11 Aralık 2017 Pazartesi23 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:39Güneş 08:12Öğle 13:04İkindi 15:22Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 6°C Adana
    • 2°C Adıyaman
    • 4°C Afyon
    • -10°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 9°C Antalya
    • -1°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 0°C Balıkesir
  • BIST: 107.921 1.38
  • Altın: 153,999 -0.04
  • Dolar: 3,8353 -0.54
  • Euro: 4,5054 -0.90

Verilenler, istenenler, çözüm...

Hüseyin Gülerce

Öğretmenliğim sırasında fizik sorularının çözümünde şunu yapıyordum: Tahtaya, altlarını çizerek; verilenler ve istenenler diye yazdıktan sonra, "çözüm için hangi bilgiye sahibiz?", "bu konudaki bilgimiz nedir?" diye soruyordum.


Elbette sosyal olaylar, fizik problemleri gibi değil. Fakat ben yine de yolumu deneyeceğim.

Verilenlerden önce, geldiğimiz noktaya bir bakalım. Türkiye, tarihî bir dönüm noktasından geçiyor. Bir asırdır devam eden vesayet zihniyetinden, halkı, halka rağmen ve halk için idare etmekte direnenlerden, onların kurduğu statükodan nihayet kurtulma yoluna girdik. Ezberler bozuluyor, darbelerle tahkim edilen rejimin payandaları yıkılıyor. Eylül 2010'daki referandumda ortaya konan kuvvetli bir demokratikleşme iradesi var. O irade, 2011 Haziran seçimlerine AK Parti'ye yüzde 50 oy oranı ile üçüncü defa iktidar imkânı verdi. Ve biz bu demokratikleşme çabalarını, yeni anayasa ile sağlam bir zemine oturtmaya, tahkim etmeye çalışıyoruz. Bunun için de ciddi bir tartışma sürecine giriyoruz.

Şimdi verilenlere bakalım. Dünyada küreselleşme diye bir olgu var. Sermaye, fikirler, teknoloji sınırları aşıyor. Özgürlüklerin genişletilmesi, ferdin ve toplumun devlete/yönetime karşı korunması, hukukun üstünlüğü, herkesin hesap vermesi, şeffaflık, evrensel insani değerler gibi temel hususlar öne çıkmış. Direnenleri "baharlar" çarpıyor. İnsanlar, gelir adaletsizliğine isyan ediyor. Adalet temelli, insan temelli yeni bir dünya arzusu, talebi var.

Demokratikleşme, farklılıkları netleştirmiş. İnsanlar, kimlikleri ve aidiyetleri ile yaşamak istiyor. İnançlılar var, inançsızlar var. Sadece dünya için yaşayanlar, dünyayı abartanlar da var, ahiret hayatını önemseyenler de var. Soru her yerde aynı: Farklılıkları ortadan kaldırmak mümkün olmadığına göre, bu farklılıkları kavga sebebi mi yapalım, zenginlik kaynağı mı?

Geçelim istenene. Farklılıklar kavga sebebi olmayacaksa birlikte yaşamak nasıl mümkün olacak? Yani insan onuru korunarak, fikir ve ifade hürriyeti, din, ibadet ve vicdan özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, eşit yurttaşlık, dayanışma ve paylaşma nasıl sağlanacak? Demokrasi ile güvenlik dengesi nasıl kurulacak? Özetle istenen; şu dünyada, huzur, güven, refah, kalkınma ve mutluluk içinde insan gibi nasıl yaşayacağız?

Şimdi son maddeye geçelim. Çözüm için elimizdeki bilgi ne? İşte bu madde fizik kanunları gibi değil. İnsanın, dünyanın problemini çözmek için çok farklı çözüm yolları savunuluyor. O zaman herkes için geçerli bir yol aramak gerekiyor. Bir deneyelim:

Önce şunun altını çizmeliyiz. Herkes çağının çocuğudur. Çağı ve yaşadığımız ülkeyi doğru okumalıyız. Zaruretleri görebilmeliyiz. İşte bu yüzden; insanı maddi-manevi varlığıyla birlikte kucaklayacak adalet, şeffaflık temelli eşitlikçi ileri demokrasi bugün ortak bir zemindir.

Çözüm yolunda anlaşacağımız ilk adım; biz insanız. İnanan için de, inanmayan için de insan olmak çok değerlidir. Yani evrensel insani değerlerde buluşabiliriz. Bunun için tek bir şeye ihtiyacımız var, kavga yerine diyaloğu tercih etmeliyiz. Çünkü anlaşacaksak, önce aradaki uçurumu kaldırmamız gerekir. Diyalog, aradaki uçurumu kaldırmaktır. Konuşursak, birbirimizi dinlersek, anlamaya çalışırsak uzlaşabiliriz. Önyargıları terk etmeden de bunu yapamayız.

Eğer diyaloğa karar vermişsek, ikinci adım, herkesin konumuna saygılı olmaktır. Konuma saygı, fikirlere, düşüncelere de saygıyı gerektirir. Konuma saygıda, kimse kimsenin günahlarının takipçisi de değildir. Ayrıca "ötekileştirme" yanlışı da tedavülden kalkmıştır. Çünkü diyalog, insan kullanmak değildir. Üslup çok önemli hale gelir. Başkalarını rencide etmek, sizin de rencide olmanızı sağlar. Mertebe kazananlar ise incinseler de incitmemeye bakarlar. Hele bir de "severim yaratılmışı, Yaradan'dan ötürü" diyenler tevazu, fedakârlık ve beklentisizlik urbaları ve adanmışlık ruhu ile endam ederlerse, çözüm öyle bir kolaylaşır ki...

Denemeye değmez mi?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.