22 Ekim 2017 Pazar1 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:50Güneş 07:16Öğle 12:56İkindi 15:51Akşam 18:22Yatsı 19:42
    • 18°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 6°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 9°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 151,139 -0.05
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Ulusalcı Kürtler sorunu...

Hüseyin Gülerce

TBMM 1 Ekim'de açıldı. Yeni dönemde Meclis'e, daha önce hiç olmadığı kadar önem atfediliyor.


Doğrudur, bu Parlamento, "Yeni Türkiye"nin inşasında, demokratikleşme, hukukun üstünlüğü ve özgürlüklerin genişletilmesi adına tarihî bir rol üstlenmiş durumda. Bu Meclis'e, 12 Eylül 2010'daki referandumda ortaya konulan "vesayete hayır, demokratikleşmeye evet" iradesi güç veriyor.

Yeni Türkiye, bir temenni değil, bir hakikattir. Askerî vesayet sahneden çekiliyor ve payandaları güç kaybediyor. Bu hakikate gözlerini kapatanlar, realiteyi değiştiremez. Tam tersine, gözleri kapalı halde, hiçbir şey değişmedi zannederek, o kayadan bu kayaya çarparak acı çekecekler.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği suikast şüpheleri ile dolu helikopter kazasına bakınız. Yeni Türkiye hakikatini kabullenemeyenler, nasıl bir cüretle, nasıl bir pervasızlıkla hareket etmişler. Yanlarına kimseyi yaklaştırmadan delilleri karartmaya çalışan adamlara, şimdi tutuklamadan önce soruyorlar, "O parçaları neden söktünüz?" diyorlar. "Sırf meraktan söktük" diye cevap veriyorlar... Eski Genelkurmay Başkanı'nın eline LAW silahını alıp boru diye göstermesi de öyleydi. Devletin parasıyla internet siteleri kurup, cumhurbaşkanına, başbakana küfür ve hakaret edilirken de öyleydi. Sorunca, "Biz o siteleri Başbakanlık'ın talimatıyla kurduk." dediler. Sıkıştırınca, "sözlü talimat vardı" mazeretini ürettiler. Hakikat açığa çıkınca, "ben yapmadım, komutan emretti"ye savruldular...

Yeni Türkiye kaya gibi bir hakikattir. Çarpan, dağılacaktır, yamulacaktır. Terör örgütü mensupları, onlara destek verenler de öyle.

KCK-PKK-BDP çizgisi, Türkiye'deki Kürtlerin temsilcisi değildir. Bütün Kürt vatandaşlarımızın terör örgütünün destekçileri gibi gösterilmesi yanlışına düşmemek gerekiyor. Çünkü fitnenin bir tarafında Türk-Kürt ayrışmasını derinleştirmek, iç savaş zemini hazırlamak olduğunu unutmayalım. Bu noktada, kardeşliğimizi sürekli savunmak, gönül köprülerini yenileyerek sağlamlaştırmak, hoşgörüyü, kahramanlık mertebesinde savunmak gerekiyor...

Bugün geldiğimiz noktada, Kürt sorununun çözüm yeri sadece Parlamento'dur. PKK terörü ile Kürt sorununun çözümünü ayırt etmek gerekiyor. Çünkü KCK-PKK-BDP ulusalcı Kürt çizgisinin anladığı Kürt sorunu ile asıl sorun aynı şey değildir. Ulusalcı Kürt çizgisi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki 24 vilayette, "özerk" bir yapı kurarak, bu bölgeyi Türkiye'nin idari sisteminden ayırarak istedikleri gibi yönetme peşindedir. Dağdaki kadroların güvenlik gücü haline getirileceği, farklı bir hukuk ve yargılama sisteminin olacağı, İslam'ın hayat dışına itileceği baskıcı, otoriter faşist bir rejim arzuluyorlar. Kürtçe eğitim talebi sadece bir bahane. Bu talep yerine getirilse bile, arzularından asla vazgeçecek değiller... Dolayısıyla, karşı karşıya olduğumuz asıl sorun, Ulusalcı Kürtler sorunudur. Bu çerçevede BDP, Parlamento'da çözümün bir parçası değil, siyasi mücadelenin, propagandanın parçası yapılmak istenecektir. Bütün bunlara rağmen, BDP'yi Meclis çalışmalarında muhatap almak, seçmenin oyuna saygı göstererek BDP'yi dışlamamak gerekir.

Bu anlayışa rağmen BDP, kendisine ulusalcı Kürt siyasetinin belirlediği rolü oynamakta ısrar ederse, Meclis, diğer bütün sorunlar gibi Kürt sorununu da demokratikleşme ile çözme kararlılığını devam ettirmelidir. Bu kararlılıkta, en az iktidar kadar CHP ve MHP'ye büyük sorumluluk düşmektedir. Türkiye'nin bugün en az İstiklal Harbi'ndeki kadar geniş bir mutabakata ihtiyacı var. Meselenin bu hassasiyetini, Türkiye'nin geleceğini düşünen her vicdan sahibinin görmesi gerekiyor. Geniş bir ufuk çizgisine, engin düşünceye, basirete ihtiyacımız var. Ne olur, geçmişin hatalarını terk ederek, siyasetçilerimiz birbirilerine hakaret etmekten, laf yetiştirmekten vazgeçseler...

Politikacı çok gördük, bizim devlet adamlarına ihtiyacımız var...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.