24 Ocak 2017 Salı25 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:45Güneş 08:15Öğle 13:23İkindi 15:54Akşam 18:18Yatsı 19:42
    • 15°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 1°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 12°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 83.037 -0.01
  • Altın: 147,024 0.13
  • Dolar: 3,7684 0.21
  • Euro: 4,0483 0.23

Demokrasilerde 'no' tuşunun yeri ve önemi...

Ahmet Kekeç

öfke belağatına uygun konuşmasını dinleyince şöyle düşündüm: Deniz Baykal bu işler için var. Başka da bir işe yaramıyor.

çünkü, Başbakan Erdoğan’da eleştirilen hususiyetler, hem de fazlasıyla, daha kentli, daha süzülmüş, daha durmuş oturmuş bir görüntü veren Deniz Bey’imizde mevcut.

İki lider...

İkisi de öfkeli.

İkisi de cerbezeli.

Erdoğan, ağzına geleni söylemekle (‘Ananı da al git’ örneğinde olduğu gibi), ne konuştuğunu bilmemekle suçlanıyor. ‘öfke bir belağat sanatıdır’ dediği için de Aydın Doğan’dan maaşlı adamlar tarafından topa tutuluyor.

Baykal’ın öfkesi ise takdir topluyor.

Doğrudur... Erdoğan, geçmişten tevarüs ettiği ‘müsamere ve münazara alışkanlığı’ndan kurtulabilmiş değil.

Hep öfkeyle kalkışıyor.

üstelik bunu siyaset diline dönüştürmüş durumda.

Bazı gereksiz ünlem ve vurgulamaları dışarıda tutarsanız, etkili konuştuğu bile söylenebilir.

Böyle olduğu için de (yani sözün şehvetine kapıldığı için de), bazen ‘kaza’ya mahal veriyor.

Deniz Bey’imiz de çoğunlukla öfkeyle kalkışıyor. Onda da münazara alışkanlığı (yahut refleksi) var.

üstelik, didişmeci.

Fakat, Erdoğan’dan farklı olarak, ne konuştuğunu bilerek konuşuyor.

Bunu şu şekilde somutlayabiliriz:

Bundan üç yıl kadar önce, henüz ortada fol yok yumurta yokken, ‘Cumhuriyet’in kurumları elden gidiyor’ gerekçesiyle bir ‘çankaya tartışması’ başlatmış, ülkeyi ‘olabilecekler’ konusunda uyarmıştı.

Söylediği özetle şuydu:

Bu meclis görevini yapmasın, cumhurbaşkanlığı seçiminde ‘anayasal takvim’ işlemesin, Başbakan çankaya’ya çıkmaya kalkışmasın (kendi partisinden birini de önermesin), derhal seçime gidilsin, Cumhurbaşkanı yeni meclis tarafından uzlaşmayla seçilsin.

Pekala, CHP’yle dirsek teması olan bir isim üzerinde de uzlaşılabilir.

Sonrasını hep birlikte yaşadık:

Danıştay suikasti, ‘e-muhtıra’, 367 saçmalığı, ‘Toplantı yeter sayısını 367’ye uydurmazsanız, ülkede çatışma çıkar’ diyerek Anayasa Mahkemesi’ni bu saçmalığa icbar eden sorumsuz siyasetçiler, Ergenekon faaliyetleri, Cumhuriyet gazetesinin bahçesinde patlatılan bombalar, silah üzerine yemin eden çeteler, Dink suikasti, mahkeme önü nümayişleri, darbe günlükleri, Cumhuriyet mitingleri...

Fakat herşeyi öngören, ‘ne konuştuğunu bilerek’ konuşan Baykal, adamının (önder Sav’ın), ‘no’ tuşu yerine ‘yes’ tuşuna basmış olabileceğini kabul etmiyor. Partisinin, bazı yandaş televizyon kanallarıyla yapmış olduğu alengirli sözleşmeleri hiç gündeme getirmiyor.

Dün, grupta yaptığı konuşmada, Erdoğan’ı da aratan bir cerbezeyle, ‘öfke belağatı’ndan örnekler sundu ve önümüzdeki vadede başımıza gelecekleri sıraladı.

Ne konuştuğunu bilen bir siyasetçi olduğu için (öfkesi ve çizdiği felaket senaryosuyla), hem öğretici, hem korkutucuydu.

Demek ki, Anayasa Mahkemesi’nde görülmekte olan dava iktidar partisinin aleyhine sonuçlanacak, bir numaralı sanık Erdoğan Yüce Divan’a gönderilecek.

Bu konuşmayı izleyince, ilk kez Bekir Coşkun arkadaşımıza hak verdim.

Demokrasilerde iktidarların kötü olması, şu ya da bu enstrümanlarla devre dışı bırakılması felaket değildir...

Ama insanlar ‘gönderilen’in yerine koyacak bir şey bulamıyorlarsa, bu ‘şey’ hiçbir zaman Deniz Baykal’ın CHP’si olmayacaksa...

Asıl felaket bu işte...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.