25 Temmuz 2017 Salı29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 34°C Adana
    • 35°C Adıyaman
    • 32°C Afyon
    • 30°C Ağrı
    • 31°C Amasya
    • 32°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 36°C Aydın
    • 39°C Balıkesir
  • BIST: 107.041 0.31
  • Altın: 143,194 -0.24
  • Dolar: 3,5623 0.16
  • Euro: 4,1506 0.29

Havadaki kazalar biter! Yollarda ölmeye

Haşmet Babaoğlu

Isparta’daki uçak kazasından sonra herhalde artık kimse şu gerçeğe gözlerini kapayamayacak: Süleyman Demirel Havalimanı’nda ILS (uçakları otomatik yönlendirmeyle alana indiren, hatta gerekirse pistte durduran sistem) olsaydı, 57 insanımız şimdi yaşıyor olacaktı!

Van ve Diyarbakır kazalarının sonrasını hatırlayın...

Ortalık öylesine komplocu tartışmalarla doldurulmuş, öylesine bilgi kirliliği yaratılmıştı ki, hayati önemi olan ILS meselesi kamuoyundan neredeyse saklanmıştı.

Sonuç...

Bürokratik “adam sende”ciliğimiz ve insan hayatını hiçe sayarak kazanç peşinde koşan havacılık şirketlerimiz yola devam etti.

Şu anda kullanılmayan Sinop, Tokat, Uşak ve Zonguldak’takileri hariç tutarsak, tam 20 ilin havalimanında ILS sistemi yok! Bu havalimanlarından bazılarına her gün vızır vızır sefer düzenleniyor.

Bu kez umuyor, diliyor, inanıyorum ki daha fazla gecikilmeden havalimanları ILS’yle donatılacaktır.

Üç gündür kazayı sürekli manşetlere çıkaran ve derinlemesine yorumlayan medya şimdi ILS konusunu da sonuna kadar takip etmekle yükümlüdür.

***

Biliyorum.

Yalnız bizde değil, dünyanın her yerinde uçak kazaları kamuoyundan büyük ilgi görür.

Bu merakın altında birçok neden yatıyor.

İnsanoğlunun bilinç dışına yerleşmiş en karanlık korkularından biri olan “düşme fobisi” (uçuş değil düşme korkusu!) kadar uçak kazalarının sansasyonel teknik ve insani özellikler içermesi de bir neden.

Ama bazen içimden şöyle sormaktan kendimi alamıyorum.

Uçak kazalarına gösterdiğimiz sorgulayıcı ve kararlı medyatik ilginin onda birini trafik kazalarına göstersek ne çok şey değişirdi, değil mi?

***

Hatırlayın!

Geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda üç günde 88 kişi yollarda öldü.

88 can...

Yaralıları, ömrü boyunca sakat kalacakları saymıyorum.

Peki medyada ve kamuoyundaki etkisi ne oldu?

Kılımız kıpırdamadı desem yalan olmaz!

Geçen yılı hatırlıyor musunuz peki? Hayır değil mi? Modern insana özgü bir özelliktir bu; on yıl önceki uçak kazasını hatırlar, üç gün önceki otoyol faciasını unutur.

2006 yılındaki Ramazan Bayramı’nda üç günde trafik kazalarında 109 kişi hayatını kaybetmişti...

En doğrusu, sevgili okurlar şöyle bir bilgi vereyim de sarsılıp kendinize gelin! 2006 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü’nün verdiği sayıya göre son 26 yılda ülkemizdeki trafik kazalarında 137 bin 186 kişi öldü.

Savaştan beter!..

Korkunç!..

Fakat galiba artık umurumuzda bile değil bunlar. Ecelin en sıradan tecellisi sayıyoruz trafik kazalarını.

Mesela önümüz Kurban Bayramı...

Rakamlarla sabit: Kurban Bayramları’nda son 9 yılda binden fazla insanımızı yollarda kaybettik!

Peki Isparta’daki faciadan sonra şimdi her uçağa binişinde yüreği pırpır edenlerimizin kaçta kaçı bayramda yola çıkarken korkacak ve daha tedbirli olacak?

*****

Ayna

Korkaklarda güven duygusu sevginin yerini tutar. CELINE

*****

Manşetteki MSN sohbeti!

Bir gazetemiz, düşen uçakta hayatını kaybeden hostesin uçuşa gitmeden 1 saat önce kuzeniyle MSN sohbetini manşet yaptı.

Hiçbir haber özelliğine bile sahip olmayan alelade bir MSN konuşmasıydı.

Kazayla veya hostesin kimliği ve ruh durumuyla ilgili hiçbir bilgi içermiyordu.

Belli ki talihsiz hostes ölümünden sonra bir de basının her şeyi magazinleştirme ve okurların mahrem hayat merakını gıdıklama alışkanlığına kurban gitmişti!..

Okudukça tüylerim diken diken oldu.

Bir gazete sayfasında ne işi vardı o konuşmaların?

Neden ölenlerin anılarını ve yaslı ailelerini rahat bırakmayı beceremiyoruz? (Hostesin kuzeninin bu işte bir dahli varsa, ayıp etmiş, o da ayrı!)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.