27 Mayıs 2017 Cumartesi1 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:36Güneş 05:30Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:33Yatsı 22:18
    • 16°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 12°C Amasya
    • 10°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 15°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,745 1.21
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Diktatörü devirme mücadelesi ve yağmacılık

Abdulkadir Özkan

Libya ve Kaddafi ile ilgili düşüncelerimi bu köşede birkaç kez dile getirmeye çalıştım. Aynı konuya tekrar dönecek değilim. Ancak, Libya'dan gazete ve televizyonlara yansıyan fotoğraflar üzerinde durmak gerektiğini düşündüm. Gazete haber ve fotoğraflarında Kaddafi'nin sarayı ve çalışma bürolarının isyancılar tarafından yağmalandığı belirtiliyor. Bu arada bazı muhalifler ellerinde silah zafer kazanmış kumandan görünümünde gazetecilere poz veriyor. Hele bunların içinde bir tanesi var ki, soygundan -buna isterseniz yağma diyelim- ele geçirdiği altın zinciri boynuna dolamış kahkahalar atarak yaptığı işi bir hakmış gibi gördüğünü ortaya koyuyor. Böyle olunca Libya petrolünü bir ganimet olarak gören ve tüm hazırlıklarını Kaddafi sonrası Libya petrolünü paylaşmak üzerine yapan ABD, İtalya, İngiltere, Fransa ve Almanya ile bu sözde devrimcilerin arasında ne fark kalıyor? Ne sebeple olursa olsun soygun ve yağmaya haklı bir gerekçe bulunabilir mi? Bu tür yağmalama olayları ülkeler arasındaki savaşlarda bile hoş görülmez. Görülmez ama yaşanabilir. Bu tür olayları İran-Irak Savaşı'nın ikinci ayında gittiğim savaş alanında terk edilmiş bir İran kasabasında yakından görmüştüm.

Libya yaşananlar ise birileri dışarıdan gelip Libya'nın zenginliklerini yağmalama hazırlığı içinde diğeri ise devrim ve özgürlük adına ulaşabildiği değerli eşyaları yağmalıyor. Bunu yaparken de ayrıca mücadelesi ile büyük soygun için soygunculara kapıyı açarak yardımcı oluyor. Meseleye bu açıdan baktığımızda devrim adına silah elde Libya'daki başta Kaddafi olmak üzere eski yönetim mensuplarına ait ne varsa yağmalayanlar ile bunlara destek veren dış yağmacılardan hangisi daha insafsız diye meseleye baktığımızda yerli yağmacılar çok daha insafsız diye düşünüyor insan. Çünkü, onlar hem kendi insanlarına ait bir takım şeyleri yağmalıyor hem de büyük soygun için yabancı soygunculara zemin hazırlıyorlar. Belki de farkında bile olmadan maşalık yapıyorlar.

Biliyorum adı ne olursa olsun ister iç ister dış her devrim ya da özgürlük için müdahale olsun yağma ve soygundan kurtulmak çok zordur. Kaldı ki Libya'daki silahlı eylemcilerin soygunu bununla da bitmeyecektir. Kaddafi'den kurtulup yönetim tamamen muhaliflerin eline geçtiğinde de bu yağma çeşitli yollarla devam edecektir. Kısacası düne kadar Kaddafi ve yandaşları Libya'nın imkanlarını kullanıyor, bir diğer ifade ile yağmalıyordu, bundan sonra yenileri aynı işi sürdürecek. Bu defa bir fark var ki o da sömürgeci ülkelerden geriye ne kaldıysa onları paylaşacaklar. Bu arada hiç şüpheniz olmasın Libya'nın sahip olduğu zenginlikten Libya halkının payına düşen Kaddafi döneminden çok daha az olacaktır. Bu da Libya halkı eskiye göre fakirleşecek, yoksullaşacak, geldikleri çöllere belki de geri dönmek zorunda kalacaklar. Tüm bu tespitlerimin Kaddafi'ye övgü olmadığını, derdimin başka şeyler anlatmak olduğunu bilmem hatırlatmaya gerek var mı? Derdim hangi ülkede olursa olsun özellikle de İslam ülkelerinde dış kışkırtma ve desteklerle gerçekleştirilen ayaklanmalar, daha doğrusu muhalif hareketlerin örgütlenmesini emperyalist güçlerin bizlere devrim diye takdim ettiklerini görmek durumundayız. Öyle anlaşılıyor ki sömürgeciler yeryüzünde kendilerinden başka akıllı kalmadığını düşünüyorlar. Tunus'ta yaşananları, Mısır'daki gelişmeleri özelliklede Libya'da nereye varacağı belli olmayan olayları devrim diye nitelendirmek mümkün olabilir mi? Sadece sömürgeciler 'devrim' dedikleri, 'Arap Baharı' olarak isimlendirdikleri için bizlerde her zaman olduğu gibi bu söylemlerin peşine takılmış gidiyoruz. Halbuki ortada ne 'devrim' ne de 'Arap Baharı' var. Devam eden ve edecek olan yağma ve soygun söz konusu.

Bu bakımdan gazete ve televizyonlara yansıyan yağmalama olayları ve yağmacıların görüntüleri insanı derinden üzüyor. Çünkü, özgürlük gibi, bir diktatörden kurtulmak gibi gerekçelerle izah edilen bir hareketin zafer görüntüleri yağmacılar olmamalı. Çünkü, bu yağmacılar yarın dış yağmacılar karşısında da dik duramazlar, önlerine bir kırıntı atıldığında onunla meşgul olurken ülkelerinin soyulduğunu görmezler bile. Hoş görseler de sesleri çıkmaz, çıkartamazlar.

Dilerim İslam dünyası en kısa zamanda aklını başına alır, kendi sorunlarına kendileri çözüm bulacak potansiyele ulaşır, sömürgecileri adil sultanlarmış gibi görme alışkanlığından kurutulur. Başka türlü özgürlük olmaz, başka türlü kendi zenginliklerimizin tek sahibi kendimiz olamayız.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.