29 Mayıs 2017 Pazartesi4 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:34Güneş 05:29Öğle 13:09İkindi 17:05Akşam 20:35Yatsı 22:21
    • 28°C Adana
    • 30°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 22°C Ağrı
    • 22°C Amasya
    • 21°C Ankara
    • 22°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 21°C Balıkesir
  • BIST: 97.859 0.33
  • Altın: 145,775 0.00
  • Dolar: 3,5783 -0.05
  • Euro: 3,9984 -0.09

Bir Kürt olarak...

Ahmet Taşgetiren

"Bir Kürt olarak, partim şoven milliyetçiliğe kaysa önce ben karşı çıkarım." İmza Milli Eğitim eski Bakanı Hüseyin Çelik...

Hüseyin Çelik bir Kürt olarak AK Parti'de siyaset yapmayı tercih ediyor.

Onun gibi pek çok Kürt var, BDP'de değil AK Parti'de siyaset yapmayı tercih eden... Hem de bakan ve MYK üyesi seviyesinde...

Sayalım: Mehdi Eker, Mehmet Şimşek, Cevdet Yılmaz, Mazhar Bağlı, Galip Ensarioğlu.

Ne yapıyor bunlar? Kürtlüklerinden vaz mı geçiyorlar AK Parti'de politika yapmakla?

Tabii ki öyle değil.

Ama "silahlı örgüt" ve uzantılarının durduğu yerden bakarsanız, tüm bunlar "işbirlikçi Kürt"e dönüşürler. Yani kimliklerine ihanet içindedirler!

Bu iş maalesef böyle olur, aşırılar, mutedilleri yargılayıcı konuma geçerler, yargılarlar, dışlarlar ve hatta yok etmeye yönelirler.

Mesela, İslam dünyasında "tekfirciler" diye bir grup vardır, önüne çıkana "Küfre girdi" damgası vururlar. Onlara bakarsanız, bu kadar İslam nüfusu içinde, küfre girmeyenlerin sayısı parmakla sayılacak kadar düşer. Hariciler bir dönem böyle bir tavır içindeydiler, Hazreti Ali'yi küfre girmekle suçlayacak kadar ileri gitmişlerdi.

Sosyalist hareket içinde silahlı gruplar, bir dönem, bugün PKK'nın işlevine benzer rolü üstlendiler ve sivil hareketleri baskı altında tuttular.

BDP'nin Kürtler üzerindeki etkinliğinin yüzde 25'lerde olduğu biliniyor.

Ama "Kürt sorunu"nda tekel oluşturmaya da çalışıyorlar.

Ne ile?

Silahın desteği ile...

Evet, artık anlaşılmıştır ki PKK hadisesi, asıl Kürt iradesi üzerinde bir tehdittir.

Başbakan, "Kürt esnafa yönelik tehdidi bertaraf etmek"ten söz ediyor haklı olarak.

O tehdit sadece esnafa yönelik değil tüm Kürt bilincine yöneliktir.

PKK'yı destekleyenlerin bilinç iklimi dahil.

AK Parti iktidarı ne yapıyor?

Oturuyor, "Kürt sorunu"nun çözümüne ilişkin politika belirliyor.

Bunu bünyesindeki Kürt milletvekilleri ile birlikte yapıyor.

Bir Mazhar Bağlı, bir Galip Ensarioğlu, bir Hüseyin Çelik, Kürt sorunu, Türk sorunu, Alevi sorunu üzerine senelerce kafa yormuş insanlar. Hem bölgenin acılarını biliyorlar hem Türkiye'nin genel yapısı içinde "Kürt sorunu"nun en sağlıklı biçimde nasıl çözüleceğine dair koordinatlara kafa yoruyorlar.

AK Parti, böyle bir zemin sunuyor siyasetçiye...

Türkiye var o partide.

Keşke BDP de böyle bir parti olabilseydi.

Son seçimde bazı aşılamalar gerçekleşti ama onlar da şu anki görünüme bakılırsa, "silahın gölgesinde" kaldılar.

Yani AK Parti'ye bugün, iktidar sorumluluğu çerçevesinde, BDP'nin üzerindeki tahakkümü-tasallutu bile kaldırma görevi düşüyor.

Her ne kadar onlar bu tasallutu içselleştirdikleri görüntüsü verseler bile...

Tayyip Erdoğan'ın, herhangi bir Kürt milletvekili üzerinde "Şöyle bakacaksın" gibi bir dayatmasının olduğunu kimse söylemiyor.

Ama öte yanda, silahla belirlenen tekelci bir perspektif söz konusu ve ona karşı çıkan bir şekilde "infaz" ediliyor. Baktığınızda BDP'lilerin siyasi infazı işten bile değil. Kimi zaman Öcalan bile, duruma göre PKK'nın şu veya bu lideri bile, dışlanma riski taşıyor.

Diyarbakır Milletvekili Mazhar Bağlı'nın, Star'dan Fadime Özkan'a "bir Kürt" olarak yaptığı değerlendirmeleri işin püf noktasını tespit bakımından çok anlamlı buluyorum, şunları o mülakattan not ettim:

"PKK'nın bir Kürt meselesi yoktur ama Kürt meselesinin bir PKK sorunu vardır.

PKK'nın asıl varlığı Türkiye düşmanlığıdır. Kürt meselesi de işin bahanesi olmaktadır.

Bana göre siyasi aktörü ile dağdaki ile İmralı arasında büyük bir görüş farkı yoktur. Örgütün konu mankenidirler.

PKK muhalifi Kürtler bence daha zor durumdadırlar. Bunlar örgütün temel söylemini sarsan bir unsur gibi görülmekteler ve öyledir de... Örgütün en büyük düşmanı aslında kendileri gibi düşünmeyen ama düşünen, eli kalem tutan ve siyaset yapan Kürtler'dir.

Dağdakilerin silah bırakması demek bu yapının sahip olduğu toplumu sürekli mobile etme ve iletişim kurma imkânlarını kaybetmesi demektir.

Bence Silvan saldırısından sonra Kürt siyaseti, daha açıkçası BDP meşruiyetini kaybetmiştir."

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.