Türkiye'de her olayın "görünenden fazlası" var. İşte devletin Abdullah Öcalan ile görüşmesi.
Bir taraftan başka bir dille PKK ile savaş verilirken, diğer taraftan devlet "sayın" jargonu ile Abdullah Öcalan ile görüşüyor.
Sorun mu? Benim için değil. Bu "savaş" bitecek ve kan duracak, Türkiye'ye doğru dürüst bir vizyon çizilecekse devlet istediği ile istediği zaman görüşebilir. Sorun halka bilgi verilmemesi...
Diyelim ki devlet; iktidarın, (her ülkede olduğu gibi) siyasi kaygılarını da gözeterek "devlet sırrı" adı altında, olana bitene dibine kadar, bilinçsizce "sansür" uyguluyor.
Peki medya?
Sürekli Fransız... Bazen devletle işbirliği yaparak, bazen otosansür uygulayarak sürekli "Fransız..."
İşte PKK'nın şehir atakları, işte öldürülen, kaçırılan siviller, işte Meclis'e girme kararı veren BDP.
Medyada normal bir halkın bildiğinden başka bir bilgi yok. Karşımızda siyasetin popüler hali. Kocaman kocaman ölü bebek fotoğrafları ve Başbakan'ın "Ciğerim yanıyor" sözünün değişik puntolara yazılmış hali.
Sürekli hükümetin, devletin gözünden bir bakış havası. Sürekli "Bir şeyler oluyor ama anlayacağız" hali.
Ne oldu PKK'ya? Devlet hangi operasyonu yapıyor da bu kadar azıyor? Devletin silahlı aygıtları nerede kimi öldürüyor? Neresi devletin kontrolü altında, neresi PKK'nın kontrolü altında? BDP niye Meclis'e giriyor? Öcalan ile görüşme devam ediyor mu? PKK ile BDP, Öcalan ile PKK, Öcalan ile BDP arasındaki ilişkilerin boyutu ne? 3 milyon BDP'li genciyle, yaşlısıyla, erkeğiyle, kadınıyla bu olaylara nasıl bakıyor? Bu işte bir görünenden fazlası var mı?
Olduğu kesin. Niye peki bir sonraki seçime oy istenecek, oy istenirken sağduyusuna güvenilen seçmenin "fazlasından " haberi yok?..
Her şey olup bittikten üç yıl sonra Hürriyet'in Pazar ilavesindeki "Dört Yüz" olanı biteni bize anlatacaksa ve görevini yapmıyorsa gazeteler "tarih dergisi" olarak çıksa ya!
Sosyal medya çağının liderliği de, devleti de, medyası da daha şeffaf olmak zorunda. Şeffaf olmayan asla yaşayamayacak. Şeffaf olmayan haber medyası da silinip gidecek.
Kanıtını vereyim. 2000 yılında gazetelere tüm reklam yatırımlarının %45'i gidiyordu, 2011'in ilk altı ayında bu oran %22,5'e düştü. Bu düşüşü sadece teknolojik etkiye bağlayamazsınız. "Tarih" dergisi formatında çıktığınız sürece bu eğilim böyle devam edecek.
Türkiye'nin gazeteciliği Başbakan'ın peşinde "Küçük hanım Paris'te moduna bağlandı." İktidar doğası gereği "güç üretir, gücü kullanır." İktidarın "evirmece, çevirmece" (manipülasyon, spin ) uzmanları iktidarın politikalarını onaylatmak için halkı tek yönlü ikna etme planları yapar, uygular.
Ama medya gerçek gücün halkta olduğunu iyi bilmeli. Bu planlarda, uygulamalarda eksikler, fazlalar olduğunu halka söylemeli ki o da doğal görevini yapsın.
Havanda su dövmeyin, şeffaf olun, haber verin. Tabii ki bilmediklerimizi... Niye PKK işi çığırından çıkardı bilen var mı?
Çekirgelik
Öfkenin sonuçları nedenlerinden çok daha üzücüdür. MARCUS AURELIUS
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155