Abdulkadir Özkan

Abdulkadir Özkan

Küresel sermaye sömürü peşinde!..

Küresel sermaye sömürü peşinde!..

Başlığı belki "Sermaye sahipleri daha çok kazanç peşinde" diye atmak daha doğru olabilirdi. Ancak, dünyayı esas sömürenin küresel sermaye olduğunu, ulusal sermayedarların bile çoğunlukla küresel sermayenin taşeronluğunu yaptığı düşünüldüğünde başlığın yanlış olmadığı görülür.

Geçtiğimiz günlerde birbirini takip eden ekonomi ile ilgili kötümser açıklamalar geldi. Hem de bu açıklamaların başını bazı bakanlar ile AK Parti yöneticileri çekti. Bir süre sonra da bu açıklamalardan çark edildi. Olay düzeltilmeye çalışıldı. Buna rağmen özellikle döviz fiyatlarında ciddi sıçrama yaşandı. Diyebiliriz ki açıklamalar kısa süreli de olsa panik havası estirdi. Açıklamalar doğru muydu, doğru ise ne oldu da birkaç gün sonra açıklamalar değişti? Biçiminde bir takım sorular akla gelebilir. Bu yazıda söz konusu soruları tartışacak değilim.

Ancak, tartışmaların bir anda içeride ve dışarıda faizlerin artırılması kampanyasına dönüştürülmesi, özellikle Başbakan'ın açıklamasına uluslararası derecelendirme kuruluşlarından cevaplar gelmesi ister istemez Türkiye gibi ülkelerin daha doğrusu küresel sermayeye ihtiyacı olan ülkelerin küresel sermayenin sömürü alanı haline nasıl getirildiğini görmek istemeyen çevrelerce bile görülür hale getirdi.

Özellikle Başbakan Erdoğan'ın, "Daha önceki kriz için teğet geçecek dedim. Teğet geçecek bile demiyorum" şeklindeki açıklamasına hemen Amerika'daki bir değerlendirme şirketinin bir elemanından Türkiye'nin kredi notunun düşürülebileceği şeklindeki karşı açıklama gelmesi küresel sermayenin dünyayı sömürmek için ne tür yollara başvurduğunu gösteriyordu.

Çünkü, bu tür açıklamalar ile Türkiye'de faizlerin yükseltilmesine çalışılıyor. Faizler yükseltilsin ki Türkiye'nin küresel sermayeye faiz olarak ödediği dolar daha çok artsın.

Bu noktada Sabah Gazetesi'nde Süleyman Yaşar'ın dünkü yazısından bir altıntıyı aktarmak istiyorum. Yaşar şöyle diyordu:

"Türkiye hazinesi bu yıl 47.5 milyar lira faiz ödeyecek. Bunun faiz oranı yüzde 10'a denk geliyor. Halbuki Türkiye yüzde 7 faiz ödese, bu yıl 14.5 milyar lira az faiz ödeyecek, yani 14.5 milyar lira cebimizde kalacak."

Süleyman Yaşar daha sonra bu 14.5 milyar lira ile 483 hastane yapabileceğimizi hatırlatarak yazısını şöyle sürdürüyor:

"Türkiye'ye, borçlarını ödeyemeyen Portekiz ve İrlanda'nın altında not verilerek işte bu hastaneler yaptırılmıyor. Türkiye, elektrik santrali için tamir parası bulamayan ve AB'den bir milyar euro yardım isteyen Güney Kıbrıs'ın altında notlandırılarak adeta usulsüzlük yapılıyor."

Peki küresel sermayeye muhtaç olan bir Türkiye'nin bu ayak oyunlarından kurtulması mümkün mü?

Özellikle küresel sermayenin sömürüsünden nasıl kurtulacak?

'Küreselleşen dünyanın gerçeği bu' gibi safsatalarla kendinizi küresel sermayeye teslim etmişseniz bir takım küresel sermayenin temsilcisi ve sözcüsü değerlendirme şirketlerinin oyuncağı olmaktan çıkabilir misiniz?

Elbette hepimiz dışarıya daha az faiz ödenmesinden yanayız. Ancak bunun yolu bir takım uluslararası kuruluşlara kızmaktan değil, kendi ayaklarımızın üzerinde durabilecek bir noktaya gelmekten geçiyor. Eğer bizim dış krediye ihtiyacımız kalmaz ya da olsa da olur olmasa da noktasına gelebilirsek o kuruluşlar paralarını satabilmek için kendileri kapımızı çalacaklardır. Çünkü, küresel sermayenin işi elindeki parayı satmaktır.

Bu arada küresel sermayenin yerli taşeronlarının ikide bir Merkez Bankası'nı faizleri artırması için kampanya yürütmelerinin de aslında yadırganacak tarafı yoktur.

Onlarda küresel sermayenin Türkiye'den kopardıklarından paylarını almaktadırlar. Türkiye'den ne kadar çok alırlarsa yerli işbirlikçilerinin payı da o nispette artacaktır.

Kapitalizm budur. Hayatın merkezine parayı oturtan anlayışın geleceği nokta da budur. Bu bakımdan önce kendi ayakları üzerinde duracak bir ülke olmamız gerekiyor.

Bunun yolu ise uygulanan ekonomik politikalardan geçmiyor. Bir takım empoze edilmiş ve sadece küresel sermayenin çıkarlarını gözeten politikaları uygulamaya devam ettiğimiz sürece yediğimiz kazıklardan zevk almayı öğrenmenin dışında yol yoktur...

Bundan kurtuluşun tek yolu ise Adil Ekonomik Düzen'in hayata geçirilmesidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdulkadir Özkan Arşivi