23 Eylül 2017 Cumartesi2 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:19Güneş 06:45Öğle 13:04İkindi 16:26Akşam 19:09Yatsı 20:28
    • 19°C Adana
    • 16°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 19°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 104.123 0.12
  • Altın: 145,809 0.26
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1702 -0.46

'Arap Baharı'ndan 'Kapitalizmin Sonbaharı'na!..

Abdulkadir Özkan

Arap Baharı tabirini ilk defa kimler kullandı da bizde oradan mı aldık bilemiyorum. Kanaatimce İslam Dünyası'nda yeni bir yapılanmayı planlayan güçler bu yapılanmanın ilk hareketleri başlamadan önce buna verecekleri adı da belirlemiş olmalılar. Çünkü, Tunus ve Mısır'da ilk muhalif gösterilerin başlaması ile birlikte medyada bu hareketler Arap Baharı olarak nitelendirildi. Böylece gelişmelerle ilgili dünya kamuoyunu belirleme ve yönlendirme konusundaki ilk adımı altmış oldu. Ondan sonra hep birlikte bir Arap Baharı tutturduk gidiyoruz. Herne kadar İslam Dünyası'nda hareketlenmeler İlkbahar düşünülerek Arap Baharı olarak nitelendirilmiş olsa da söz konusu ülkelerin önemli bir bölümünde başlangıcında ilkbahar ümit ediliyor olsa da bugün gelinin noktada yaz ve sonbahar geçmiş kışa dayanılmıştır ama hâlâ bu ülkelerde Müslüman kanı akmaktadır. Söz gelimi Libya'da olayların başlamasından bu yana kaç Müslümanın öldüğü kesin olarak bilinmiyor ama on binleri çoktan aşmış durumda. Suriye öyle Yemen öyle... Bunca Müslüman kanının akmasına rağmen hâlâ olayların Arap Baharı olarak nitelendirilmesi bana göre İslam Dünyasının aptal yerine konulmasından başka bir anlam ifade etmez.

Arap Baharı olarak nitelendirilen hareketlenmenin başlangıcına dönecek olursak olayların sebebi diktatörlere karşı bir ayaklanma, kitlelerin özgürlük isteği olarak takdim edildi. Ancak gelinen noktada geriye dönüp baktığımızda kitlelerin neler istediğinden çok bu olayların perde arkasındaki güçlerin isteklerinin gerçekleşmekte olduğunu görüyoruz. Söz elimi Mısır'da Mübarek gitti ne oldu? Yerine gelenin Mübarek'ten ne farkı var? Sistemde ne gibi bir değişiklik oldu? Mübarek dönemi diktatörlüktü doğru da şimdi demokrasiye mi geçildi? Şu ana kadar Mısır'da yaşananlara baktığımızda görünen gitti Mübarek geldi Mübarek'ten ibaret.

Sadece şu söylenebilir ki Mısır'da değişiklik dış güçlerin bu ülkeye askeri müdahalesine meydan verilmeden gerçekleşti? Olayların böyle gelişmesinin sebebi Tunus ve Mısır'da İslam dünyasına değişikliklerin düzenleyici güçlerin istekleri doğrultusunda gelişmiş olmasıdır. Sıra Libya'ya gelince burada direnişle karşılaşmaları daha işin başında bu ülkeye askeri müdahaleyi gündeme getirdi. Bilmem bir ülkeye yabancı saldırı ve işgali ile demokrasinin geleceğine inan yeryüzünde geri zekalı kaldı mı? Hemen belirteyim ki yabancı işgali altındaki ya da dış müdahale sonucu bir ülkede uygulamaya konulan rejiminin adının ne olduğu hiç önemli değildir. Çünkü işgal altındaki özgürlükler işgalciler ya da dış güçlerin keyfine göre şekillenir. Kısacası başından beri İslam dünyasındaki gelişmelerin bahar havası içinde takdim edilmesine şüpheyle yaklaştım, bu şüphem hâlâ sürüyor.

Arap baharı nitelendirmesini başından beri emperyalist güçlerin sömürü alanlarını genişletme girişimini gizlenme şekli olarak gördüm. Bu görüşümü ABD ve AB ülkelerindeki ekonomik kriz de destekliyordu. Çünkü, bu ülkeler ekonomilerini ve gelişmişliklerini sömürü üzerine bina etmişler, toplumlarının refahını bu yolla sağlamışlardı... Dünya üzerindeki özelliklede sömürgelerindeki yer altı ve yer üstü zenginlerini bedavaya denecek bir bedel karşılığında ülkelerine taşıma imkanları olmasaydı ne ekonomik gelişmişliklerini ne de teknolojik atılımlarını bugünkü düzeye getirebilirlerdi. Ancak, zaman içinde gelişmekte olan ülkelerde az da olsa kendi zenginliklerine sahip çıkma isteği belirginleşmeye başlayınca sömürgecilerin işi zorlaşmış, geçmişte olduğu gibi sömürülerini işgallerle sürdürmeyi geri plana atmış olmalarının sıkıntısını görmeye başlamışlardır.. Toplumlarını refah içinde yaşatma imkanı giderek zayıflayınca emperyalist güçler 19. ve 20. yüzyıldaki uygulamalarını yeniden bu defa bir takım ambalajlar içinde uygulamaya koymaya başmışlardır. Söz gelimi bu defa işgallerinin gerekçesi demokrasi ve özgürlük getirmek olmuş, ne hazindir ki bu saçmalık da geniş destek bulmuştur.

Bugün artık dünya jandarması ABD başta olmak üzere kitleler sokağa dökülmüş, kapitalist tüketim toplumunun sömürü ile bile ayakta tutulamayacağını haykırmaya başlamışlardır. Bu bakımdan kapitalist dünyadaki ayaklanmalar aslında bir taftan daha fazla refah isteği olarak yansıtılırken işin aslının kapitalist sisteme dönük red eylemleridir. Kısacası Arap Baharı Kapitalizmin sonbaharını engelleyemeyecek gibi görünüyor. Dileriz tüm bu gelişmeler sosyalizmin ardından kapitalizmin de sağlıklı bir sistem olmadığını dünyaya gösterir ve yeni arayış insanlığı Adil Ekonomik Düzeni kurmaya zorlar.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.