20 Eylül 2017 Çarşamba 23 Zilhicce 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:16Güneş 06:42Öğle 13:05İkindi 16:29Akşam 19:14Yatsı 20:34
    • 27°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 23°C Afyon
    • 20°C Ağrı
    • 24°C Amasya
    • 23°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 28°C Aydın
    • 29°C Balıkesir
  • BIST: 105.324 0.39
  • Altın: 146,381 -0.45
  • Dolar: 3,4727 -0.58
  • Euro: 4,1687 -0.32

Gelişme değil aslına dönüş

Abdulkadir Özkan

Son yaş toplantısında ortaya çıkan fotoğraf artık asker-sivil ilişkilerinin normalleşmeye başladığını gösterdi. Çünkü, olay gelişmeden çok normal seyrine dönüş, var olan yasalara uygun hale getirilmesiydi. Bu aslına dönüşte elbette en önemli rol Başbakan Erdoğan'a aittir. Ancak, bu normalleşme ve aslına dönme olayında olayı asker kanadının katkılarını da unutmamak gerekiyor. Bu bakımdan normalleşme olayını birinci cumhuriyetin sona erip ikinci cumhuriyetin başlaması ya da askerin hizaya getirilmesi gibi yorumlamak bir takım çevrelerin yüreğini serinletse de bir başka kesiminin burkulmasına yol açabilir. Bu bakımdan gelişmeleri alkışlamak herkesin hakkı ama bir diğer kesimin bir takım haklarının elinden alınması gibi göstermek yanlıştır. Bu noktada şimdiye kadar söz konusu yanlışlığı bilerek yapanların bunda suçu yok mu, bundan hesap sorulmayacak mı diye bir takım sorular akla gelebilir. Ancak, onlar bugün işbaşında değillerdir, hepsi emekli olup gitmiştir. Kaldı ki bu noktada yürütülmekte olun soruşturma ve davaların sonuçlandırılması bile şimdiye kadar sürdürülen yanlışların sona ermesini sağlamaya yetecektir. Bugünkü normalleşmeyi devam eden soruşturma ve davalardan ayrı düşünmekte yanlış olur. Bu bakımdan yanlış teamüllerin uygulayıcılarından geriye dönük bir hesap sormak gerekirse bunu soracak olan yargıdır ve bu hesap sorma işi mevcut yasalar çerçevesinde olacaktır. Aksi bir tavır yasaları çiğneyenlerden heshp soracağız derken yasları çiğner bir duruma düşülmüş olur. Yıllar sonra bir YAŞ toplantısında toplantının Başbakan'ın Başbakanlığında yapıldığının fotoğrafa yansımış olması sistem açısından çok önemli bir gelişmedir. Çünkü, bundan önceki YAŞ toplantılarında verilen fotoğraflarda bir eş başkanlık görüntüsü ortaya çıkıyordu. Bir diğer ifade ile Genelkurmay Başkanı ile Başbakan yan yana oturarak toplantıya birlikte başkanlık ediyorlardı. Böyle bir durum elbette normal değildi. Bir teamül oluşturulmuştu. Anayasa ve yasalarda olmayan bir teamül. Bu teamül zamanla sanki anayasa ve yasalara uygunmuş gibi algılanmaya başlamıştı. Bundan son sözü askerin söylemesinde çıkarları olanlar hiç gocunmamışlar, hem de demokrasi adına bu görüntü bazı kesimlerce doğru bile kabul edilmişti.

Son YAŞ toplantısı sadece fotoğrafa yansıyan değişikliğe sahne olmamış, başka teamüllerinde yıkılmasını sağlamıştır. Tüm bu gelişmeler sistem açısından, özellikle de eğer egemenlik gerçekten millete ait olacaksa son sözü söyleme durumunda siyasilerin olması gerektiği anlayışına uygundur. Bir yanlış uygulamanın sona ermesidir. Bu arada e-muhtıra benzeri metinlerin Genelkurmay sitesinden silinmesi ile 30 Ağustos tebriklerini kabul protokolünde değişime gidilmesi gibi işin aslına dönüşün adımlarının geleceği belirtiliyor. Kısacası son YAŞ toplantıları 50 yıllık anormalliğin sona ermesi yönünde önemli adımlara sahne olmuştur.

Bunlar demokrasi ve özgürlükler açısından önemli gelişmeler. Ancak, bunlardan daha önemlisi yeni bir anayasanın hazırlanması, bir takım darbe heveslerinin kendilerine zorlama ile de olsa gerekçe icat etmelerinin ortadan kaldırılması, askerin rejimi korumak adına halkın seçtiği iktidarlara müdahale etmesinin önünün tümden kesilmesi gerekiyor. Bu noktada ortaya yeni anayasanın geniş bir uzlaşma ile mi ya da bazı kesimlerin uzlaşmaz tavırları karşısında geri adım atmayarak milletin karşına yeni anayasayı çıkarmak mı gerekiyor sorusu önem kazanıyor. Çünkü, tüm siyasi partilerin katılımı ille de şart görülürse bilinmelidir ki bu ülkede yeni bir anayasa yapmak mümkün değildir. Çünkü, demokrasi anlayışında siyasi partiler arasında söylemde olamasa bile anlayış bakımından çok ciddi farklılıklar var. Bu ülkede bir takım sanal korkuların arkasına gizlenilerek askeri darbelere destek veren siyasi partiler oldu, bunları gördük. Hatta bir takım yargı mensupları ile üniversite hocaları darbe çığırtkanlığı yaptılar. Kısacası darbelerin yolunu bu sivil destekçiler açtı. Böyle olunca herkesimin uzlaşacağı bir ortamın oluşacağına ihtimal vermiyorum. Onların maksadı gerçekten demokratik insan hak ve özgürlüklerini esas alan sivil bir anayasanın yapılmasına katı sağlamak değil, mümkünse bunu engellemektir. Yeni anayasanın her gündeme gelmesi ve bir takım yanlış teamüllerin yıkılmaya başlamasının ardından terör olaylarının tırmanmaya başlamasının doğru değerlendirilmesi, şer odaklarının nasıl ittifak oluşturuverdiklerini de görmezden gelmemek gerekiyor.

Tüm bunlara rağmen yeni bir anayasa ile Türkiye'nin bir hukuk devleti olmasının sağlanması gönülden temennimizdir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.