19 Ocak 2017 Perşembe20 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:18Öğle 13:22İkindi 15:49Akşam 18:12Yatsı 19:37
    • 4°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • -2°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 7°C Antalya
    • -1°C Artvin
    • 7°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 82.779 0.51
  • Altın: 146,779 -0.07
  • Dolar: 3,7701 -0.17
  • Euro: 4,0274 -0.27

Mübarek Ramazan ve orucun hakkını verebilecek miyiz?

M. Şevket Eygi

BUGÜN 1 Ramazan, mübarek ay hepimize kutlu olsun. Bu ay bir imtihan ayıdır, acaba bu imtihanı yüz akıyla, başarılı bir şekilde verebilecek miyiz?

1. Oruç tutması gereken Müslümanların yüzde kaçı oruç tutacak? Günler çok uzun, hava çok sıcak, bahane çok... İslam dininde özürler, mazeretler ikiye ayrılır: Şer'î mazeretler, hastalık, yolculuk, annenin bebeğini emzirmesi gibi... Bir de Şeytanî mazeretler: Günlerin uzun, havaların sıcak, işlerin ağır olması gibi...

2. Oruç sadece imsaktan akşama kadar aç ve susuz kalmak değildir. Cihetten münezzeh olan Allah'a yönelmektir. O'na ibadet etmek, O'nu zikretmek, O'nun emirlerine uymak, yasaklarından uzak durmak, O'nun Resulüne itaat etmek... Hem oruç tutuyor, hem gıybet ediyor... Böyle oruç ism ve resmden ibarettir. Oruç tutuyor, müminlere düşmanlık ediyor, kâfirleri dost ve velî ediniyor... Gündüzleri oruç tutuyor, geceleri Şeriata göre fısk ve fücur olan Ramazan etkinliklerine, şenliklerine, eğlencelerine katılıyor... Acaba bu Ramazanda İslam'a ve oruca münafî çirkin işlerden kendimizi alıkoyabilecek miyiz?

3. Müslümanlar zekâtlarını genellikle Ramazan ayında verirler. Geçen yıllarda olduğu gibi bu sene de Kur'an'a, Sünnete, İcma-i Ümmete aykırı şekilde zekât toplanacak ve bu toplanan para ve mallar aykırı şekilde sarf edilecektir. Müslüman toplumda bu bozukluğu düzeltmek için niyet ve irade görmüyorum.

4. Ramazan ayının Müslümanların birleşme, kardeşlik, kaynaşma, yardımlaşma ayı olması gerekir. Zamanımızda Türkiye Müslümanları paramparçadır, birbirinden kopuk bir sürü hizbe, fırkaya, cemaate ayrılmıştır. Bunların bazıları birbirlerine düşmanlık etmektedir. Müslümanların bir İmam-ı Kebir'i, bir Emir'ül-Müminîni yoktur. Ümmet karanlık gecede, fırtınaya ve yağmura tutulmuş, kurtların hücumuna uğramış, çobansız kalmış zavallı bir koyun sürüsüne dönmüştür. Bu Ramazanda, bu kötü durumdan kurtulmak için bir teşebbüs olacak mıdır? Olursa, bu teşebbüs Müslümanların ilgisini çekecek midir?

5. Ramazan ayının özelliklerinden biri Yatsı namazından sonra 20 rekat Teravih Namazının kılınmasıdır. Eskiden İstanbul'un nüfusu 1-2 milyon iken camiler doluyordu. Şimdi 20 milyon (belki daha fazla) oldu, teravihlerde camiler boş. Kitap fuarları, Ramazan etkinlik ve şenlikleri, açık hava kahveleri dolu, camilerin yarıdan fazlası boş... Ne kadar üzücü, utanç verici, düşündürücü bir manzara. Bakalım, Müslümanların başını çeken muhterem zevat, bu konuda neler yapacaklar?

6. Ramazan ayı Müslümanlar için bir bilgilendirme, aydınlatma, yol gösterme zamanıdır. Bu ayda çok lüzumlu, çok zarurî, çok faydalı, çok etkili on milyonlarca broşür yayınlanıp dağıtılmalı, yine on milyonlarca afiş, pankart asılmalıdır. Bakalım bu Ramazan'da böyle hayırlı işler ve hizmetler yapılacak mıdır?

Böyle hizmet ve faaliyetlerin yapılmadığı Ramazanlar kaçırılmış fırsatlardır.

Ramazanlarda 5 vakit namaz konusunda öyle bir seferberlik, aydınlatma faaliyeti yapılmalıdır ki, yüzde 10 olan namaz kılanların oranı yüzde 20'ye çıksın, kutsal ayda namaza başlayanlar Bayramdan sonra bırakmasınlar... Böyle olursa 5 sene içinde namaz kılanların nispeti yüzde 50'yi aşacaktır. Bizim bu konuda niyetimiz, irademiz, plan ve programımız var mıdır?

Her ramazanda olduğu gibi bu sene de birtakım şahıslar, kuruluşlar, cemaatler, hatta tarikatlar beş yıldızlı lüks otellerde görkemli, gösterişli, israflı, lüks iftar ziyafetleri vereceklerdir. İslam'ın, Ramazanın, orucun ruhuna uymayan gülünç fânilikler... "Bizim cemaatin iftarı sizin cemaatin iftarından çok üstün oldu... Bizim hocamız sizin hocanızı döver... Biz zirvedeyiz, siz çukurlarda sürünüyorsunuz... Biz, miz..."

İslamiyet'te sohbetin önemli yeri vardır. Acaba bu Ramazanda sohbet etmeye ehliyeti ve liyakati olan âlimler, ârifler, fâzıllar, gerçek hocalar, gerçek şeyhler hayırlı sohbetler yapacaklar mı? O sohbetleri dinleyen insanlar kendilerini düzeltip iyi Müslüman olacaklar mı?

Şundan hiç şüpheniz olmasın, bu Ramazanda da çılgınca para toplanacaktır. Zekâtlar toplanacaktır... Sadaka toplanacaktır... Hayır hasenat parası toplanacaktır... Acaba bu toplanan paralar Kur'an'a, Sünnete ve Şeriata uygun şekilde toplanıp yine onlara uygun şekilde harcanacak mıdır?

Eski Ramazanlarda olduğu gibi bu Ramazanda da, senenin 11 ayı fısk, fücur, fitne fesat, nifak şikak, günah, isyan yayınları yapan bir kısım medyamız Ramazan programları yapacaklardır. Bu programların bir kısmına (yüzde kaçına?) reformcu, değişimci, yenilikçi, Kemalist, BOB'çu, Fazlurrahmancı, naylon müctehit, mezhepsiz, Afganîci, telfik-i mezahip taraftarı, hadîs ayıklamacısı mâlum ve mahut profesörler, ilahiyatçılar çağrılacak, milyonlarca saf ve bilgisiz vatandaşın zihinleri karıştırılacaktır. Acaba sayın Ehl-i Sünnet Müslümanları bu konuda ne düşünürler?

1,5 milyarlık, çok geniş bir coğrafyaya yayılmış İslam âleminde büyük, korkunç, yürek parçalayıcı facialar yaşanıyor. Dilleri, renkleri, ülkeleri, kültürleri nasıl olursa olsun, onlar bizim kardeşimizdir. Acaba onların çektiklerinden dolayı üzülecek miyiz?.. Somali'de korkunç bir açlık faciası var, öyle böyle değil, aç Müslüman kafileleri yollarda yürürken çocuklar sapır sapır ölüyormuş. Biz onlar ölürken, Kur'anî ve Nebevî öğretilere aykırı lüks iftarlarda tıka basa yiyeceğiz.

Afganistan'da, Irak'ta, Filistin'de, Şarkî Türkistan'da, Birmanya'nın Arakan bölgesinde Müslümanlar savaş, terör, zulüm yangınları içinde kavruluyor. Bizim bazı pabucu büyüklerimiz 5 yıldızlı otellerin lüks restoranlarında, çıplak genç kadınların çalgı nağmeleri ve ilahi terennümleriyle vaktiyle Firavunun bile yiyemediği nefis, leziz, pahalı, lüks yemekler, iftariyelikler, tatlılar yiyecekler. Bizim bir kısmımız böyle yaşarken Suriye'de Müslüman kardeşlerimiz merhametsizce kurşunlanacak...

Kendi kendime soruyorum, bazı zengin, güçlü, nüfuzlu, "yüksek" Müslümanlar, niçin 5 yıldızlı otellerde iftar ziyafetleri veriyor? Herhalde, o civarda 7 yıldızlı otel yok da ondan.

5 yıldızlı otel ne demektir?

1. Oralarda en lüks içkiler su gibi içilir.

2. Mutfaklarında domuz eti pişirilir. Mesela Müslümanlar için dana biftek kızartılırken, aynı ızgarada domuz pirzolası da pişirilir ve bunların yağları, suları birbirine karışır.

3. Oralarda Şeriat-ı Garra-i Ahmediyyenin caiz görmediği fuhşiyyat, azgınlıklar olur.

Geçmiş yıllarda bendeniz de böyle günahlı iftarlardan bazısına iştirak ettim, akşam namazı vaktinde kılınmıyordu, yatsıya yakın bir zamanda bir salona serilmiş birkaç seccade üzerinde alelacele, paldır küldür, genellikle münferiden namaz kılınıyordu.

İmam-ı Gazalî Hazretleri zamanımızda yaşasaydı böyle bir iftar ziyafetine davet edilseydi, ne yapardı?.. Davete icabet etmek gerektiği için kapıya kadar gelir, içeriye girer ve otelin lobisinden geri dönerdi.

Bırakın İmam-ı Gazalî'yi yakın zamanda yaşamış, icazetli hakiki şeyhler böyle iftar sofralarına otururlar mıydı? Hiç sanmam.

Böyle iftarlara katıldığım için kendimi aklamıyorum. Zaten bendeniz derece itibarıyla Müslümanların en sonuncusuyum. Hiçbir faziletim yoktur.

İnsan eğri de otursa doğru konuşmalıymış. Birazcık böyle yapabiliyorsam ne mutlu bana.

Zavallı Türkiye Müslümanları nasihatsiz kaldılar. İslamî nasihat olmayınca, din de elden gider.

Türkiye Müslümanlarının velinimetleri vardır.

Ahmet Yesevî... Mevlanâ Celaleddîn Rumî, Halîd-i Bağdadî, Hacı Bayram-ı Velî... Hacı Şaban-ı Velî... Bursa'da Emir Sultan ve diğerleri... Onlar bizim halimizi görseler üzülürler ve hayıflanırlardı.

Geçen sene Sultanahmet'ten geçerken parkın içine kondurulmuş ahşap büyük bir nargilehâne görmüştüm. Büyük camide ezan okunmuş, namaz başlamıştı... Nargileci Müslümanlar hasır sandalyelere oturmuşlar tokur tokur, fosur fosur nargilelerini çekiyorlardı. Caminin yarısı bile dolmamıştı.

Doğrusunu söylemek gerekirse, caminin hali de bir acayipti: Haddinden fazla hoparlörden 130 desibellik sesler çıkıyor... Kulaklar bu ses yüksekliğinden rahatsız oluyor... Işıklar çok çiğ... Cemaatin büyük kısmı takkesiz... Kıyafetler çok laubali... Genellikle tişört giyilmiş, bazısının üzerinde yazılar ve resimler var... Boş kısımda küçük çocuklar ciyak ciyak bağırarak koşuşuyorlar... Bir pejmürdelik, laubalilik ki sormayın...

Efendim, sür-i lisan ettikse afv ola. Allah oruçlarınızı, namazlarınızı, yerli yerinde veriyorsanız zekâtlarınızı, sadakalarınızı kabul etsin, hepimizi bağışlasın.

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.