29 Mayıs 2017 Pazartesi4 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:34Güneş 05:29Öğle 13:09İkindi 17:05Akşam 20:35Yatsı 22:21
    • 19°C Adana
    • 16°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • 10°C Ağrı
    • 12°C Amasya
    • 10°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 13°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,647 -0.09
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Ellerinde İncil’lerle gelip kanımızı içtiler

Aziz Üstel

Bize gözlerimizi kapayarak dua etmeyi öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda, bizim boynumuzda haçlar, ellerimizde İncil’ler, onların elindeyse bizim topraklarımız vardı” demişti Kenya Kurucu Cumhurbaşkanı Kenu Kenyattu. Bugün Somali’de hepimizi gözyaşlarına boğan açlık, günde onbinlerce çocuğun ölmesi, yokluğun yoksulluğun kökeni Batı’lıların Afrika’ya ayak basmasıyla başlar. İngiltere, Portekiz ve Fransa, Afrika’nın büyük bölümüne el koymuştu 19. yüzyılda. Her türlü zenginliğini gemilere yükleyip götürdüler, karşılığında da frengiyi getirdiler!

Almanya İmparatoru Kaiser Wilelm II, 1885 Berlin Konferansı’nda, Afrika’nın batılılarca nasıl paylaşılacağını açıkladı. Fransız-Alman Harbi ve Birinci Dünya Savaşı arasında geçen sürede, 23 milyon kilometrekare Afrika toprağı yağmalandı. Afrikalılar beyazların savaşlarına, en ön saflarda sürüldü. Profesör Vincent Khapoya’nın “The African Experience—An Introduction” (Afrika Deneyimi) adlı kitabında Avrupalıların kendi topraklarından çok daha büyük ülkeleri boyunduruk altına alarak öz güvenlerini arttırdıklarını, Kara Kıtanın akıl almaz zenginlikleriyle kasalarını doldurduklarını, siyahileri esir pazarlarında sattıklarını, bu zavallı insanlara alkolden fuhuşa kadar her türlü pisliği bulaştırdıklarını, birinci dünya savaşında bir, ikinci dünya savaşında da iki milyon Afrika kökenli askeri öldürdüklerini ayrıntılarıyla anlatır. Sömürgecilik dönemi sonunda Afrika’dan çekip giderken Batı, yeraltı zenginliklerini yönetmeyi sürdürdü, bankacılığın dizginlerini elinden bırakmadı, dili ve kültürü koca kıtada egemenliğini sürdürdü. Dev çiftliklerin tapusu hala Batı’lıların üzerinde. Siyahlar hala beyazların iş yerlerinde çalışıyor. Baş kaldıran siyahlar oldu mu da, hemen bir ırk savaşı, kabile çatışması, aşiret vuruşması başlatılıyor! Ama madenler çalışıyor, elmaslar bembeyaz gerdanları süslüyor...

Kısacası, Afrikalılar geçmişte yaşananları sağlıklı bir biçimde değerlendirip, batının kültürel ve mali boyunduruğundan tam anlamıyla kurtulmadıkları sürece, daha nice Somali’ye gözyaşı dökeriz...

Fil avcıları

Afrika’da fil avcıları yollara tuzak kurar ve fillerin bu tuzaklara düşmelerini beklerlermiş. Tuzağa düşen zavallı filin başına, simsiyah giyinmiş avcılar üşüşür, sopalarla vurmaya başlarmış. Aradan bir iki gün geçince aynı herifler, bu kez bembeyaz giyinmiş olarak gelir, fili tuzaktan çıkarır, yaralarını sarar, karnını doyururmuş. Fil de bu bembeyaz giysili adamları kurtarıcısı olarak görür ömür boyu ona hizmet edermiş. Bu öykü size birşeyler hatırlatıyor mu? Önce toplumsal bunalımlar çıkaracaksın, ardından kurtarıcı gibi ortaya çıkıp toplumu kendine bağlayacak, kahraman olacaksın! (Alper Uludağ’a teşekürler)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.