22 Eylül 2017 Cuma1 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:44Öğle 13:04İkindi 16:27Akşam 19:10Yatsı 20:30
    • 25°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 14°C Ağrı
    • 18°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 19°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 104.001 -1.26
  • Altın: 145,411 -0.81
  • Dolar: 3,5083 1.03
  • Euro: 4,1894 0.50

Şehirden kaçmak...

Haşmet Babaoğlu

Bu hayal hiç bitmeyecek!
Yani...
Hafta sonu ninesini ziyaret için köyüne giden genç şehirdeki işine dönmek istemeyecek.
Tatilini bir kıyı kasabasında geçirenler dönüşte gün gelip o kasabada yaşamanın hayallerini kuracak.
Daha önce elini toprağa hiç değdirmemiş, bir kümesin önünden bile geçmemiş olanlar...
Birdenbire "toprağa yakın yaşamanın bilgeliklerinden" veya "şehirden uzak kalmanın huzurundan" söz etmeye başlayacak.
Hiçbiri de sormayacak...
Peki toprak insanları neden bu kadar dertli? Kasabalarda yaşayanları neden kış aylarında, hele akşamüstleri dayanılmaz bir melankoli sarıyor?
***

Oysa meseleyi kavramak için bizi çeken şeye değil, iten şeye; yani şehre bakmak gerekiyor.
Yoksa bilinmez mi hiç!
Toprak zordur. Herkese uymaz. Hele sabırsız şehirliye hiç!
Denizin kıyısında yaşamak tatildeyken kumun, güneşin tadını çıkarmaya benzemez.
Doğaya gelince... Bilen bilir, doğa huzursuzdur. (Ah, huzurun insana ait ve "içsel" bir değer olduğunu bir anlasak!)
Asıl olan şu ki, insan ile metropol denen "makine" arasında derin bir uyumsuzluk var.
Baksanıza...
Eğlendiriyor bizi şehir ama neşelendiremiyor.
Ekmeğimizi veriyor ama ruhumuzdaki susuzluğu dindiremiyor.
Bazılarının canlı kültür hayatıyla ve yarattığı özgürlük duygusuyla başımızı döndürüyor ama çoğunluğu devasa bir iş güç mekanizmasının "sabah sekiz, akşam altı köleleri" haline getiriyor.
***
İşte bu yüzden deniz, toprak ve sakin bir yaşam şehrin alternatifi gibi görünüyor bize.
Aklımız kalıyor oralarda!
"Kıra ve kıyıya kaçma hayali hiç bitmeyecek" deyişim ondan...
Çünkü...
Bugünün şehirlerinin aslında insanlığın "şehir ütopyası"nın (Medeni merkez=Medine) çok başarısız ve kötü kopyaları olduğunu anlamakta zorlanıyoruz.
Şehir diye endüstriyel toplama kampları inşa ettiğimiz sürece bu işin içinden çıkamayacağız!
Theodor Roszak'ın şu sözleri önemli: "Şehir esas olarak insanlardır. Çevre yolları, kültür merkezleri, başını alıp gitmiş emlak piyasası değildir. Bizim şehirlerimizde şehirden nefret eden insanlar yaşıyor." (Çorak Ülkenin Bittiği Yer.)
Neden? Neden şehrin sakinleri şehrinden gizliden gizliye nefret ediyor?
Üzerinde durmaya değer konu!
Devam edelim mi?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.