15 Aralık 2017 Cuma26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:42Güneş 08:15Öğle 13:06İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:11
    • 19°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • -7°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 18°C Balıkesir
  • BIST: 109.660 -0.01
  • Altın: 156,361 -0.16
  • Dolar: 3,8644 -0.68
  • Euro: 4,5615 -0.47

Mustafa Muğlalı’yı da kendi askerini vuranı da aklayamazsın

Aziz Üstel

Orgeneral Mustafa Muğlalı’nın emriyle 30 Temmuz 1943 günü, Van’ın Özalp İlçesi’nde 33 Kürt köylüsü, gözaltında tutuldukları sınır karakolundan alınır ve 32’si kırsalda kurşuna dizilerek öldürülür. Bu katliamdan bir kişi kurtulur; bir kayanın ardına siner, cinayetleri baştan sona izler.

Öldürülen köylüler üç beş gün önce gözaltına alınmıştır. Suçlarıysa sınırı izinsiz geçerek hayvan ticareti yapmaktır. Daha sonra TBMM Soruşturma Komisyonu, “Özalp Kaymakamı Hilmi Tuncel, Özalp Jandarma Komutanı Yüzbaşı Vasfi Bayraktar ve Sınır Tabur Komutanı Binbaşı Şükrü Tüter, köylüleri zorla İran sınırından içeri sokarak hayvan talan ettirmektedir!” diye yazacaktır raporuna. Dönemin 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Mustafa Muğlalı, bu 32 kişinin, İran’dan sınırı geçen hayvan kaçakçılarıyla süvarilerin çarpışması sırasında öldüğünü bildirir Genelkurmay Başkanlığı’na.

Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra açılan soruşturma sonucunda Orgeneral Muğlalı yargılanmış, suçlu bulunarak idama mahkum edilmiş. İdam cezası daha sonra 20 yıl hapse çevrilmiş, Askeri Yargıtay bu kararı bozmuş, ne var ki, Mustafa Muğlalı, 1951 yılında hapishanede bir kalp krizi geçirerek ölmüş. Ancak 47 yıl sonra, itibarı TSK tarafından iade edilmiş, büstü, Kahramanlar Geçidi olarak adlandırılan Harp Akademilerindeki yere, Atatürk’le Fevzi Çakmak’ın büstleri arasına yerleştirilmiş.

Ancak TBMM Soruşturma Komisyonu, söz konusu katliamdan yıllar sonra, Mustafa Muğlalı suçlu muydu suçsuz muydu tartışmaları gene alevlenince geniş kapsamlı bir soruşturma başlatmış ve “30 Temmuz 1943 Cuma günü nezarette bulunan
30 sivil ve iki asker dışarı çıkarılmış, elleri arkalarına ve kişiler birbirlerine iplerle bağlanarak Çilli Gediği yönüne götürülmüştür. Bu sırada zaten öldürüleceklerini bilen, elleri bağlı mağdurların yalvarıp yakarmaları, feryat figanları yürekler acısıdır... Çilli Gediği yöresinde piyade tüfeği ve makineli tüfeklerle bu kişiler öldürülmüştür. Sonra üzerleri aranmış, para ve saatleri gasp edilmiştir... Özalp Olayı olarak adlandırılan bu olay önceden tasarlanmış, düpedüz bir cinayettir” sonucuna varmış. (TBMM Soruşturma Komisyonu 30 Nisan 1958 tarihli raporu)

Bugün, adının kışla tabelasından silinmesi gündeme geldi geleli, Mustafa Muğlalı’yı savunanlar çıktı ortaya! Mahkemede suçu üstlenmesini “orduya leke sürdürmemek” olarak nitelendiriyor bu kişiler. Peki, madem kaçakçılarla askerler arasında çıkan bir çatışmada ölmüş bu 32 köylü ve de Muğlalı bunu raporuna yazmış, hangi “suçu” üstleniyor mahkemede, orduya leke düşmesin diye? Dahası da var. Niçin 1943 yılında bu ölümlerle ilgili soruşturma açmak isteyen İçişleri Bakanlığı Müfettişi Avni Doğan’a “ona söyleyin, bu işin üstüne giderse onu kamçılatırım!” haberini gönderiyor? Bakınız, geçmişi sorgulamaktan korkmayacağız artık! Mazeretler aramayacağız yalana dolana, vahşete, beceriksizliğe, düpedüz salaklığa. Kimse sorumlusu, asker ya da sivil, bu millete hesap verecek! Muğlalı’yı da aklamayacağız, kendi erini alnından vurup çatışmada öldü diyenleri de!



‘Vücut dengeleyen bilezik’ palavrası
Bakıyorum bir sürü insan rengarenk bilezikler takmaya başladı. Hele de sporcular ve dahi sanatçılar. “Power Balance” yani kişinin gücünü dengeleyen bileziklermiş bunlar. Bu bileziğin ince bir lastik üzerindeki bombeli kısımlarına yerleştirilen hologramlar aracılığıyla kişiye denge, güç ve enerji verdiği öne sürülüyor. Türkiye’de satışı yapılırken “hologramlardaki negatif iyonlar, vücuttaki enerjiyi düzenliyor ve vücudu dengeliyor” denmekte. Oysa bileziğin Avustralyalı üreticisi bu söylemini değiştirdi: Bileziğin rahatlığına bayılacaksınız. Bu görünüm her kıyafetinize uyum sağlar.

Niye mi değiştirdi söylemini? Çünkü açılan davaları kaybedince, ürünlerinin vücuda enerji falan vermediğini açıklamak zorunda kaldı da ondan. (Kasım ve Cihangir’e teşekkürler)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.