M. Şevket Eygi

M. Şevket Eygi

Cumhuri Ulema yolu

Cumhuri Ulema yolu

İslam dininde konular ve hükümler muttefakun aleyh ve muhtelefün fih diye iki kısma ayrılır: Muttefakun aleyh, üzerinde ittifak edilmiş demektir.

Muhtelefün fih, ihtilaf edilen, çeşitli görüşler ve yorumlar olan, tartışılan konulardır.

Birinci kural: Zaruriyat-ı diniye denilen bütün ana, esas, temel konularda Selef-i Sâlihînin, Ehl-i Sünnet ulema ve fukahasının ittifakı, oybirliği vardır.

Günde beş vakit namaz kılmanın farz olduğu, Ramazan ayında oruç tutmanın farz olduğu, nisaba mâlik olanların zekat vermesinin farz olduğu, ömründe bir kere hacca gitmenin farz olduğu...

Hür kadınların tesettüre girmesinin farz olduğu.

Eimme-i müctehidîn, ulema, fukaha bu konularda ihtilaf etmemiştir. Tam bir ittifak vardır.

İmanın temel şartlarında da ittifak vardır.

Allah'a, meleklere, ilahî Kitaplara, Peygamberlere, âhiret gününe (Öldükten sonra tekrar diriltileceğimize, Hesaba kitaba, Cennet ve Cehenneme) ve Kader'e iman böyledir.

Zaruriyat-ı diniyede, Kur'anın muhkem ayetlerinde belirtilmiş olan emir yasaklarda ihtilaf yoktur.

İhtilaf (esasta değil) füruatta, ayrıntılarda olmuştur.

Vücuttan kan çıkması/akması abdesti bozar mı?

Namaz kılarken Fatiha'dan sonra okunan surenin başında besmele okunur mu?

Sabah namazı ilk fecir de mi kılınır, yoksa güneşin doğmasına yarım saat kalaya tehir edilir mi?

Vitir namazı vacib midir, Sünnet midir?

Bu gibi ayrıntıya ait konularda görüş ve yorum çeşitliliği, bazı farklılıklar olmuştur ki, bunların hiçbiri esasa ait değildir.

Bütün Ashab-ı Kiram, bütün Tâbiîn, bütün Tebe-i Tâbiîn, bütün Eimme-i müctehidîn, bütün râsih, rabbanî, 'âmil ulema ve fukaha zaruriyat-ı diniyede ittifak halindedir.

İşte bu kafileye, bu büyük topluluğa cumhur-i ulema denilir.

Ehl-i sünnet Müslümanlarının ana, temel, esas, zarurî dinî konu ve hükümlerde cumhur-i ulemaya tâbi olması gerekir.

Zamanımızda bazı ilahiyatçılar, amatör din bilginleri cumhur-i ulema yolundan çıkmışlar, bid'at fırkaları mensupları; heva, heves, re'y ve kafalarına göre dinde yeni hükümler icat etmişlerdir. Onların bu yeni hükümleri cumhur-i ulemanın görüşlerine aykırıdır. Binaenaleyh Müslümanlar böyle bid'at, fantezi, yeni, uyduruk, re'y ve hevaya dayanan hükümleri reddetmelidir.

Birkaç örnek vereyim:

(1) İslam'da teravih (Ramazanda kılınan gece namazı) yoktur hezeyanı.

(2) Teravih namazını Hz. Peygamber (Salat ve selam olsun ona) yasaklamıştır hezeyanı.

(3) İslam'da kader inancı yoktur bâtıl iddiası.

(4) Hayızlı (aybaşılı) hanımlar namaz kılar, oruç tutar, tavaf edebilirler fetvası.

(5) İslam'da tesettür yoktur.

(6) Kur'anın bazı kesin emir ve yasakları tarihseldir, bu zamanda geçerli değildir.

(7) Haccederken şeytan taşlamak yoktur.

(8) Kur'an İslam'ın tek kaynağıdır. Sünnet kaynak değildir.

(9) Beş vakit namaz üç vakitte kılınabilir.

Bu inançlar ve görüşler bozuktur ve cumhur-i ulemanın görüşüne, yoluna aykırıdır.

İslam'da kader yoktur demek küfre yol açar.

Çok ince, çok derin, teferruata ait bazı konular eimme arasında medar-ı münakaşa olmuştur.

Mesela:

İmamı Eş'arî ile İmamı Mâturidî hazretleri (Allah ikisinden de razı olsun) itikada ait ana meselelerde ittifak halinde olmakla birlikte bazı ayrıntılarda görüş çeşitliliğine sahiptir. İki itikad imamızını bu ihtilaflı görüşleri "Nazmü'l-Feraid ve Cem'ü'l-Fevaid" adlı kitapta (Abdurrahim Şeyhzâde) tahlil edilmiştir.

Bu ihtilaflar, bu çeşitlilik kesinlikle esasa, temele, usule ait değildir ve iki taraf bu çeşitlilikten dolayı birbirini sapıklıkla suçlamaz. İkisi de haktır, ikisi de esasta/temelde bir ve beraberdir.

İhtilaflı konulardan biri de şudur: Kadından peygamber gelmiş midir, gelmemiş midir?

Bir başka ihtilaf: Kendilerine Peygamber gönderilmeyen kavimler sorumlu mudur değil midir?

Bugün Ehl-i Sünnet aleminde tatbik edilen dört mezhebin imamları ana, temel, esas, zarurî konularda ihtilaf etmemişler, uygulamaya, teferruata ait konularda (rahmanî bir kolaylık ve zenginlik olan) farklı ictihadlar yapmışlardır.

Dört mezheb teferruata ait bir konuda ittifak etmişse, o konuda da aykırı bir görüş ileri sürülemez. Maalesef zamanımızın bazı naylon müctehidleri, reformcu ve değişimci ilahiyatçıları müttefakun aleyh olan konularda saçma sapan, soytarıca yeni görüşler çıkarma densizliğini irtikâb ediyor.

İmamı Gazalî'nin musiki hakkındaki görüşleri, İmamı Rabbanî'nin, kendilerine Peygamber gönderilmemiş kavimlerin sorumluluğuyla ilgili görüşleri, Muhyiddin Arabî'nin vahdet-i vücud (Panteizm değil!) görüşü, Şeyhüilislam Mustafa Sabri ile Zahid el-Kevserî'nin birtakım ince meselelerde âlimâne tartışmaları onların büyüklüklerine halel getirmez.

Her hal ü kârda bütün Ehl-i Sünnet Müslümanları zaruriyat-ı diniyede, İslamın ve imanın şartlarında; dinin temel, esas, ana hükümlerinde, muttefakun aleyh meselelerde cumhur-i ulema dairesi içinde bulunmalıdır.

Bid'at fırkalarının,

Reformcuların,

Dinde yenilik ve değişim isteyenlerin,

Tatiliye ve tarihsellik mezhebine bağlı Fazlurrahmancıların,

Ilımlı/light İslamcıların,

Şeriatsız ve fıkıhsız yeni bir İslam türetmek isteyenlerin,

Kemalist ilahiyatçıların,

İslam Protestanlığı taraftarlarının,

Mezhepsizlerin,

Telfik-i mezahib taraftarlarının,

Bugün İslamın yanında iki hak ibrahimî din daha vardır, onların bağlıları da ehl-i necat ve ehl-i Cennettir diyenlerin,

Ümmet-i Muhammed'i sekülerleştirmek isteyenlerin,

Peygamber Efendimizin hadîslerini AB norm ve standartlarına ve Feminizm ideolojisi ilkelerine göre ayıklamak isteyenlerin,

ABD'nin, İsrail'in, Vatican'ın, AB'nin istekleri doğrultusunda evcil ve uysal bir İslam türetmek isteyenlerin,

Modern İbn Sebe'lerin,

Buharî'de mevzu hadîs vardır diyenlerin,

BOP İslamlığı taraftarlarının ve benzerlerinin...

Sapık, bozuk, yanlış, çarpık, yamuk; kimisi küfre götüren görüşlerinden, inançlarından, iddialarından, bid'atlerinden uzak durmalı, bunlardan şeytandan kaçar gibi kaçmalıdır.

Bin küsur yıldan beri gelip geçmiş yüz binlerce eimme, ulema, fukaha, müfessir, muhaddis yanılmış da şu nev-zuhurlar doğruyu bulmuş!.. Lütfen sakın onlara inanmayınız, kanmayınız, dininiz elden gider.

Cumhur-i ulemanın geniş ana caddesinden yürüyelim.

Sevad-ı Azam dairesinin dışına çıkmayalım.

Allahın yardımı, nusreti, rahmeti büyük cemaat, büyük karaltı üzerinedir.

Sürüden ayrılanı kurt kapar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
M. Şevket Eygi Arşivi