27 Mart 2017 Pazartesi29 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:22Güneş 06:49Öğle 13:17İkindi 16:44Akşam 19:31Yatsı 20:52
    • 19°C Adana
    • 16°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 7°C Amasya
    • 10°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 9°C Balıkesir
  • BIST: 89.931 -0.50
  • Altın: 145,423 0.70
  • Dolar: 3,5968 -0.41
  • Euro: 3,9078 0.15

Alternatif BM ve NATO için D8

Abdulkadir Özkan

Rahmetli Erbakan Hoca yıllar öncesinden gizlenen ülkemiz ve dünya gerçeğini insanlığa göstermiş ve bunun mücadelesini vermişti. Kurduğu 4 parti hangi bahaneyle olursa olsun kurulu düzenin bozulmasını istemeyenlerin intikam duygularının bir sonucu kapatılmıştır. Bunun için iktidardan uzaklaştırılmış, bunun için aleyhinde bir takım iç ve dış işbirlikçilerin iftira ve kötüleme kampanyasına maruz kalmış, Erbakan gerçeği ancak ölümünün ardından anlaşılabilmiş ve itiraf edilmiştir. Çünkü Erbakan Hoca yeryüzünde hakim olan zulüm ve adaletsizliğe doğru teşhis koymuş, bu gerçeği hem insanımıza hem dünyaya anlatmaya çalışmıştır... Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya derken Erbakan Hoca kurulu düzenin kökten değişmesi gerektiğine vurgu yapmış, kurtuluşun yolunu da göstermiştir. Daha 40 yıl önceden Birleşmiş Milletler (BM)'in emperyalizmin oyuncağı olduğunu sadece Siyonist ve emperyalist sömürgecilerin yaptıklarına uluslararası kılıf bulmak ve korumak için oluşturulduğunu dile getirmiştir.

Bu anlayışın sonucu olarak Erbakan Hoca İslam ülkelerinin kendi Birleşmiş Milletlerini kurmasını, emperyalizmin silahlı gücü olarak faaliyet gösteren NATO'ya karşılık İslam ülkelerinin yeni bir örgüt kurmasını yer yüzünde adaletin hakim olabilmesinin ilk şartı olarak görmüş ve bunu izaha çalışmıştır. Ne var ki toplumumuz Erbakan Hoca'yı ya anlayamamış ya da anlamak istememiştir. Sanıyorum toplumdan çok ileriyi gören ve düşünenlerin genel talihsizliği de bu noktada ortaya çıkıyor. Çünkü Erbakan Hoca bir konuda görüş açıkladığında ilk planda "Bu da olur mu?" şeklinde toplumda bir tepki oluşturulurdu. Ancak, birkaç yıl sonra Erbakan Hoca'nın söyledikleri aynen gerçeklemeye başlayınca kendisine hak verenlerin sayısı artardı ama o zamanda iş işten geçmiş olurdu.

Bunun geçmişte pek çok örneği yaşandı. Son olarak Mavi Marmara konusunda BM Raporu olarak nitelendirilen iki kişinin hazırladığı bir raporda İsrail'in Gazze ablukasının uluslararası hukuka uygun olduğu yönündeki görüş üzerine ortaya çıkan tartışmalarda BM'nin emperyalizmin ve Siyonizmin hizmetinde bur kuruluş olduğunu göstermiştir. Açıklanan rapor etrafında yapılan tartışmalarda birilerinin raporu hazırlayanları suçlaması da gerçeğe uygun düşmüyor. Çünkü, raporu hazırlayanlar BM Genel Sekreteri tarafından görevlendirilmiştir. Bu bakımdan birinci derecede suçlu olan BM'dir. Bu gerçek görülmezde raporu hazırlayanlar hedefe konulursa bilinmelidir ki BM'yi dövemeyenler maşaları dövmeye çalışıyorlar, işin asılını dünya kamuoyundan izlemeye çalışıyorlar demektir. Halbuki sorumlu olan doğrudan doğruya BM'dir ve bu teşkilat kesinlikle dünya üzerinde barışı, adaleti tesis etmek gibi bir işlev yapmıyor, bunun için de kurulmuş değil... Sadece hakim güçleri koruyor, onların çıkarlarına hizmet ediyor, kısacası emperyalistlerin adaletsizlik sömürülerine kılıf uydurmaya çalışıyor, görevi bundan ibaret. Mevcut yapısı ile bunun dışına çıkmasını beklemek de ahmaklıktan öte bir anlam ifade etmez.

Öyle ise yer yüzünde adaletin hakim olması, baskı ve sömürünün son bulması isteniyorsa yıllardan beri Erbakan Hoca'nın söylediklerine kulak vermek ve bunları hayata geçirmenin gayreti içinde olmak gerekiyor. Bu yapılmazda bir takım çıkışlarla kabadayılık yapılmaya çalışılırsa kurulu düzen devam eder ve sömürü çarkı sürüp gider. Bunun yolu da öncelikli olarak D-8'in kuruluş amacına uygun bir şekilde faaliyetini sürdürmesi, şemsiyesinin genişletilmesi, tüm İslam dünyasını kucaklayıcı bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. Bunu yapmanın elbette bedeli vardır. Söz gelimi sömürgeci güçler bu yöndeki gelişmeleri engellemek için her türlü yola baş vuracaklardır. Bu korku ile zalimlerle anlaşmayı tercih etmek zulmün, adaletsizliğin ve sömürün devamını kabul etmek anlamına gelir.Yeni Akit'in dünkü manşeti Prof. Dr. Yasin Aktay'ın "PKK İsrail'in taşeronu" sözlerine ayrılmıştı. Ben de aynı günkü yazımda da "Terör Örgütü, ABD ve İsrail üçgeni'ne dikkat çekmiştim. Bu arada yine dünkü Vatan Gazetesi'nde Prof. Hasan Köni ile yapılmış bir gün önceden devam eden söyleşide ise Sayın Köni, "İsrail, Türkiye gibi hem Müslüman, hem demokratik, hem NATO üyesi bir ülkeyi kaybetti. Stratejik bakımdan önemli bir kayıp bu ama arkasında Amerika var. Bu kayıp o kadar da önemli değil" demek suretiyle Amerika ve İsrail ortaklığına, bir diğer ifade ile birlikteliğine dikkat çekiyordu.

Kısacası bu düzen böyle devam ettiği sürece zulüm sürecektir. Eğer gerçekten yeni ve güçlü bir Türkiye, Yeni Bir Dünya'nın kurulmasını istiyorsak her şeyin doğru tespiti ve yeni bir yapılanmaya ihtiyaç vardır. Bunun dışındaki tüm söylenenler laf salatası olmaktan öte bir anlam ifade etmez.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.