Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

“Beyaz Müslümanlar”ın para ve iktidarla imtihanı...

“Beyaz Müslümanlar”ın para ve iktidarla imtihanı...

Önce şu Kılıçdaroğlu vakası ile ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Bilmiyorum ama böyle bir ana muhalefet lideri başka ülkede yoktur. Kendi ülkenin dışişleri bakanı, bir komşu ülkeyle kritik bir görüşme yaparken, sen ne olup bittiğini bilmeden basın kanalı ile muhalefet yapma adına suizanna dayalı şeyler söyleyeceksin. Yazık! Bunu ancak CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu gibi biri yapabilirdi ve onu da yaptılar.. Tebrikler..
Diğer, asıl konum bir özeleştiri.. Hali pür melalimizle ilgili..
Eskiden yoğ idi, iş bu rivayet yeni çıktı. Şimdi artık bizim bir de “beyaz Müslümanlar”ımız var..
Evet iktidar, servet ve şöhret dönüştürücü bir güçtür, ancak bu güç, ilk önce kendini ele geçireni dönüştürür.. Bizim de kendi “burjuva”mız oluşuyor. Bizim de kendi derin devletimiz oluşuyor.. Biz de farkında olmadan onlara benziyoruz..
Bu sadece iktidar sahipleri ve zenginler için değil, yoksul kesimde de onlara özenenler var.
Televizyonda Ramazan ekranına çıkıp Müslümanlık dersi veren kimi “marka” isimlere baksanıza.. “Yeni İslamcılık” diye bir şey çıktı. Devletin TSE damgalı bir “İslam” dayatması vardı ve ona karşı çıkıyorduk. Şimdi ise medianın pazarlamaya çalıştığı “Neo İslamcılık” tehdidi ile karşı karşıyayız.
İşin ilginç yanı, “İslamcı” kanallarda çıkmıyor bu tür yayınlar..
Devletin sopası derimizi çürütüyordu dün, bugün neo İslamcılar ruhumuzu çürütüyor..
Şatafatlı, lükse kaçan iftar sofraları, toplumsal öfkenin adresi haline gelmeye başladı.. Ramazan adına kimileri sabahtan akşama yemek tarifi anlatıyor. Ramazan’da neyi nasıl yiyeceğimizi ekran diyetisyenleri belirliyor artık. Kur’an, Sünnet değil..
Ramazan sofrasının yanında Ramazan şenliği ikram ediyoruz meydanlarda!
Ramazan tek başına yardımlaşma da değil. Yoksulu doyurmaktan ibaret değil bu iş. Zengin semtlerdeki beyni ve kalbi sevgi ve merhametten yoksun birçok insanın yoksulluğu, karnı aç insanların yoksulluğundan daha trajiktir aslında.. Ramazan’ı tek başına yardımlaşmaya indirgemek, onu vicdani bir sorumluluk alanına hapsetmek anlamına gelir. Ramazan daha fazla bir şeyler ifade eder..
Bazı iş adamlarımızın sponsor oldukları programlar, kullandıkları reklam dili, konu mankenleri, verdikleri mesajlar pek de iç açıcı değil.. Bir gün oğulları ve kızlarının ürün kataloglarındaki mankenlere benzeyebileceğini unutmamalılar.. Bu silah önce kendi çocuklarını vurur. Tehlikenin farkına vardıklarında ise vakit çok geç olacaktır.
AK Parti’ye yakın kanalların seküler karakterleri de bu anlamda büyük önem taşıyor.. Aynı çevrelerin gazete ve dergilerinde de aynı şeyi görmek mümkün..
“Cemaat” diye tanımlanan yapılar bile, sermaye ve siyaset ilişkilerinde çok farklı noktalara savrulmuş durumdalar.. Dini bir takım semboller, görsel efektlerle dini gerekler sanki yerine getiriliyormuş gibi bir hava veriliyor.
Başı açık “mücahideler”, namazsız “mücahidler” her yerde.. Marka tutkunu, özenti, şımarık, kompleksli, görgüsüz tipler bu halleri ile dindar çevrelere zarar veriyorlar.
İktidarı paylaşan makam sahipleri, makamlarının bildik yaşam tarzlarını, dini hayat tarzlarının gereklerinin önüne koyuyorlar sanki..
Bütün mesele, onların sahip oldukları imkanları ele geçirmekten ibaret miydi? Onların yaşam tarzına duyulan bir arzunun yön verdiği kıskançlık mıydı birileri için bu durum?..
Hemen o yeni konsepte uygun evlerine çekildiler.. Mütedeyyin çevrelerle aralarına kalın duvarlar ördüler.. “Din kardeşliği” buraya kadarmış diyor, eskilerden biri. İktidar ve serveti paylaşma noktasına kadar!
Cemil Çiçek’in MÜSİAD iftarındaki tepkisi sanırım biraz da bu konuyla ilgili. Tayyip Erdoğan’ın da bu gidişten ciddi bir şekilde rahatsızlık duyduğunu söyledi, ona yakın bir arkadaş.
Bizden birileri bu işi görgüsüzlüğe döndürdüler.. Birileri sahip olduğu serveti ve iktidar gücünü kaybetmemek için, korkarım en yakın arkadaşını bile feda etmeyi göze alacak noktaya geldi. O tip insanlar çoğalmaya başladı.. “Tarikat-cemaat dayanışması” gibi gösterilmeye çalışılan şey de, aslında makam ve servete ulaşmanın aracı gibi, kimilerine göre..
Bizimkiler de artık “kâm alıyorlar dünyadan”.. Eee çok çalıştılar, biraz da onlar tadına varsınlar bu işin! Kimileri böyle düşünüyor.
Bu bizim para ve iktidarla imtihanımızdır..
Şükretmezsek Allah nimetini elimizden alır.. Üç beş tane belediye başkanı, politikacının heva ve hevesleri uğruna yakaladığımız rüzgarı kaybetmeyelim.. Güzel şeyler de oluyor ülkemizde, talihsiz işler de.. Aman dikkat!
Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahman Dilipak Arşivi