Ahmet Kekeç

Ahmet Kekeç

Devletin valisi Önder Sav’ın özel ulağı mı?

Devletin valisi Önder Sav’ın özel ulağı mı?

CHP’li önder Sav’ın ‘tele kulak’ marifetiyle dinlenmesi, nerden bakarsanız bakın, büyük bir rezalettir, skandaldır.

Dolayısıyla, Baykal haklı...

Bahçeli de haklı...

Bir ‘dinleme mağduru’ olan Ertuğrul özkök de haklı...

Demek ki, devlet içinde yuvalanmış ve özel hayatları tarassut eden (ve elde ettiklerini şu ya da bu amaç doğrultusunda kullanan) bir suç odağı var.

Demek ki, hiçbirimiz güvende değiliz.

Demek ki, bütün Türkiye, özkök’ün de ifade ettiği gibi ‘bir türlü kontrol altına alınamayan bu keyfi dinleme terörünün kurbanı olmaya devam edecek.’

Hemen aklıma, tele kulak marifetiyle dinlenmiş bir konuşmayı, parti kapatma davasında ‘ek delil’ olarak kullanan ve suç işleyen, suç işlediği halde hakkında hiçbir yasal takibat yapılmayan eski bir Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı geliyor.

Gerçi, Anayasa Mahkemesi, bu ‘ek delil’i kabul etmemiş, bence tarihindeki ender doğru kararlardan birine imza atmıştı ama, kıymetli Başsavcı da ‘ek delil’ olarak sunduğu kaseti nasıl elde ettiğini açıklamamıştı.

Kimse de sormamıştı...

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, önder Sav hadisesinden bahisle, ‘Bu işin üzerine kararlılıkla gideceğiz’ diyor.

Hiç durmasın...

Bu işin üzerine kararlılıkla gitsin ve dinlemeyi gerçekleştirenleri (artık Emniyet içinden, artık Emniyet dışından) bir an önce ortaya çıkarsın.

Fakat, işin bir de önder Sav boyutu yok mu?

Bu (birazdan değineceğim) boyut, nedense, hiç konuşulmuyor, hiç gündeme getirilmiyor.

Bu beyefendi, biliyorsunuz, bir süre önce, Hac ibadeti için Mekke’ye gideceğini söyleyen partili bir vatandaşla aklı sıra dalgasını geçmiş, Peygamberimizden asker arkadaşından söz eder gibi, laubali bir üslupla ‘Muhammed’ diye söz etmişti.

Sonra da, görülen lüzum üzerine sırra kadem basmıştı.

Rivayet, Baykal’ın, ‘Biraz arazi ol. Ortalarda görünme...’ dediği yönünde.

Bilemiyorum artık.

Kamuoyu, uzun süre Sav’dan özür bekledi.

Fakat beyefendi, bırakın özür dilemeyi, ‘Ben orada kamera olduğunu bilmiyordum’ diyerek, suçu bir de işgüzar kameramana yıktı.

Sonra da, bildiğiniz gibi, ‘dinleme skandalı’ patladı.

Herkes önder Sav’a gadredildiğini söylüyor.

Ben de öyle düşünüyorum.

önder Sav’a gerçekten gadredilmiştir ve suçlular bir an önce ortaya çıkarılmalıdır.

İyi de, devletin valisinin önder Sav’ın makam odasında işi ne?

Neden kimse bunu gündeme getirmiyor?

Neden ilkeli bir Ertuğrul özkök çıkıp da, ‘Ey önder Sav, devletin valisi senin il başkanın mı ki, kapalı kapılar arkasında onunla parti ve örgüt meselelerini tartışıyorsun, rakip partiler hakkında bilgi alıyorsun?’ diye sormuyor.

Milli şef devr-i saadetinde, devletin valisi, aynı zamanda CHP İl Başkanı’ydı...

Bunu biliyoruz...

Hatta, vali olmak için, ‘partili’ olma şartı yeterli değildi.

Teşkilata imanla bağlı olmak gerekiyordu.

Fakat, bu eski ve arkaik (aynı zamanda anti demokratik) uygulama, çok partili sistemle birlikte tarihe karıştı.

Tarihe karıştı ama, önder Sav, devletin valisine ‘özel ulak’ muamelesi yapmaya devam ediyor.

Devletin valisi de, şallak mallak bir siyasetçinin makam odasına dalıp, ona bölgedeki siyasal yapılanma hakkında ‘özel ve mahrem bilgiler’ veriyor.

Bu, ‘dinleme skandalı’ndan daha hafif bir cürüm müdür?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Kekeç Arşivi