24 Mart 2017 Cuma25 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:27Güneş 06:54Öğle 13:18İkindi 16:43Akşam 19:28Yatsı 20:48
    • 7°C Adana
    • 8°C Adıyaman
    • 3°C Afyon
    • -8°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 12°C Antalya
    • -2°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 89.764 -0.05
  • Altın: 145,514 0.17
  • Dolar: 3,6255 0.24
  • Euro: 3,9111 0.07

CHP, Baas, Aleviler ve Sünniler...

Hüseyin Gülerce

Bazı sözler vardır, özür dilenmedikçe, yapılan yanlıştan dönülemez. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hüseyin Çelik'in, CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştirirken söyledikleri de böyledir.


Sayın Çelik, Sayın Kılıçdaroğlu'na sesleniyor: "Niçin savunuyorsunuz Suriye'deki Baas'çı rejimi? Açıkçası aklıma başka kötü şeyler de geliyor. Suriye'deki Baas'çı rejim, yüzde 15'lik kitleye dayanıyor. Acaba Sayın Kılıçdaroğlu, mezhep yakınlığı dayanışmasıyla mı Suriye'ye bu manada sahip çıkıyor?"

Bu ifadeler, maksadı aşan ifadelerdir. Şahsen ben de Sayın Çelik'i, yakından tanıyorum. Onun, demokrat karakterini biliyorum. Alevi vatandaşlarımızın hakları konusunda hükümetteki duruşuna da vâkıfım. Alevi vatandaşlarımızı karşısına almayı, hiçbir zaman düşünmeyeceğine de inanıyorum. Ama sözleri Alevi vatandaşlarımızın bütününü üzmüştür, kırmıştır, rencide etmiştir, yaralamıştır. Tecrübeli bir siyasetçinin bunu görmesi lazım. Hatadan dönmek de fazilettir. Samimi bir özür, gönüllerin tamiri için bugün çok değerli hale gelmiştir. Hepimiz insanız. Bu tür yanlışları yapıyoruz. Ardından üzüntü de duyuyoruz. Fakat özür dilemedikçe açılan yaralar kapanmıyor.

Türkiye'nin gücünü tüketme potansiyeli taşıyan iki temel mesele var; biri Kürt sorunudur, diğeri de Alevi vatandaşlarımızın haklarının verilmemesidir. Bu haklar verilmezse, bir de "Alevi sorunu" ile Türkiye'nin başı epey ağrır. Bir "Alevi sorunu" çıkmaması için makul Alevi çoğunluk, sağduyu ile hareket etmektedir. Sayın Çelik'in sözleri, bu açıdan onları endişeye sevk etmiştir.

Daha önce de yazdım. Tamam, yapılan güzel şeyler var. Alevi çalıştayları, Aleviliğin ders kitaplarına girmesi, Diyanet'in, Alevi kültürünün temel eserlerini basması, cem evleri için atılan adımlar takdire şayandır. Fakat yavaş hareket ediliyor. AK Parti bu konuda samimiyet sorgulamasına muhatap olmamalıdır.

Aleviler, Bektaşiler, Mevleviler, Caferiler bu ülkenin Sünniler kadar eşit vatandaşlarıdır. Toplumsal barış ve kardeşlik için onların küstürülmemeleri gerekir. Onların hassasiyetlerine dikkat edilmesi de çok önemlidir. Gönüllerin tamiri adına da ortak değerlerin öne çıkartılması için çaba harcanmalıdır.

Yeri gelmişken bir hususun da altını çizmek istiyorum. Biz Türk asıllı vatandaşlarda (epey geniş bir çevrede) Kürt vatandaşlarımızla ilgili büyük bir yanlış var. Bu yanlışı yapanlar, bütün Kürt vatandaşlarımızı PKK'lı gibi görüyor. Doğrusu ise şudur: Kürt vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu PKK teröründen, şiddetten, bölücülükten fersah fersah uzaktır. Ama Güneydoğu'dan bir vatandaş İç Anadolu'ya, batı bölgelerine iş yapmaya gelse, açıktan söylenmiyor ama başka gözle bakılıyor.

Aynı şekilde Sünni kesimde, yine geniş bir çevre, aynı yanlışı Alevi vatandaşlarımızla ilgili olarak yapıyor. Sanki Aleviler, Müslüman değilmiş gibi algılanıyorlar. Doğrusu ise şudur: Bu ülkenin Alevileri, Müslüman'dır, ehl-i-namazdır, ehl-i oruçtur. Hassasiyetleri, diğer Müslüman kardeşlerinden farklı değildir. Böyle derken, kimseyi dindarlık yarışına davet etmiyorum. Bizim milletimiz, Sünni'siyle, Alevi'siyle ibadetlerinde aksamalar yaşasa da, inanç konusundaki samimiyetini kimseye sorgulatmaz. Kendisi günah işlese de günaha sevap, harama helal demez.

Ben biliyorum ki, Alevi kardeşlerimizi üzen konulardan biri de, kırıldıklarında, gücendirildiklerinde Sünni kesim olarak bizlerin, onların beklediği tepkiyi vermiyor olmamızdır. Hâlbuki, onlardan önce bizlerin tepki vermesidir değerli olan... Zaten bu ülkede demokratlığın en büyük problemi, kendimize demokrat olmamızdır. Bizim gibi düşünmeyenlerin, bizim gibi yaşamayanların haklarını savunmada, onlara sahip çıkmada, saygılı davranmada samimiyet çizgisine gelmediğimiz sürece, demokratikleşmenin içi daima boş kalacaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.