23 Mart 2017 Perşembe25 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:29Güneş 06:56Öğle 13:18İkindi 16:42Akşam 19:27Yatsı 20:47
    • 16°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • 7°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 89.764 -0.05
  • Altın: 145,339 0.04
  • Dolar: 3,6255 0.24
  • Euro: 3,9111 0.07

Geldik, gördük ve hayran kaldık

Mehmet Şeker

Bilmiyorum sabrınızı ne kadar zorladım, iki hafta kadar süren yolculuk izlenimlerini kısaltarak anlatmayı görev bilmekle...

Belki toplu istifaları, karpuz kesme merasimini, büyük masa etrafındaki oturma düzenini, Ramazan'a rağmen devam eden saldırılar hakkındaki yorumları tercih edenler çoğunluktadır.

Fakat şu memleketin güzelliklerini görüp de anlatmamak büyük haksızlık olurdu.

*

Kemaliye'de Fırat manzaralı aile çay bahçesinde çay, ayran, maden suyu sipariş etmek istedik.

"Çay yok" dedi sıcaktan bunalmış genç kız, "ayran da kalmadı, isterseniz maden suyu getireyim."

Alt kısımdaki oyun parkında çocuklar oynuyordu.

Bir çocuk, iki tekerlekli arabasıyla giderken düştü. Ağlamaya başladı. Annesi koşup geldi fakat bir şey söylemedi. Söylenmesi gereken bir şey olmalı diye düşündü sanki. Sükutır-ı hayale uğramış gibiydi.

"Hızlı gitmeyeyim mi?" diye sordu annesine son derece masumane bir şekilde.

İleride büyük bir memur olur bu çocuk; belki de Spor Bakanlığı Müsteşarı.

*

Maden suyu içerken, Kemal Sayar'ı aradım. "Kemaliye'deyiz, sen yoksun!"

Boşuna değil, geçen yaz karşılaşmıştık. Güre'de dut şerbeti içerken bir baktım, ailecek geliyorlar.

"Doktor bey" diye seslendiğimde bir an için donup kalmıştı.

Herhalde "Burada da bir hastam buldu beni" diye düşündü.

Bu sene yollarımız kesişmedi.

*

Kemaliye'den sonraki durağımız Divriği oldu.

Yapımı yüz yıldan fazla süren ve dünyanın en heyecanlı yollarından biri olan "Taş yol" tek başına bir yazı konusu. Kayaların çekiçle oyularak dağların içinden yol açılması fikrini ilk kim düşündü acaba...

Karanlık kanyon, kral mezarları, dört bin yıllık kaya yazıtları, köprüler, mağaralar, şelaleler ve doğa sporlarını da ele alacak olursak, bayram gelir geçer.

O yüzden hızlıca gidelim ve Divriği'deki Ulu Cami üzerine iki çift söz edelim.

Bu harika Selçuklu eseri, eşsiz bir güzelliğe sahip.

Taş işçiliğinin bu kadar ince olabileceğini hayal etmek dahi zor.

Dünyada bir benzerine rastlayamazsınız. Taş ustalarına değil, kuyumculara yaptırmışlar sanki.

Hayran hayran seyrettik ve şükrettik.

Fakat ilçede büyük bir sükûnet hâkimdi, terk edilmiş bir şehir gibiydi. Sıcaktan kaynaklanabilir.

*

Kangal üzerinden Sivas'a geçtik.

Ne yazık ki Sivas'ta fazla kalamadık; birkaç saatlik bir mola ile yetinmek zorundaydık.

Sivas deyince üç kişiyi hatırlarım. Muhsin Yazıcıoğlu, Ahmet Turan Alkan ve Ulu Cami avlusundaki yoksul çocuklar dolayısıyla Yavuz Bülent Bâkiler...

Oradan Tokat'a uzandık. Kalesi, Taşhan'ı, camileri ve çarşılarıyla Tokat bizi çok iyi karşıladı.

Ertesi gün ver elini Turhal.

Aheste ve yeşil akan ırmak kenarındaki parkta kahve istedik; az şekerli.

Kahvelerimizin şekeri hiç de az değildi.

Ocaktaki vatandaş,"Ne azı, bizde fabrikası var şekerin" deyip boca etmiş galiba.

Girişte pancar heykeli olan bir yer burası. Daha ne olsun?

*

Ve geldik Zile'ye... Önce kaleye çıkıp etrafı seyrettik, sonra sokaklarını adımladık.

O kadar çok cami var ki, birinin gölgesi diğerinin üzerine düşüyor.

Ulu Cami etrafında iskeleler; yenileme çalışmaları bitmeye yaklaşmış.

Sokaklar ve çarşılar geçen asırdan kalma eserlerden ibaret.

Her yerde rastlanan ve adına apartman denilen yeni bina sayısı çok az.

Eski eserlerin korunmuş olması ve hâlâ o yapılar içinde hayatın devam ediyor oluşu, insanı zaman içinde yolculuğa çıkarıyor adeta.

Tarihî mirasa sahip çıkanları kutlamak gerek. Al gözüm seyreyle, memleket bu işte!

Sezar buraya gelmiş ve "Geldim, gördüm, yendim" demiş; biz de geldik, gördük ve çok beğendik.

*

Keşke imkânlar elverse ve gittiğimiz her yerde üç beş gün kalabilsek... Fakat yol çağırır yolcuyu.

Amasya bizi bekliyordu. Muhteşem Amasya. Çoğu zaman gezilerimizin son durağı olan güzel şehir.

Bir gece de orada konakladık. Bu defa son durağımız Ankara'ydı. Ertesi gün İstanbul yollarına düştük.

Ayların sultanı geliyordu.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.