24 Mayıs 2017 Çarşamba28 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:39Güneş 05:32Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:31Yatsı 22:14
    • 25°C Adana
    • 23°C Adıyaman
    • 20°C Afyon
    • 17°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 20°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 29°C Aydın
    • 24°C Balıkesir
  • BIST: 98.613 0.92
  • Altın: 143,476 -0.22
  • Dolar: 3,5623 -0.17
  • Euro: 3,9842 -0.24

Kısas tartışmasına bir katkı

Hayrettin Karaman

Kasten cana kıyan bir caninin cezası ne olmalıdır? Eskiden beri bu sorunun cevabı tartışılmış ve farklı görüşler, uygulamalar ortaya çıkmıştır.

İslam'ın hükmü ve müslümaların uygulamaları "kısas"tır; kasten adam öldürenin –maktulün yakınları bağışlamazsa- cezası öldürülmektir, idamdır.

Bu konuda -heyet olarak hazırladığımız Kur'an Yolu isimli tefsirimizden alıntılar da yaparak- bazı açıklamalarda bulunmanın faydalı olacağına kani oldum.

"Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında kısas size gerekli kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ancak her kime, kardeşi tarafından bir şey bağışlanırsa artık ona hakkaniyetle uymalı ve kalan diyeti ona güzellikle ödemelidir. Bu, rabbinizden bir hafifletme, bir rahmettir. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici bir azap vardır. /Kısasta sizin için hayat vardır, ey akıl sahipleri, umulur ki sakınırsınız." (Bakara: 2/178-179).

İslâm'dan önce Araplar'da kabileler arası savaş, baskın, yağma, öç alma âdetleri çok yaygın bulunuyor, kabile fertleri dışında kalan insanların hayatlarına değer verilmiyor, bu sebeple güçlü olanlar zayıf olanları eziyor, hunharca katlediyorlardı. Araplar da "Hayatı korumanın çaresi öldürmektir" diyor, öldüreni öldürmek suretiyle hem tedbir hem de intikam alıyorlardı; fakat bunu yaparken intikam duygusuyla hareket ettikleri ve adalete riayet etmedikleri için yaşama hakkını korumak yerine onu ortadan kaldırmış oluyorlardı. Rivayetlere göre yukarıda meali verilen âyetin nâzil olmasına da Araplar'ın bu âdet ve tutumları sebep olmuştur. İslâm'dan önce aralarında ihtilâf bulunan, karşılıklı olarak birçok insanın katledildiği ve yaralandığı iki kabileden biri, kendini diğerinden üstün görüyor, bir erkeğe karşı iki erkek, bir kadına karşı bir erkek, bir köleye karşı bir hür erkek öldürmek istiyorlardı. Her iki kabile de müslüman olduktan sonra bu istek ve uygulamayı sürdürmeye kalkışınca, şahsî intikamı hukukî kısas cezasına çeviren, cezayı şahsîleştiren (katilden başkasının öldürülmesini yasaklayan), canlar arasında değerli değersiz farkının bulunmadığını, dokunulmazlık ve değer bakımından bütün canların birbirine eşit olduğunu bildiren âyetler geldi (İbn Kesîr, I, 299-301).

Kısasla ilgili olarak başka ayetler ve hadisler vardır. Bunlardan biri de şöyledir: " Tevrat'ta onlara, cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralar kısas yapılacaktır diye yazdık" (Mâide 5/45) Bu iki ayet ve bazı hadisler sebebiyle "Kâfire karşılık Müslüman"ın, "Köleye karşı hür insanın", "kadına karşı erkeğin" kısas edilip edilmeyeceği konuları tartışılmıştır:

Mâide sûresindeki âyet Tevrat ehline ait olmakla beraber Kur'ân-ı Kerîm'de zikredildiğinden ve onu yürürlükten kaldıran bir nas bulunmadığından müslümanlar için de geçerlidir. yetin geliş sebebi göz önüne alındığında getirdiği hükmün, "Köleye karşı hür, kadına karşı erkek kısas edilmez" şeklinde değil, "Kısas bakımından –kabileleri ve sosyal statüleri ne olursa olsun– hürler, köleler, kadınlar arasında fark yoktur" şeklinde anlaşılması gerekir. Bakara'daki âyet bunu açıklamış, Mâide âyeti de cinsler arasında –can farkı gözetilmeksizin– kısas uygulanacağını açıklığa kavuşturmuştur; âyetler arasında zıtlık yoktur, bir bütünün kısımlar halinde açıklanması söz konusudur. Ebû Yûsuf cinsler arasında kısas yapılacağı hükmüne varırken âyetleri böyle yorumlamış, âyetler arasında çelişki ve birinin diğerini neshetmesi (hükmünü kaldırması) yorumunu reddetmiştir. (Cessâs, Ahkâmü'l-Kur'ân, I, 135). yetin başında yer alan "Öldürülenler hakkında kısas size gerekli kılındı" meâlindeki cümle tek başına mâna ve hüküm ifade eden ve hükmü umumi olan (hem hüre hür, hem köleye hür; hem kadına kadın, hem kadına erkek... kısas edilir diyen) bir cümle olduğu için Mâide âyetine başvurmadan da bu âyetten, kısasta eşitlik ve genellik hükmüne ulaşmak mümkündür. Yorumda farklı bir usul takip eden müctehidlere göre de bir köleyi öldüren kimse ceza olarak kısas edilir. "Kölesini öldüreni öldürürüz..." meâlindeki hadis de (Dârimî, "Diyât", 7; Tirmizî, "Diyât", 18) bu hükmü desteklemektedir. Haksız yere gayri müslimi öldüren müslüman da kısas edilir. Aksini ifade eden hadis, müslümanlarla savaş halinde olan (harbî) gayri müslimlerle ilgilidir.

(Devamı var)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.