PKK'nın gösterdiği yol

PKK'nın gösterdiği yol

PKK önce bir yem kullanıyor. Çukurca'da önce küçük bir mayın patlatıyor. Bir asker şehit oluyor. PKK'lılar pusuya girip bekliyor. Bölgeye gönderilen birlikler bu pusuya düşüyor.

Önce üç mayın uzaktan kumanda ile patlatılıyor. Üç asker şehit oluyor. Akabinde pusuya yatmış PKK'lılar uzun namlulu silahlarla ateş açıyor ve birliğin komutanı binbaşı dahil altı asker bu ateşle hayatını kaybediyor. Sonra bir dördüncü patlama ile bir kayıp daha veriliyor. Özetle askerî birlik PKK'nın mayın döşediği yola girerek tuzağa düşüyor. Bilanço: 12 asker şehit oluyor ve saldırı amacına ulaşıyor.

28 yıldır terörle mücadele eden bir ordunun bu tuzağa düşmemesi gerekirdi. Peki ya biz? Bizler de aynı tuzağa düşmüyor muyuz? Sözüm, PKK'nın gösterdiği yolda ilerleyenlere.

Yeniçağ'ın manşeti: 'Suçlu sensin' ve bu manşetin yanında Başbakan'ın karanfillerle bezeli bir resmi duruyor. Birliğinin başında PKK'nın kurduğu pusuya doğru ilerleyen binbaşı ile bu manşeti atanların, hataları ve düştükleri tuzak aynı değil mi? Çukurca tuzağını planlayan ve talimatları veren PKK'lı örgüt şefi 12 şehit haberini aldığı zaman ve Yeniçağ'ın manşetini okurken aynı şeytanî tebessümle 'başardım' kelimesini aynı tonla tekrarlamış olamaz mı? Terörü, terörün akıttığı kanı, terörün yol açtığı infiali basit bir siyasî hesaplaşmanın malzemesi haline getirenler, terör örgütünün gösterdiği yolda koşar adım ilerlemiş olmuyorlar mı?

Bütün gazetelerin feryad ü figan attığı manşetlere, televizyonlardaki iç burkan haberlere de aynı gözle bakmamız lâzım. Bu haberleri izleyen, bu gazeteleri okuyan PKK'nın yönetici kadroları kısa günün hasılatını toplamış olmuyorlar mı? Onların istediği, beklediği, arzuladığı sonuç bu değil mi?

Terör bir yıpratma savaşıdır. Çukurca'da 12 askerin hayatına mal olan saldırı, bir askerî hedefi ele geçirmek veya taktik bir üstünlük sağlamak amacıyla yapılmadı. Gazetelerin bu manşetleri atması, televizyonların o kalbimizi dağlayan görüntüleri vermesi için planlandı ve icra edildi. PKK'nın o gün Çukurca'da döktüğü kanın başka bir amacı yoktu. PKK silahlı propaganda yaptı. Şehitler bu propagandanın malzemesiydi. PKK açısından bu saldırıların tek başarı ölçüsü var. Halkı infiale sürüklemek. Gazete manşetlerinin dökümü, PKK'lıların tıpkı Çukurca'da patlattığı mayın gibi, hepimizi sürüklediği yolu gösteriyor.

Peki o zaman neden PKK'nın gösterdiği yolda ilerliyoruz? Neden bu tuzağa düşüyoruz?

PKK'nın başlattığı terör dalgasının bileşenleri öncekilerden farklı. Ama silahlı propaganda teknikleri aynı. Gencecik bir delikanlı toprağa düşecek. Yeni evli bir uzman çavuş geride gözü yaşlı dul eşini bırakacak, binbaşının çocukları hüzünle babalarının bayrağa sarılı tabutuna bakacaklar. Bizler ateşin düştüğü yerlere bakıp kahrolacağız. Yumruklarımızı öfkeyle sıkacağız. Kabaran duygularımızın esiri olacağız. 12 askerimizi şehit edenlerin bizden istedikleri, bekledikleri tepkileri vereceğiz.

Geçmişte medya bu sınavı birkaç kere başardı. Terör konusunda duygusal içerikli haberlerin ve görüntülerin tamamıyla kaldırılması lâzım. Mümkünse terör saldırılarının sadece bilançosunun aktarılması ile yetinelim. Güvenlik birimlerinin soğuk ve duygusuz dili, halkı bilgilendirmek için yeterli olabilir. Sakin ve soğukkanlı bir dil. Duygudan, acıdan ve öfkeden uzak bir habercilik. PKK'nın kurduğu pusuya toplum halinde düşmekten ancak bu şekilde kurtulabiliriz. İhtiyacımız olan, sabır ve tahammül. PKK bu sağlam kaya kütlesi üzerine bir çentik bile açamayacağını anlamalı.

PKK son zamanlarda hedefinin AK Parti ve Başbakan olduğunu sıkça tekrarlıyor ve 'AKP Devleti'ne savaş ilan ettiğini altını çizerek vurguluyor. Dokuz yıllık AK Parti iktidarı döneminde verilen şehitlerin çetelesini tutanlar ve Yeniçağ'ın attığı manşetteki gibi güya 'asıl suçlu'yu teşhir edenler kime hizmet etmiş oluyor?

PKK'nın gösterdiği yolda ilerleyenler aklını başına almalı. Onları, o yolda kanlı bir pusu bekliyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi