21 Ocak 2017 Cumartesi22 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:47Güneş 08:17Öğle 13:22İkindi 15:51Akşam 18:15Yatsı 19:39
    • 8°C Adana
    • -3°C Adıyaman
    • -4°C Afyon
    • 4°C Ağrı
    • -3°C Amasya
    • -1°C Ankara
    • 9°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 3°C Aydın
    • 3°C Balıkesir
  • BIST: 83.067 0.93
  • Altın: 146,627 -1.10
  • Dolar: 3,7912 -1.01
  • Euro: 4,0490 -0.54

Bayramda ne yaptım?

Ahmet Kekeç

Bir adet John Le Carre romanı okudum... İki adet “Sincap Ahmet” videosu izledim. Güneşlendim. Yürüdüm. Telefonlara cevap verdim.

Şimdi Mihri Belli’nin, intişar ettiği yıl bir solukta okuduğum hatıratını (“İnsanlar Tanıdım”) karıştırıyorum.

İkinci kez okumayı icbar edecek önemde bir kitap değil.

Sadece göz gezdiriyorum.

Bazı kişisel tanıklıklar...

Bazı “yanlı” mülahazalar...

Hatta bazı romantik uçuşlar...
Mihri Belli’yle ilgili düşüncelerimi daha sonra yazacağım.

Belki yarın...

John Le Carre diyordum...

Matbuatımızda, Carre meraklısı epey arkadaş var...

İsmet Berkan ve Okay Gönensin’den duyuyorum sıklıkla. Bayılıyorlar Carre okumaya.

Okay’ın iyi bir okur, iyi bir çevirmen, hatta iyi bir yazar olduğunu biliyorum da (Telafi ettik mi Okay ağabey? Elsa’dan dolayı aramız bozulmuştu hani...) İsmet galiba “okumuş gibi” yapıyor.

Şöyle bir önyargım var:

Hayata ideolojik körlükle bakanlar Carre okumasınlar... Okusalar da anlayamazlar, işin zevkine varamazlar.

İsmet’in hayata “ideolojik körlükle” baktığını söylemeye çalışmıyorum.

Biraz kolaycı ve “Beyaz Türk” haletiyle imtizaç etmeye mütemayil bir arkadaş olduğu için, geçmişte kötü, gerçekten çok kötü bir sınav verdi.

28 Şubat sürecindeki duruşunu ve attığı manşetleri hatırlayalım.

Kendisi pek hatırlamak istemiyor, “Üç kötü manşet örneği gösterin, özür dileyeceğim” filan gibi iddialı laflar ediyor ama attığı bütün manşetleri örnek gösterebiliriz. Baksın,
ister utansın, ister özür dilesin, isterse hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etsin.

Bir de, kendisini “tecavüzcü” gibi hissetmesine yol açan “başörtülüler sorunu” vardı.

Salih Tuna yazıp duruyor.

Bu konuda da nadim bir tutum içinde olmadı... Küçük de olsa bir özür bekliyoruz hâlâ.

Hayır yani, “Asker şöyledir böyledir, darbe kötüdür, demokrasi çok iyidir” gibi yazılar yazıyoruz, ne kadar da iyi bir demokrat olduğumuzu gösteriyoruz, üstelik bütün bunları demokrasi özürlü bir gazetede (Hürriyet’te) yapıyoruz, çok iyi ediyoruz da, projektörlerimizi biraz da kendi geçmişimize yöneltsek...

Ne bileyim, hiç değilse “Burun kıvırma lüksüm olmadığı için askeri brifinglere koştum” cümlesine bir açıklık getirsek...

Daha iyi olmaz mı?

Hem, neden burun kıvırma lüksün yokmuş ki İsmet?

Riskli zamanlarda demokrasiyi savunmayacaksın, karargâhtan gelen bilgileri manşete çekmekten imtina etmeyeceksin, başörtülü gördüğünde kimya bozukluğuna uğrayacaksın; risk ortadan kalktığı için de hiç masraf etmeden, hiçbir bedel ödemeden, hiç acı çekmeden “demokrat saflara” intisap edeceksin.

Olmaz İsmet!

Bütün bu “hatırlatmalarımın” Carre’yle ne ilgisi var?

Hiçbir ilgisi yok.

Carre’nin, en son, nasıl kaçırdığımı anlayamadığım “Gizemli Melodi”sini okudum.

Kök söktüren bir yazardır Carre... Kendisini Dostoyevski sandığında bazen çekilmez oluyor ama “sabrettiğinizde” vuslata eriyorsunuz.

Bir de diyorum ki, Carre romanlarını Mehmet Harmancı çevirse...

Esat Ören, evet, “Gizemli Melodi”ye Türkçenin gizemini katmaya çalışmış, fena da olmamış ama dimağımız Harmancı çevirilerine alışkın olduğu için “uyum sorunları” yaşıyoruz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.