17 Ocak 2017 Salı19 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:47Akşam 18:10Yatsı 19:35
    • 10°C Adana
    • 2°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • 11°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • -2°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 81.712 0.23
  • Altın: 147,483 2.88
  • Dolar: 3,8050 1.37
  • Euro: 4,0356 1.21

Kaybettiğimiz "evrensellik" duygusunu yeniden kazanıyoruz

Haşmet Babaoğlu

Takkeyi önümüze koyup düşünelim...
Toplumca "kimliklerin barışı" dersinden çakıp "kimlik savaşları"nın kurbanı olduysak eğer...
Bunun nedeni...
Önce Osmanlı askeri sınıfının Batı'dan gelen milliyetçi rüzgârlara teslim olmasındandır.
Sonra da Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Anadolu yarımadasına sıkıştırılan halkın bu durumu bir "kazanç" olarak görmeye itilmesi ve Cumhuriyet'in resmi ideolojisinin kapılarını dünyaya kapatmasıdır.
Hatırlıyorum, Nuri Pakdil bir yazısında bu teslimiyet madalyonunun arka yüzünü göstermiş ve "Türk insanı, evrenselliği elinden alınarak cezalandırılmıştır" demişti.
Pakdil, yerden göğe haklıydı.
Zaten insanların "aman kimliğimi almadan dışarı çıkmayayım!" diye endişeye kapıldığı her toplum...
Potansiyel olarak bir "çatışma toplumu"dur!
***

Cumhuriyet aydını Batı'yı yücelterek; köylüye Mozart çaldırarak (ama Mozart'ı da en iyi bir Viyanalı'nın çalacağına inanacak kadar kompleksli ve dar bir açıdan bakarak); beşinci sınıf Fransız romancılarını müfredata koyarken Refik Halit Karay'ı görmezden gelerek "evrensel" olunacağını sandı.
Bir yandan da yıllar boyunca...
Yüreğini sıktığı aşikâr eziklik duygusunu "aslında bütün dillerin kökeni Türkçe, bütün uygarlıkların kaynağı Türkler" gibi tezler uydurup bunlara inanarak atmaya çalıştı.
Oysa o eziklik duygusunun kaynağında kaybettiği "evrensellik" bilincinin acısı yatıyordu.
***

Nasıl bir şeydi o bilinç?
Bir köşe yazısının izin verebildiği kadarıyla, hissettirmeye çalışayım.
Fizan'dan Budapeşte'ye kadar uzanan geniş bir coğrafyanın insanı olduğunu bilmekti...
Çok ama çok çeşitli bir insanlık mozaiğinin parçası olabilmekti...
Köyünden hiç çıkmayan birinin gönlünde Kürt, Arap, Boşnak, Azeri ayırmadan bütün müminlerin derdini saklayabilmesiydi...
Bu bilinç kaybolmuştu belki ama toplumun bilinçaltı direndi!
Geçenlerde Engin Ardıç da hatırlattı ya, Kemal Tahir'in o sözünü: "Bilinçaltımız Osmanlı'dır."
***

Şimdi Türkiye yeniden "evrensel bir devlet" olmaya doğru ilerliyor; insanlar da bu değişime büyük bir heyecanla ayak uyduruyor.
Somali, Etiyopya, Brezilya, Arjantin...
Hepsi hiç olmadığı kadar yakın bize!
Düşünün, Suriye halkının sadece komşu değil, aynı zamanda akraba olduğunu yeniden keşfediyoruz.
Entelektüel mecra artık sadece Londra ve Berlin'den değil, aynı zamanda Delhi'den, Kahire'den de buraya doğru akıyor.
Ama görünüşleri Avrupai, ruhları Baasçı birtakım siyasetçiler ve yazar çizerler var. Onlar bu gelişmeye çok bozuluyorlar!
Onlara göre "önce kendi içimize bakmalıymışız, yeterince derdimiz varmış!"
Oysa, bir toplumun "iç"ini görebilmesi için "dışarıdan" bakacak kadar geniş bir vizyona sahip olması gerekiyor.
İşte nihayet o eşikteyiz!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.