27 Temmuz 2017 Perşembe3 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:00Güneş 05:48Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:34Yatsı 22:14
    • 26°C Adana
    • 24°C Adıyaman
    • 17°C Afyon
    • 15°C Ağrı
    • 19°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 19°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 107.206 0.15
  • Altın: 143,369 -0.11
  • Dolar: 3,5533 -0.29
  • Euro: 4,1312 -0.52

Petrol karşılığı "özgürlük"?

Akif Emre

Libya'da yaşananlara geçmeden önce Afrika'nın başka köşesine ilginç bir ayrıntıya göz atalım. Güney Sudan, uzun yıllar süren bir iç savaştan sonra Kuzey'den ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. Bu iç savaşın siyasal, ekonomik ve kültürel pek çok nedeni olmakla birlikte bir türlü uzlaşmayla sonuçlanamamasının sebebi farklıydı. Afrika'nın en büyük ülkesi olan Sudan bu yıl ikiye bölünmüş; özellikle zengin petrol yataklarının olduğu bölgeler Güney Sudan'da kalmıştı.

Dün Güney Sudan'a giden Amerikan Afrika kuvvetleri komutanı ziyaret sebebini "iki ülke arasındaki askeri işbirliğini geliştirmek" olarak açıkladı.

Diğer taraftan yeni petrol kaynakları bulunan Darfur bölgesinde de iç savaşın çıkması ilginçti. Kolonyalizmin bıraktığı sorunlar uygun zamanlama ile yeniden alevlendiriliyordu. Bir yana özgürlük isteyen halkların ve bu özgürlükleri destekleyen Batılı güçlerin, diğer yana otoriter yönetimlerin konulabileceği bir şablon olarak okunmaya çok uygun bir manzara. Güney Sudan bağımsızlığını kazanmış ve karşılığında petrolü istenmeyen ülkelerin kontrolünden kurtarılmıştı. Açıkçası petrol karşılığı bağımsızlık verilmişti.

Libya'da yaşananlara bakılınca söylem ve realite arasındaki büyük çelişki günlük haber akışı içinde kayboluyor. Özellikle Batılı basın organlarının itinayla seçtiği haber dili ve belli yönde yayınları gerçeğin üstünü örtüyor.

Altı aydır Libya'da bir iç savaş yaşanıyor. Nihayetine gelinmiş gibi görünen savaşta, taraflarca bu zamana kadar 15 bin kayıp verildiği açıklandı. Yani diktatör Kaddafi'ye karşı özgürlüklerini kazanmak isteyenlerle yönetimi savunan Libyalılar arasındaki çatışmalarda bu kadar can kaybı... Bingazi-Trablus hattında insanlar birbiriyle savaşırken ve NATO, muhalifleri desteklemek için hava operasyonları yaparak siviller dahil Kaddafi güçlerini bombalarken başka oyunlar da kuruluyordu. Kaddafi despotizmini yıkmak, özgürlüklerini kazanmak adına silahlandırılan insanlar birbirlerini katlederek geldikleri yolun sonunda, bu arada sahneye konan oyunu fark edecekler mi?

Kendileri Libya çöllerinde kardeş kanı dökerken Bingazi yönetimiyle hangi ülkenin daha iyi şartlarda petrol anlaşması yaptığını ya da Trablus düşerken hedefleri bombalayan RAF uçaklarının oynadığı kritik rolden dolayı İngilizlerin yeni yönetimden ne türden ayrıcalıkları şimdiden garantiye almış olduğunu...

Bu liste uzatılabilir.

Yaşananların tümünün petrol ya da ülkelerin sahip oldukları diğer kaynaklar açısından açıklanamayacağını söylemeye gerek yok. Ancak özellikle Ortadoğu'da yaşanan böylesi büyük altüst oluşların hiç biri petrolden ve stratejik hesaplardan bağımsız ele alınamaz.

Bu bağlamda tekrar hatırlatmakta yarar var: Ortadoğu'da pek çok sorundan özellikle ikisi önemli. Biri, ülke yönetimlerinin meşruiyet sorunları ve buna bağlı olarak halkların özgürlük sorunu; ikincisi ise bu topraklardan çıkarılan petrol, doğal gaz gibi enerji kaynaklarının kullanımı ve bunun paylaşımı sorunudur.

Libya özelinde olaya yaklaşacak olursak; Kaddafi olanca antiemperyalist söylemine rağmen baskıcı bir askeri diktatörlükle 40 yılı aşkın ülkeyi yönetti. Hiçbir muhalefete göz açtırmadı ve bunları acımasızca bastırmaktan geri durmadı. Geçen yazımda aktardığım trajikomik bir devrimcilik-halkçılık söyleminin teatral oyuncusuydu.

Tunus'tan Mısır'a sıçrayan gösteriler Libya'ya geldiğinde Kaddafi'nin ne kadar sert tepki vereceği biliniyordu. Buna rağmen kabile rekabeti üzerine oturan Libya'nın fay hattı derinleştirilerek isyancılar cesaretlendirildi. Sonuç almaktan çok olgunlaştırılmasını gözeten bir strateji izledi NATO... Ve bugün Yeşil Meydan'da bir kurtarıcı rolü oynayan İngiliz, Fransız ve Amerikan liderlerine şükranların sunulduğu pankartlar açıldı.

Libya'da özetle olan şu: Bir diktatörden kurtarılan Libyalılara görece özgürlük sunulmuş (bu özgürlüğün sınırlarının ne olduğu henüz belli değil), ancak ellerinden onurları ve enerji kaynakları alınmış oldu.

Eski sömürgeciler bıraktıkları çarpık yapının ürettiği sorunları kaşıyarak tekrar dönmüş oldular. Bir İtalyan liderinin Libya'da kahraman ilan edilmesi Libyalı kimliğinde tam bir travmadır.

Yaşananlar karşısında Kaddafi'yi savunmak mümkün değil. Batının "cici çocuğu" olduğunda da muhalefetimizi göstermiştik. Ancak yeni dönemde Libya'nın eski sömürgeciler eliyle yağmalanıyor olmasına da sessiz kalamayız. Bu kendini tüketen Avrupa'nın tarihine ve eski yöntemlerine dönerek emperyal emellerini çok ilkelce sergilemeye başladığı bir dönüm noktasıdır.

Soğuk savaş bittiğinde tarihin sonunu ilan edenler tarihin başına döndüklerini söylemek istemişlerdi! Batı tükendikçe daha da saldırganlaşıyor. Düşüşe geçen her emperyal güç saldırganlaşır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.