23 Ocak 2017 Pazartesi25 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:46Güneş 08:15Öğle 13:23İkindi 15:53Akşam 18:17Yatsı 19:41
    • 14°C Adana
    • 7°C Adıyaman
    • -5°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • -3°C Ankara
    • 12°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 6°C Aydın
    • 2°C Balıkesir
  • BIST: 83.105 0.05
  • Altın: 146,901 0.25
  • Dolar: 3,7669 -0.64
  • Euro: 4,0418 -0.18

Sivil Süleyman

Engin Ardıç

Gençlerin kulağına çalınmışlığı vardır, hani Gülriz Sururi'nin "bir zamanlar tiyatroyla uğraşmış olması" gibi...
Bizim için daha dündür. Unutmayız, unutturmayız o rezil günleri. Anlatırız, öğretiriz.
Ne zamanın bir işleri? Tam kırk yıl öncesinin bir işleri... 12 Mart dönemi... Daha sonra gelen 12 Eylül döneminin bunun üzerine "tüy dikmiş" olmasından bile, nasıl bir kazurat olduğu bellidir.
Ama bu kazuratta gül bittiğini, bunun da Demirel "sayesinde" gerçekleştiğini sananlar var.
Efendim Demirel şapkasını alıp kaçarken bakmış, ne yapabilirim diye düşünmüş...
Direnebilirdi, Tağmaç-Gürler-Batur üçlüsünü hemen emekliye sevkedebilirdi (Eyiceoğlu olayda "aksesuardır", adını bile kimse hatırlamaz.)
Ya da muhtıranın açık seçik tehdidi olan darbenin "fiilen" yapılmasını beklerdi, gerekirse alnının akıyla kodese de girerdi. (Nitekim, dokuz yıl sonra, bu sefer 12 Eylül darbesinde kodesten kurtulamadı. Gerçi kodes denize nazır, "mutena" bir yerdeydi ama sonuçta kodesti işte.)
Beceremedi, kaçtı. Sıkmadı. Yemedi. Kaçarken, gerek kendi iddiasına, gerekse taraftarlarının kamuoyunda işlediklerine göre "ne yapabilirim de meclisin kapatılmasını önlerim" diye düşünmüş!
Helal olsun. Çünkü efendim, meclisin açık olması önemliymiş. Meclis açık olursa, uygulanan rezilliğe faşizm denmezmiş.
"Solun manevi önderi", demokrasi şampiyonu, paşaların paşası İsmet Paşa da böyle düşünmüş olmalı ki, cuntanın kurdurduğu "sözde sivil" hükümete, hem de başbakan olarak, kendi adamlarından, CHP kodamanlarından Nihat Erim'i ödünç vermiş!
İnsan biraz utanır.
"Üç sizden üç bizden" diye çığlıklar atıp, gafil çocukların asılmalarına çanak tutarken de utanır...
Efendim bu Demirel, çok ustaca bir manevra çevirerek, Faruk Gürler'in de cumhurbaşkanı olmasına engel olmuş. (Gürler'in yüreğine indi, kısa bir süre sonra gürledi gitti.)
Olmuş da, yerine kimi seçmiş?
Fahri Korutürk'ü.
Kimmiş bu Fahri Korutürk, hani Ali Fuat Başgil gibi sivil aday falan mıymış?
Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı!
Hani, 12 Eylül darbesini "aman benim dönemimde yapmayın, ben köşkten ayrıldıktan sonra yapın" diyen demokrat!
Ecevit hiç olmazsa asker bürokrat yerine sivil bürokrat tercih edip bize Ahmet Necdet Sezer'i hediye edecek kadar inceydi...
Demirel böylece bir hamleyle 12 Mart dönemini bitirivermiş. Türkiye "normale" dönmüş. Emekli paşaların köşke çıkmaları gibi normal bir geleneğe dönüş yapmış. Ama bu sefer amiral gelmiş. Denizciler çokça rakı içtikleri için karacılardan "daha ileri" sayılırlar ya, belki de bundandır!
Şimdi de koca koca adamlar, Demirel'in, artık "ettehiyyatüye oturmasını" değil, "sivilleşme yolundaki adımları desteklemesini" istiyorlar.
CHP'ye eski DYP adayı Mehmet Haberal'ı "plase eden" adam yapacak bunu! Cumhurbaşkanlığı döneminde bütün gençliğini bir kalemde çöpe atıp "bürokrasiye tam teslim olan" adam yapacak. AKP'nin seçimi kazanmaması için elinden geleni ardına koymayan adam yapacak, artık eli ayağı pek tutmasa bile.
Belki doksan yaşından sonra, ha?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.