27 Temmuz 2017 Perşembe3 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:00Güneş 05:48Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:34Yatsı 22:14
    • 30°C Adana
    • 35°C Adıyaman
    • 24°C Afyon
    • 26°C Ağrı
    • 30°C Amasya
    • 30°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 31°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 108.392 1.11
  • Altın: 143,552 0.13
  • Dolar: 3,5328 -0.58
  • Euro: 4,1224 -0.21

Özür dileyebilmek meziyettir

Abdulkadir Özkan

Özür dileyebilmek güzel ve üstün bir meziyettir ama günümüzde nedense yakınlarımızdan ve birbirimizden özür dilemeyi unutalı çok oluyor. Bir zaman "Özür dilerim"in yerini "Pardon" almıştı. Bu ise halk arasında "Pardon çıkalı eşekler çoğaldı" şeklinde eleştiri konusu olurdu. Ama şimdilerde bırakın birbirimizden özür dilemeyi 'pardon' demeyi bile unuttuk. Çünkü, artık gönül almak, gönül yapmak, kırgınlıkları gidermenin önemi gibi kavramlar hayatımızdan büyük ölçüde çıktı yerini her alanda para aldı. Artık 'Paran kadar konuş' deniliyor, 'Ne kadar paran var o kadar adamsın' deniliyor. İnsanlar cüzdanlarının kabarıklığı nispetinde dikkate alınıyor. Kısacası ye kürküm dönemini bütün çirkinliği ile yaşıyoruz. Elbette bu noktaya durduk yerde gelinmedi. Bunun sebeplerinin başında mananın yerini maddenin alması geliyor. Manevi değerler geniş kesimlerce çağ dışı ve gericilik ifadesi olarak değerlendiriliyor.

Gelinen noktada gücümüz nispetinde etrafımızı kırıp geçirme hakkına sahip olduğumuzu sanıyoruz. Halbuki öncelikli olarak aile içinde yanlış anlama neticesi olsun ya da istemeyerek karşımızdakini üzdüğümüzde içten gelen bir özür dileme ile kırılan gönlü onarmak mümkün iken bir türlü özür dileyemiyoruz. Kendimiz özür dilemiyoruz ya da dileyemiyoruz ama karşımızdakilerden bunu bekliyoruz. Söz gelimi çocuğundan özür dileyemeyen anne ve baba çocuğundan özür dilemesini bekleyebilir mi? Ama biz bekliyoruz. Anlamsız bir gurura teslim olmuşuz... Ne gariptir değil mi özür dileyerek karşımızdakinin gönlünü almak, sevgisini tazelemek mümkün iken bunu yapmıyoruz da bir takım maddi şeylerle hatamızı telafi etmeye çalışıyoruz. Farkında olmasak bile paranın her şeyi halledeceğini düşünüyoruz. Kırılan kalpleri paranın tamir edebileceği gibi tamamen maddi, kapitalist sistemin ruhumuzda oluşturduğu bataklıkta çırpınıp duruyoruz. Bu bataklıktan kurtuluşun yolu öncelikli olarak parayı en üstün değer sanan ve sunan materyalist anlayıştan kurtulmamızdır. Bundan kurtuluş ise kendiliğinden olmaz. Hayatın her alanından materyalist anlayışı kovmamız gerekiyor. Sevgi ve aşkın en üstün değer haline gelmesi, getirilmesi öncelikli hedeftir. Bunu bizim sağlamamız aslında çok kolay. Bizim inancımız maneviyat üzerine bina edilmiş. Ne var ki dünyaya dayatılan sistem insanları istese de istemese de hergün daha çok kazanmaya itiyor. Cebinde parası olmayanın yürüyüşü bile değişiyor. Kendine güvenini kaybediyor.

Netice itibariyle parası olanın itibar gördüğü, şımartıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Parası olan daha çok destek görüyor, hükumetler bile tüm imkanları para sahiplerine sağlıyor, fedakarlık ise gariban takımına düşüyor. Böylece ezilme durumundan kurtulabilmek için insanlar giderek ücretli köleler haline geliyor. Kula kulak hayatı kuşatıyor.

Bu noktada Amerikalı ünlü işadamı, dünyanın ilk üç zengini arasına giren birisi olan Warren Buffett şirketinde çalışan işçilerin kendisinden daha fazla vergi ödediğine dikkat çekerek sanıyorum uygulanan sistemin çarpıklığını gözler önüne seriyordu. Buffett sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Ben ve arkadaşlarım, milyarder dostu Kongre üyeleri tarafından bugüne kadar yeterince şımartıldık."

Kısacası sistem esas olarak parayı alınca ister istemez üstün olan para sahipleri oluyor. Bir diğer ifade ile küresel sermayeyi elinde tutan ve yönlendirenler şımarıklıkta sınır tanımıyorlar.

Bu noktada dünkü gazetelerde yer alan Mavi Marmara katliamı ile ilgili olarak İsrail hükumetinin Türkiye'den özür dilemek yerine şehit yakınlarına ödenecek tazminatı artırma düşüncesine dair haber sanıyorum çağımızın parayı putlaştıran, her şeyin para ile ölçüldüğü bir dünyayı gözler önüne sermekteydi. Bu haberi okuyunca hiç şaşırmadığımı hemen belirteyim. İsrail'den böyle bir teklifin gelmesi bana göre doğaldı. Yadırganacak yanı yoktu ama insanlığın da giderek insanlığını yitirdiğinin bir işaretiydi. Para elbette önemlidir ama gönüllerin tamiri çok daha önemlidir ve bu para ile sağlanamaz. Bu noktada sevgi para ile satın alınabilir mi gibi tartışmaya girecek değilim. O zaman parayı putlaştıranlarla insan aynı çizgiye düşmüş olur.

Yürekten bir "Özür dilerim. Yanlış yaptım" sözünün yerini para tutabilir mi? Bu arada küresel sermayenin Amerikan Kongresi'nin İsrail dostu üyelerinin İsrail'i nasıl şımarttığını da bu haber gözler önüne sermiyor mu?..

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.