24 Mart 2017 Cuma26 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:27Güneş 06:54Öğle 13:18İkindi 16:43Akşam 19:28Yatsı 20:48
    • 22°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 15°C Ankara
    • 22°C Antalya
    • 11°C Artvin
    • 22°C Aydın
    • 9°C Balıkesir
  • BIST: 89.848 0.09
  • Altın: 145,269 -0.18
  • Dolar: 3,6231 -0.07
  • Euro: 3,9157 0.12

Stratejik sorular

Ahmet Taşgetiren

-Türkiye, uzunca müzakerelerden sonra, Füze Kalkanı sisteminin kendi topraklarına yerleştirilmesini kabul etti.

Bu kararla Amerika'yı ve Avrupa'yı memnun etti. Türkiye'nin itirazı, bu sistemin İran'a karşı kullanılacak olmasına yönelikti. Türkiye, öteden beri, nükleer güç alanındaki baskılar dahil, İran'a yönelik Amerika-Avrupa taleplerine mesafeli durmaktaydı. Şimdi Füze Kalkanı meselesinde, İran hassasiyeti ortadan kalkmış mı oldu, yoksa İran'ın hassasiyetlerini de dikkate alan bir çözüm mü gelişti? Türkiye, Füze Kalkanı kararını İran'a nasıl yansıttı?

-Türkiye-İran ilişkileri, Sünni-Şii nüfuz mücadelesi denklemine doğru akmaya mı başladı? Benim bildiğim AK Parti politikaları, İran'ın da içinde yer aldığı, daha barış eksenli bir İslam coğrafyası istikametindeydi ve Davutoğlu, İran'la, ilişkileri problemli ülkeler arasında yakınlaşma sağlama çabasındaydı.

-Suriye konusu, Türkiye-İran ilişkilerinde bir fay hattı oluşturdu mu?

-Türkiye'nin Suriye konusundaki tavrı, İsrail'in Suriye'nin zayıflatılması hesabı ile örtüşüyor, dolayısıyla İsrail'le yaşanan gerilimle tezat teşkil ediyor mu?

-Bölgeye yönelik Kürt stratejisi, Türkiye, İran, Suriye, Irak ekseninde nasıl bir uzlaşma-ayrışma sürecini işletiyor? İran'ın son zamanlarda PJAK'a yönelik operasyonları Türkiye'nin de işine geldiğine göre, acaba bu operasyonlar Türkiye'nin bilgisi dışında mıdır? Bu noktada Türkiye ile İran arasında iletişim varsa bu, Türkiye-İran nüfuz mücadelesinden farklı bir durum ortaya çıkarmıyor mu?

-AK Parti hükümetinin Filistin konusundaki duyarlılığı belli. Bu, İsrail ile ilişkileri, en temelde problemli hale getiriyor. Ancak bu kadro gene de İsrail ile ilişkileri en gerilimli noktaya taşımama hassasiyeti içinde bir tutumu benimsedi. Bunda kuşkusuz Amerika ile ilişkilerde İsrail politikalarının rolünün etkisi vardı. Filistin'de barışı aradı, Suriye-İsrail ilişkilerinde barışı geliştirmeye çalıştı. Ancak o temeldeki sorun çözülmeden İsrail'le ilişkilerin sağlıklı yürümeyeceği kesindi. Gazze ablukası ve Dökme Kurşun Harekâtı'nda, 20 gün içinde çoğu kadın ve çocuk 1400 civarında insanın katledilmesi en kanatıcı hadise oldu. Ardından Mavi Marmara geldi ve orada da 9 Türk vatandaşının can çekişirken kurşunlanmak, enseden ve yakın plan vurulmak ölçüsünde katledilmesi bardağı taşıran son damla oldu. İş bu noktaya geldikten sonra Türkiye'nin tepkileri sonuna kadar haklı. Burada sorulacak bir soru şu: Mavi Marmara seferi, hükümetle birlikte ve bütün sonuçları dikkate alınarak planlanmış bir sefer miydi?

-Arap Baharı konusunda Türkiye ile Batılı ülkeler paralel duruşlar içinde. 90'larda Batı dünyası, Ortadoğu'da demokratikleşmenin, ülke ülke "siyasal İslam"ın iktidara gelişiyle sonuçlanacağı kaygısını taşımaktaydı. Oysa şimdilerde, demokratikleşmeyi destekliyor görünüyor. AK Parti kadroları ise öteden beri, içeriden bir demokratikleşmeyi savunmaktaydı. Şu anda, başlangıçta Türkiye'nin itirazı ile karşılaşan "askeri müdahale" dahil dışarıdan destekle bir "alabora" süreci işliyor. Soru şu: Acaba şu andaki "alabora" sürecinde, belirleyici irade içeriden mi dışarıdan mı, Türkiye'nin bölgeye ilişkin öngörüleri ne kadar tutuyor?

-Türkiye, Davutoğlu'nun söylemiyle, bu coğrafyadaki her oluşuma müdahil olma iddiasında idi. Bu, dışarıdan, "bölgesel güç" rolüne adaylık gibi okunuyordu. Arap Baharı'ndaki belirsizlik, komşulardaki gerilim, İsrail'le ilişkilerin Amerika-Avrupa eksenine muhtemel yansımaları, içerideki sancı, bu rolde sarsılmaya yol açar mı?

Davutoğlu'nun tüm coğrafyada yaşananları "tarihin normalleşmesi" diye nitelediği biliniyor. Bu, çok farklı güç kullanımlarının devreye gireceği sancılı bir sürecin yaşanacağı anlamına geliyor. Kamuoyunda, "normalleşme"nin, Türkiye'nin ve bu coğrafyanın lehine sonuçlanması noktasında "endişe" öne çıkıyor.

Bence Davutoğlu, yarını nasıl okuduğu noktasında kamuoyunu daha çok bilgilendirmeli.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.