ailesinin yurda dönüşüne şiddetle karşı çıkan İsmet Paşa, meğerse "meşruti krallık" severmiş!
Padişahlığı ortadan kaldırırken düşünmemiş bunu, İngiliz hayranlığı sonradan patlak vermiş olmalı.
1932 yılında gittiği Mussolini İtalyası'nı pek beğenip 1936 yılında TBMM'nin dışında ve üstünde bir "faşist konseyi" kurmak istediği zaman da pek aldırmamış olmalı İngiliz sistemine...
Tuhaftır, İngiliz kralı Edward'ın Atatürk'ü ziyareti herkesi etkilemiş de (öyle olmasaydı yetmiş beş yıldır bu gereksiz ve önemsiz ziyaretin tantanasını mı yapardınız?), İnönü'yü etkilememiş anlaşılan...
"Milli Şef" diktası da bir tür demokrasi sayılmalı herhalde, İngiltere'den örnek vermek gerekirse akla İngiliz faşistlerinin lideri Sir Oswald Mosley gelir ancak...
Üstünden Atatürk'ün resmini kazıtıp kendi resmini koydurduğu paraları da Berlin'de Reichsdruckerei matbaasında bastıran Milli Şef, sonradan American Bank Note Company matbaasına dönmüş ama ne zaman? Savaştan sonra! Missouri zırhlısının bahriyelileri Abanoz Sokağı'nda kurtlarını döktükten sonra.
İnönü'nün bir tek derdi vardı, Türkiye Cumhuriyeti'ni her ne pahasına olursa olsun ayakta tutmak ve bürokrasinin kesinkes hakimiyetini korumak (siz isterseniz "vesayet" deyiniz, aynı kapıya çıkar.)
Bunun için İnönü bir dönem diktatör, bir dönem demokrat görünebilir. Bunun için dünya savaşında "iki tarafı da idare" edebilir. Bunun için savaşı kazanan müttefiklerden biri bize sulanınca ötekine teslim olabilir. Soğuk savaşta kan dökülmediği için taraf tutmak daha kolaydır.
Savaşı Almanya kazansaydı, Türk Yahudileri'ni gözünü kırpmadan satırın altına teslim eder miydi? Almanya'nın Türkiye Cumhuriyeti'ne "ilişmemesi" şartıyla, Varlık Vergisi'ni çıkaran adam, ederdi.
Alın size sıcak hava gündemi...
Polemik yapmak isteyeceklerin SABAH Gazetesi Yazıişleri Müdürlüğü'ne müracaatla fiş ve sıra numarası almaları rica olunur.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.