17 Ocak 2017 Salı18 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:47Akşam 18:10Yatsı 19:35
    • 7°C Adana
    • 0°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 9°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 81.712 0.23
  • Altın: 147,398 2.82
  • Dolar: 3,8050 1.37
  • Euro: 4,0356 1.21

Benim yerim Meclis

Ahmet Kekeç

Ergenekon sanığı gazeteci dostumuz Mustafa Balbay, duruşmada söz alarak, “Benim yerim Meclis... Parlamentonun tam olarak toplanması için adım atın” diye hâkime ricada bulunmuş.

Hâkim, elbette bu ricayı yerine getirmemiş.

Meclis, bu nedenle, Cumartesi günü, (tutuklu BDP’lileri saymazsak) Balbay’sız, Haberal’sız ve Alan’sız toplandı.

Benim “tutuklu” milletvekilleriyle ilgili düşüncem nedir?
Daha önce de çok yazdım ve konuştum.

Tekrarlayayım:

CHP’nin, “hukuku arkadan dolanmak” ve “Ergenekon davasının altını boşaltmak” taktiğinin bir sonucu olarak yürürlüğe koyduğu “Silivri’den aday gösterme” uygulamasını eleştirdim.

Hâlâ eleştiriyorum.

Oda TV davası sanıklarından Yalçın Küçük, “Bunlar, benim akıllarımdır... Kemal Bey’e taktiği ben verdim” deyip duruyor... Bu düşüncesini kaç kez Aydınlık gazetesinde yazdı, kaç kez özel telefon görüşmelerinde “dostlarıyla” paylaştı. Bu konuda Oda TV iddianamesinde epey malumat var.

Küçük, amacını, “Ergenekon yargılamalarının altını boşaltmak” anlamına gelebilecek sözlerle açıklıyordu...

“İrade-i milliye”yi devreye sokarak hukuku işlevsizleştirmek, yasamayla yargıyı karşı karşıya getirmek, nihayetinde iddianamenin “yok hükmünde” sayılmasını sağlamak.

Bunun nasıl tehlikeli bir atak olduğunu Süheyl Batum gördü.

Mucit hukukçu Sabih Kanadoğlu gördü.

Batum, üstelik, “Silivri’den aday gösterme” fikriyatını ilk seslendirenlerdendir. Kanadoğlu da (uzak bir dolayımdan da olsa) Ergenekon davasıyla ilişkilendirilmiş, tarassut altına alınmıştı.

İkisi de, “Milletvekili seçilmek, tutukluluğu ortadan kaldıran sebeplerden değildir” diyerek, “arkadan dolanma” oyununun boşa çıkarılabileceğini söylediler.

Kılıçdaroğlu bunu göremedi.

Hemen atladı önerinin üzerine ve Mehmet Haberal’la Mustafa Balbay’ı seçilebilecekleri yerden aday gösterdi.

Bununla da kalmadı, Silivri eksenli bir seçim kampanyası yürüttü...

Mesela, “Konuşanları Silivri’ye tıkıyorlar” dedi, “Nerede bu Ergenekon örgütü, söyleyin de gidip üye olayım” dedi, “Mehmet Haberal Zonguldak’ın gururudur” dedi, “Soner Yalçın kaya gibi adamdır, soyadı gibi yalçındır, kolay kolay yıkılmaz” dedi.

Bütün bu “hukuku arkadan dolanma” ve “davayı sulandırma” girişimlerine rağmen, “tutukluluk” uygulamasına karşı çıktım...

Haberal ve Balbay’ın salıverilmelerini istedim.

Bu düşüncemi de defaatle yazdım ve söyledim.

Haberal da, Balbay da, parlamentoya karşı bir girişim (darbe girişimi) içinde yer almakla suçlanıyorlardı. Parlamentoyu “kurtuluş” olarak görmeleri apayrı bir “ironi”ye işaret ediyordu ama madem seçilmişlerdi, parlamentoda bulunmalı, demokrasiye işlerlik kazandıracak yasama faaliyetine katılmalıydılar.

Bu düşüncem bakidir.

Nitekim Balbay, “Benim yerim Meclis’tir” diye hâkime ricada bulunurken, bu gerçeğin altını çiziyordu.

Sözüm şimdi “gazeteci dostumuz” Balbay’a:

Madem senin yerin Meclis’tir ve şu sıra “irade-i milliye” kavramına çok sık vurgu yapar oldun... Günlüklerdeki “general iradesi”ni her şeyden üstün tutan, nerdeyse askere “darbe siparişinde” bulunan, sürekli darbecilerle teşrik-i mesai yapan Mustafa Balbay görüntüsü de nedir Allah aşkına?

Meclis’in, irade-i milliyenin tecelli ettiği “en hayati organ” olduğu gerçeğini keşfetmen için, ille de cezaevine düşmen mi gerekiyordu?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.