23 Temmuz 2017 Pazar28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:54Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:38Yatsı 22:19
    • 27°C Adana
    • 30°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 19°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 23°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Kimmiş hain?

Ahmet Kekeç

Bir kere, “Işık Koşaner’in açıklamaları devrim niteliğinde ve son derece tarihi açıklamalardır” tespitine katılmıyorum.

Bir “açıklama” yapmış değil Koşaner... Kamuoyuyla paylaştığı bir şey yok yani...

Kapalı devre (bağlı subaylarına) konuşmuş ve “kol kırılır yen içinde kalır” hassasiyetini gözetmiş.

Buna “itiraf” da diyemeyiz.

İtiraf değeri kazanabilmesi için kamuoyu şahadeti gerekli.

En uygun tanımlama “tespit...”

Işık Paşa olduğu iddia edilen “kişi”, bağlı subaylarını topluyor ve iç işleyişe ilişkin birtakım tespitlerde bulunuyor, “itiraf” yerine geçecek açıklamalar yapıyor.

Bu “tespitlere” bakarak, “Bu bir kırılma noktasıdır, asker yol ayrımında, kendisini yeniden organize edecek, darbe gibi üzerine vazife olmayan işlerle uğraşmayacak” diyemeyiz.

Şunu diyebiliriz:

Bugüne kadar kurumsal bir kabul göstermemiş olsalar da, bir kısım asker iç işleyişten rahatsız.

Bu “rahatsızlığını”, şimdilik, kapalı kapılar arkasında dillendiriyor, meseleyi “içeriden” halletmeye çalışıyor ama “içeride kalarak” halledilecek bir mesele değil bu.

Meselenin halline ilişkin düşüncelerimi ilerleyen zamanlarda yazacağım.

Işık Paşa olduğu iddia edilen kişinin açıklamalarında benim dikkatimi daha çok “sahip olamadık, bütün bilgilerimizi çaldırdık” ifadesi çekti.

Bu bilgilere, bir yargılamaya konu olduğu için, muttali olabiliyoruz.

Bir de, muttali olamadıklarımız var.

Ki, bunlar da, “iddia” olarak zaman zaman gazetelerde yayınlanıyor.

Şöyle bir tahmin yürütelim:

Işık Paşa olduğu iddia edilen kişinin açıklamaları, “iddia” olarak gazetelerde yayınlansaydı ne olurdu?

Hiç iyi şeyler olmazdı.

Başta, “Ben ordumu çok seviyorum ama artık güvenemiyorum” diyen arkadaş olmak üzere, meslekteki varoluşunu “ordu severliğe” borçlu bütün müntesipler kazan kaldırırdı.

Hantepe hadisesi faş edildiğinde bunu yaptılar; “Hain” dediler, “Siz orduyu yıpratıyorsunuz” dediler, “Bilgiler okyanus ötesinden geliyor” dediler, “Soros çocuğu” dediler, “İrtica hortladı” dediler...

Darbe günlüklerinde aynı tutum...

Ergenekon’da aynı tutum...

Balyoz’da aynı tutum...

Kafes’te, internet andıcında, ıslak imzalı belgede aynı tutum...

Heron skandalında aynı tutum...

Şunu demek istiyorum:

Biz yazdığımızda “vatan haini” diyorlar, her türlü tahkir sözcüğünü sıralıyorlar

Işık Koşaner söylediğinde manşete çekiyorlar...

Kimmiş hain?

Kendi okurlarından haber gizleyenler mi, elini taşın altına koyup bu haberleri yayınlayanlar mı?

Işık Koşaner olduğu iddia edilen kişi, “tespitlerini” sıralarken, bazı bilgilerin “yetkisiz kişiler”in eline geçmiş olmasından duyduğu huzursuzluğu dile getiriyordu.

Demek istiyordu ki, “Bu bilgiler yetkili kişilerin (yani embedded gazetecilerin) elinde olsaydı, bu sıkıntıları yaşamayacaktık.”

Ben de diyorum ki, “yetkili gazeteciler” dönemi kapandı artık. Onlar, köşelerinde “oral seksin faziletlerini” anlatıyorlar...

Türkiye, “Yeni Türkiye” olacaksa, bunu biraz da “yetkisiz gazetecilere” borçlu olacak.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.