18 Ocak 2017 Çarşamba20 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:48Akşam 18:11Yatsı 19:36
    • 17°C Adana
    • 11°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 11°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 82.477 0.14
  • Altın: 147,865 0.67
  • Dolar: 3,7883 0.32
  • Euro: 4,0490 0.26

Arap Baharı'nda Türkiye rüzgârı...

Hüseyin Gülerce

Başbakan Erdoğan'ın Mısır, Tunus ve Libya gezisi, bölgemiz için yeni bir dönemi işaret ediyor.


Sadece bölgemiz için değil, İslam coğrafyası adına da, bu gezinin açacağı kapılar, getireceği yeni ufuklar olacaktır. Afrika çok değil çeyrek yüzyıl sonra dünyanın yeni güç merkezlerinden biri haline gelecektir. Afrika ile her sahada gelişen ilişkiler, sivil toplum kuruluşlarının ticari ve eğitim hamleleri, giderek çoğalan Türk okulları, zaten yepyeni bir dönemin habercisidir.

Türkiye, hem içerideki demokratikleşme hamleleri ile hem de bölgesinde yıldızı giderek parlayan bir ülke olarak bir kaderdenk noktasında bulunuyor. Bir İlahî zamanlamayı, iliklerinize kadar hissediyorsunuz. İçeride güçlendikçe, dışarıda yeni kapılar açılıyor. Evet, bugün fısıltı ile bile olsa bir "Arap Baharı"ndan söz ediliyor ama asıl bahar, bizim topraklarımıza geldi. Şimdi o baharın esintileri yeni coğrafyalarda da duyulacaktır.

Türkiye, artık eski yanlıştan da dönerek, "abi"lik ya da önderlik havası içine girmeden "örnek" olmaya çalışan bir ülke gibi davranıyor. Sivil iradenin hâkim olduğu, geniş bir toplumsal mutabakatın sağlandığı, özgürlüklerin genişlediği ileri ve kalkınan bir Türkiye, zaten kendiliğinden bölgemiz, Türk cumhuriyetleri ve İslam coğrafyası için bir cazibe merkezi haline gelecektir.

Dolayısıyla Sayın Başbakan'ın gezisini, yeni fetih rüzgârları havası estirmeden ama bu gezinin önemini de göz ardı etmeden değerlendirmeliyiz. Mısır, Tunus ve Libya'nın, bugün Türkiye'nin tecrübesine, alakasına, desteğine gerçekten büyük ihtiyacı var. En önemlisi bu üç ülkede de hem halklar, hem yeni yöneticiler Türkiye'ye güveniyorlar. Recep Tayyip Erdoğan faktörünü de kimse küçümsemeye kalkmasın. "One minute" çıkışından beri Ortadoğu'da, Kuzey Afrika'nın Müslüman ülkelerinde bir Erdoğan rüzgârı esiyor. Türkiye'ye olan sevgi ve sempati giderek yayılıyor ve derinleşiyor. Umrede, hacda daha önce görmediğimiz ilgiyi, sevgiyi görüyoruz. Toplantılarda artık Türkler baş köşeye oturtuluyor.

Bu müsait iklimde, Türkiye "Arap Baharı"nın en samimi ve önemli destekçisi olacaktır. "Bahar"ın bahar olabilmesi, temenniler safhasından bir an önce somut adımlara geçilmesine bağlıdır. İslam coğrafyası, maalesef yıllardır Batı'nın sömürgesidir. Ve o demokrasiyi çok sahiplenen Batılı ülkeler, yıllardır Müslüman halkların; despot, zalim, sadece kendi zenginliklerini düşünen yönetimler altında inim inim inlemelerini sadece seyrettiler. Bugün "Arap Baharı"nı desteklemeleri de haklı olarak şüphe ile karşılanacak ve samimiyetleri sorgulanacaktır. Batılılar, "şimdi neyin peşindeler, acaba yeni petrol gelirleri için hangi hesapları yapıyorlar" gibi sorgulamalardan -kusura bakmasınlar- alınganlık göstermesinler...

Demokratikleşme için somut adımlarda hızlı hareket edilmelidir. Eski diktatörler gitti ama demokrasi eldiveni giymiş yeni despotlara fırsat verilmemelidir. Bu açıdan demokratik reformlar, demokrasi kültürünün yerleşmesi için atılacak gerekli adımlar savsaklanmamalıdır. Türkiye, halen "askerî vesayet" rejiminden kurtulma adına çok önemli bir süreçten geçiyor. Bu dönemin tecrübeleri, kodları, değerlendirmeleri, ivedilikle Mısır, Tunus ve Libya'nın yeni yönetimlerine aktarılmalıdır.

Türkiye ile boy ölçüşmeye kalkan İsrail'in de, yeni Türkiye'yi doğru değerlendirmesi gerekir. İsrail'in burnu havada yöneticileri, eğer yeni Türkiye'yi ve bölgedeki değişimi doğru okuyamazlarsa, bir süre sonra ödeyecekleri faturaların daha da ağırlaştığını göreceklerdir. Bu bir tehdit değil. Binlerce kilometre uzaktaki stratejik müttefiklere güvenmenin yanında, asıl doğru olanın, bölge ülkeleri ile iyi geçinmek olduğu idrak edilmelidir. Şiddete, savaşa dayalı devlet politikalarında ısrar etmek, İsrail'i yalnızlığa mahkûm edecektir.

Yeni Türkiye, kimse için tehdit değildir. Tam tersine dostluğuna güvenenlerin kazançlı çıkacağı yeni bir güçten bahsediyoruz...


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.