30 Mayıs 2017 Salı5 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:33Güneş 05:28Öğle 13:09İkindi 17:05Akşam 20:36Yatsı 22:22
    • 26°C Adana
    • 28°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 22°C Ağrı
    • 24°C Amasya
    • 19°C Ankara
    • 22°C Antalya
    • 27°C Artvin
    • 21°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 97.559 -0.17
  • Altın: 144,656 -0.70
  • Dolar: 3,5587 -0.54
  • Euro: 3,9715 -0.71

Olaylarda ABD'yi görmemek mümkün mü?

Abdulkadir Özkan

Durup dururken bir yazarımız niçin ABD'ye sahip çıkmak ve pek çok olaydaki ABD etkisini görmezden gelme ihtiyacı duydu bilemiyorum ama yorumlarını zevkle okuduğum ve birikimini bildiğim bir meslektaşımın dünkü yazısında "Her şeyde Amerikan parmağı aramak çocukluk hastalığıdır" başlığını görünce şaşırdığımı söylemek isterim. Yazısının ilk paragrafında da başlığı açıklamış: "Gelişen ülkeler siyasetinin bir çocukluk hastalığı, içte ve dışta ne olursa olsun bunu 'Amerika yaptı' diye yorumlamaktır."

Kimleri kastediyor, ne gibi olayların arkasında Amerikan parmağı aramayı Sayın Barlas çocukluk hastalığı kabul ediyor bilemem ama dünya jandarmalığına soyunmuş Amerika'nın özellikle İkinci Dünya Savaşı ile birlikte dünyanın hemen her köşesi ile ilgilendiğini biliyoruz. Zaten yazısında da 12 Eylül 1980 darbesinin ABD onayı ile gerçekleştiğini kendisi de belirtiyor. Ancak, bu müdahaleye Demirel ve Ecevit'in tutumlarının zemin hazırladığını belirterek adeta bu müdahaleye ABD onayını mazur göstermeye çalışıyor.

Dünkü yazımda son ekonomik krizin bizim değil ABD ve AB'nin krizi olduğunu ama faturanın bize ve bizim gibi ülkelere çıkartıldığını belirtmiştim. Aynı gün Sabah Gazetesi'nde Sayın Süleyman Yaşar da, "2008 krizi de bizim krizimiz değildi. Bu krizde bizim krizimiz değil. Bu sefer ki kriz Amerikan devleti ve bazı Avrupalı devletlerde ortaya çıkan bir mali krizdir" diyordu. Yani kriz bizim değil ama bize de fatura ödetiliyor. Şimdi her şeyde Amerikan parmağı görmeyelim diye bu gerçeği görmeyecek miyiz?

PKK'ya kuruluşundan bu yana sürekli olmasa bile ABD ile bazı Avrupa ülkelerinin destek verdiğini, bu desteğin silahtan eğitime kadar uzandığını görmek hastalık mıdır? Uzun yıllar Çekiç Güç'ün PKK'yı koruma ve kollama görevi üstlendiğini söylemeyecek miyiz? Söylersek bu bir hastalık ifadesi mi olacak?

Irak'ın işgali öncesinde maksadın bu ülkeye demokrasi ve özgürlük getirmek değil, işgal etmek bölgesel yeni bir oluşumu gerçekleştirmek olduğunu, bu yeni oluşumun içinde Irak'ın Kuzeyinde bir Kürt devleti kurmak olduğunu söylemek yanlış mıydı? Kısacası Afganistan'ın işgali ardından yıllardan beri Pakistan'ın da vurulduğunu tüm bunların NATO şemsiyesi altında yapılmasına karşılık Amerika'nın bölgeye dönük planlarının uygulamasından ibaret olduğunu söylemek yanlış mıdır?

Elbette yolda yürürken çatıdan tepemize düşen kiremitin arkasında Amerikan parmağı arayacak değiliz. Zaten bunu yapanda sağlıklı bir kafa yapısına sahip değildir. Ancak, gerek iç gerek dış pek çok olayın arkasında ya da önünde bırakan Amerikan parmağını gövdesinin bulunduğunu görüyor ve biliyorken susmak nasıl izah edilebilir?

Türkiye'nin terörle mücadelesinde özellikle terörün Kuzey Irak'taki karargahının bertaraf edilememesini Türk emniyet güçlerinin yetersizliği ile mi yoksa ABD'nin terör örgütüne yönelik koruması ile mi izah etmek gerekir? Her ikisinin varlığını kabul etmek işin içindeki ABD parmağını ortadan kaldırmaz.

Libya'ya karşı sürdürülen NATO müdahalesinin arkasında Amerikan parmağı mı var yoksa bizzat kendilerdi mi? Müdahaleye götüren sebepler ayrı bir konu. Kaldı ki eğer bir defa ülkelerin iç işlerine karışma hakkını bir devlet ya da uluslararası kuruluş kendinde bulmaya başlarsa bu işin sonu gelir mi?

Kıbrıs sorununun çözümsüz kalışında Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarına Amerika'nın desteğinin rolü yok mu?

İşine geldiği zaman güya barışı sağlamak adına ülkelere müdahale etme hakkını kendine gören ABD bırakın müdahale etmeyi Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarını zorlama ihtiyacı duymuyorsa bu gerçeği dile getirmek her şeyin arkasında ABD parmağı aramak mı?

İsrail yıllardan beri Filistin topraklarını işgal ediyor, Gazze'de insanları kuşatma altında tutarak adeta burayı açık cezaevine çeviriyorsa bundan Amerika'nın payına da sorumluluk düştüğünü söylemek yanlış mı olur? Kısacası İsrail tüm İslam dünyasına meydan okuma cesaretini Amerika'dan almıyor mu? BM Güvenlik Konseyi'nde İsrail aleyhine çıkan kararlar Amerikan vetosu ile karşılaşmıyor mu?

Bilmem hangi ülkede yönetime karşı oluşan bazı muhalif hareketlerin arkasında ABD'nin bulunduğunu söylemek bir saplantı mı yoksa bir gerçeğin ifadesi midir? Eğer bir gerçeğin ifadesi ise bunu hastalık olarak ifade etmek sağlıklı bir yaklaşım olabilir mi?

Kısacası ülkemizin iç ve dış pek çok konusunda ABD elçisi soluğu ilgililerin makamında almıyor mu?

Elbette politikacılarımızın attığı her adımın arkasında Amerikan parmağı aramak hem sağlıklı bir yaklaşım değildir hem de politikacılarımıza hakaret anlamına gelir.

Ama ne zaman ülkemiz iç siyasetinde yeni bir yapılanma gündeme gelse birilerinin ABD'ye gitmek, orada bir takım mahfillerle görüşmek ve onay almak zorunda kalışları ülkemiz üzerinde oluşturulmuş iç ve dış bir takım yapılardan değil mi? Bu yapıların arkasında ABD parmağı aramak yanlış mı olur?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.