Engin Ardıç

Engin Ardıç

Tek kırmasınlar taşımı

Tek kırmasınlar taşımı

Can Yücel büyük bir şair değildir ama büyük bir "heccav" yani hiciv ustasıdır. Bu yeteneğiyle ve özelliğiyle Nefi gibi, Eşref gibi, hatta Neyzen gibi ustalara bağlanır. Hatta onları da aşar.
(Yeri gelmişken... Geçen gün "samanlık güzeli" Ertuğrul'un bir yazısını okudum, onları Mihri Belli'ye bağlayan şey "devrimin güncelliğiymiş", çünkü Lenin'i Marx'a bağlayan da aynı şeymiş!.. Şimdi Murat Belge'ye soruyorum, bunu da mı küçümsemeyelim, bununla da mı dalga geçmeyelim?)
Can Yücel, on ikinci ölüm yıldönümünde anıldı ("kutlandı" yazan ahmak da vardır), Datça'daki mezarının başında tören yapıldı.
Fatiha okunduğunu sanmıyorum, içlerinde fatiha bilen pek yoktur. Mezarına şarap dökmüşler. Şairin vasiyeti olduğunu söylüyorlar ama hiçkimse şiirlerinden bu yönde bir dize bulup da göstermedi.
Aylardan da Ramazan, tepki uyandırmış.
Uyandırır. Şarap şişelerini mezarın dibine bırakır gidersen daha da kızdırırsın insanları.
Çünkü Can Yücel bu ülkeyi senden çok daha iyi tanıyordu, sen uzayda yaşıyorsun.
Tazakkum ettiğin şarabın şişesini çöp tenekesine atmayı öğrendiğin gün belki adam sırasına girmeye de aday olacaksın... Şimdilik hükümete küfür edip CHP'ye oy verme aşamasındasın yavrum, daha yemen gereken kırk fırın ekmek de seni bekliyor şarabın üstüne. Miden kazınmıştır, yemeye başla.
Bir kere rahmetli şarap değil rakı içerdi, dolayısıyla, ortada bir vasiyet varsa bunun şarap değil "rakı dökün" şeklinde olması akla yakındır.
Yoksa çulsuz olduğun için paran rakıya yetmedi de işi Köpeköldüren'le mi bitirdin?
Öyle ya da böyle, rahmetliye saygısızlık ettin.
Şükür ki senden çok daha beterleri çıktı...
Siz gittikten sonra balyozla mezara saldırıp taşını kırmışlar.
Can Yücel "yukarlardan" bir yerlerden bize bakıp kahkahayı patlatıyorsa, Eşref'in "istemem ben fatiha, tek çalmasınlar taşımı" dizesini, "kırmasınlar taşımı" şeklinde değiştirmiştir. (Heccavların garip kaderi olsa gerek, Eşref'in mezar taşı sonradan gerçekten de çalınmıştı! Belki de hergelenin biri şaire "nazire" yapmak istemiştir.)
Buna "vandalizm" denir. Roma İmparatorluğu'nu yağmalayan Vandal kavminin resimlere ve heykellere saldırıp parçalamasından kinaye... Sözkonusu bir sanat eseri değil de bir mezar taşı olunca Fransızlar "profaner" fiilini tercih ediyorlar, "kutsala saldırmak"..
Şiir değiştirmeye değil, mezar taşı kırmaya. Tahrifata değil, tahribata.
Naziler bile her yerde yapmadılar bunu, yedi yıl boyunca ellerinde bulundurdukları Prag'da Yahudi mezarlığının tarihi taşları üstüste, tıkış tıkış duruyor. Gidin bakın. (Buna karşılık Krakow SS komutanı Amon Goeth, Yahudi mezar taşlarını söktürüp Plaszow kampına giden yola döşetmişti, her gün üstünden Mercedes arabasıyla geçiyordu.)
Eh, bugün Can Yücel'in mezar taşını kıran, yarın da gider İkiz Kuleler'in bir benzerini aşağı indirir. (Bazı arkadaşlarımız da "Müslüman evladı yapmaz öyle şey, Mossad yapmıştır" diye yazılar yazarlar.)
Şairin dul eşi Güler Yücel ve yetim kızı Güzel Yücel, "biz şarap dökülmesine de karşıyız, taş kırılmasına da" demişler.
İzin verirseniz ben de kendi dilimle söyleyeceğim aynı şeyi:
Can Yücel'in mezarına şarap döken eşektir, mezar taşını kıran da eşeğin şeddelisi.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Engin Ardıç Arşivi