25 Eylül 2017 Pazartesi5 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:22Güneş 06:47Öğle 13:03İkindi 16:24Akşam 19:05Yatsı 20:25
    • 28°C Adana
    • 30°C Adıyaman
    • 22°C Afyon
    • 22°C Ağrı
    • 22°C Amasya
    • 20°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 102.482 -1.58
  • Altın: 146,654 0.47
  • Dolar: 3,5204 0.84
  • Euro: 4,1865 0.39

İslamcılık, siyaset ve ahlak

Hayrettin Karaman

"İslamcılık'taki ikinci ve daha da büyük problem, sistem tutkusunun Müslüman zihni siyasi bir ütopyacılığa hapsetmesi, iman, ahlak ve kültür gibi kritik meseleleri atlamasıdır. Mesela, son 20-30 yılda "İslam ekonomisi"nin nasıl olacağına dair binlerce sayfa teori üretilmiştir. Ama "serbest ekonomi içinde Müslüman bireyin para kazanma ve kullanma ahlâkı" üzerine çok az kafa yorulmuştur. (MÜSİAD'ın bu konudaki olumlu yayınlarını teslim edeyim.)"

Diyor.

"İslamcılığın Müslüman zihni siyasi bir ütopyacılığa hapsetmesi" iddiası/tespiti tamamen zihinsel bir kurgudur.

Bu cümledeki "İslamcılık", "Müslüman zihni", "hapsetme", "ütopya" kavramları muğlak, tutarsız ve genel geçerlikten uzaktır.

Önce "İslamcılık" ne demektir? Hangi İslamcılıktan söz ediliyor? Belli bir dönemde bir kısım Müslümanların "toplumu yukarıdan aşağı ıslah" ve bunun için öncelikle "hilafetin ihyası veya Müslümanların yönetime hakim olmaları" amaçlarına yönelmiş oldukları doğrudur; ancak bu yönelişler yine bir kısım (hatta çoğunlukta olan) İslamcılar tarafından benimsenmemiş, erken bulunmuş, başka ıslah ve değişim projeleri teklif edilmiş, öncelikler konusunda ciddi muhalefetler oluşmuştur. Bütün İslamcılarda ortak olan hedef, İslam'ı iman, ibadet, ahlak ve düzen olarak (din ve medeniyet olarak) çağın idrakine sunmak, bütün dünyaya ideal ve örnek olarak takdim ve teklif etmektir. Ama bu hedefe nasıl yürüneceği, işe nereden başlanacağı konularında farklı İslamcı yaklaşımlar olduğu gibi "kendinizi değiştirmedikçe siyasi egemenlik dahil bütün imkan ve nimetlerin –müspet veya menfi yönde- değişmeyeceği âdeta bir "küllî kaide" olarak benimsenmiştir. Bu "kendini değiştirme" kavramının içinde ve başında "iman, ibadet, ahlak, takvâ..." gelmektedir.

Biz elhamdülillah müslümanız, sayısız denecek kemmiyyette de Müslüman tanıyoruz, İslam dünyası insanı hakkında az sayılmayacak ölçüde bilgi sahibiyiz; bu bilgiye dayanarak söylüyorum "Müslüman zihni" diye genellemeye medar olacak öyle bir zihniyet mevcut değildir. Tekrar ediyorum eğer "siyasi sisteme hapsolmuş, başka alanlara kör Müslüman zihni" varsa bu mutlaka azınlıktadır.

Şartlar gerçekleştiğinde siyasi sistemin de islâmîleşmesi neden ütopya oluyor; bunu da anlayamadım!

Ansiklopedilerde ütopya şöyle açıklanıyor: "Aslında olmayan, tasarlanmış olan ideal toplum şekli. Ütopyalar, bugün gerçekleşmesi imkânsız toplum tasarımlarıdır."

İslâmî devlet aslında yok mudur, hiç olmamış mıdır? En azından Hz. Peygamber ve Raşid Halifeler devri devleti islâmî değil midir? Bugün islâmî devletin gerçekleşmesi mümkün değilse niçin İslam karşıtları ve İslam'ın her alanda sistem kurmasını çıkarlarına aykırı bulan gayr-i Müslimler ile onların işbirlikçileri mesela 1947'den bu yana Pakistan'da bir İslam devletinin oluşmasına mani oluyor, bunun için binlerce insanın kanına giriyorlar? Bıraksınlar o millet islamî-siyasî sistemi kurmaya uğraşsın, sonunda bunun imkansız olduğu ortaya çıksın ve dava bitsin!

Mümkün olmasa korkarlar mı, olmasın diye canla başla çalışırlar mı?

Daha öncesi de var ya, mesela Gazzalî'den başlayarak İslam ahlakçılarının kitaplarını bir okuyun, eskiden fıkıh kitaplarının "hazr ve ibaha, istihsân" gibi başlıkları altında yazılanlara, günümüzde "İslam'da helaller ve haramlar" ismiyle yazılmış sayısız kitaba bir bakın; oralarda iş ahlakı, helal kazanç, kanaat, tasarruf, malda yoksulların hakkı, zekatı verilmemiş servetin kirliliği..." üzerine ne kadar kafa yorulduğunu görürsünüz.

Madem MÜSİAD'ın bu konudaki gayretleri teslim ediliyor, o halde İGİAD'ın çıkardığı "İş Ahlakı" dergisi de unutulmasın!

Devam edeceğim.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.